GERİ DÖN (DEPREMLE BERABER OLUŞAN EĞİTİMCİ GÖÇÜ ÜZERİNE) / Köşe Yazısı - Cevdet BALLI

7.11.2023 23:46:09
Cevdet BALLI

Cevdet BALLI

GERİ DÖN (DEPREMLE BERABER OLUŞAN EĞİTİMCİ GÖÇÜ ÜZERİNE)


Yaşadığımız bu büyük felaketle beraber sadece bir kısmımız ölmedi ve yine sadece bazı binalarımız en- kaz olmadı. Geçmişimiz geleceğimiz hayallerimizde enkaz altında kaldı.
Ayrıca yıllarca ektiğimiz tohumlarımız, emek verdiğimiz ve yeşermesini beklediğimiz umutlarımızda enkazda kaldı.
Evet bu, içinde milyonlarca acıyı barından ve eşi ben- zeri az rastlanır bir felaketti. Bundan dolayı yaşadığı- mız acının tarifi yok. Öldük, enkaz da kaldık, sakat kaldık ve muhacir olduk yaban ellerde.
Bölgemizi vuran bu depremler, ne yazık ki güzel in- sanların da bu toprakları terk etmesine sebep oldu. Elini taşın altına koyacak, yarınlarımızın tohumlarını ekecek, güzel yarınlarımızı hazırlayacak ve ye niden toplumun dirilmesini sağlayacak insanların çoğu zorunlu sebeplerle, yabancı olduğu diğer illere gitmek zorunda kaldı.
Öyle basit bir gitmek değildi bu gidiş. Valizlerine acılarını, kederlerini ve hüzünlerini doldurarak gittiler. Geriye baktıklarında terk edilmiş ve virane olmuş bir şehir ya da şehirler gördüler. İçleri yansa da ve ne kadar acı da olsa bu gitmek, çaresizliğin adıydı bu gidiş.
Bu gidiş öyle bir gitmek değildi;
Hayallerini, umutlarını, geleceklerini ve yarınlarını enkaz altında bırakarak gitmekti,
Ailesini, dostlarını, arkadaşlarını, komşularını kaybetmenin acısıyla gitmekti,
Evini, çocukluğunun geçtiği sokakları, mahallesini ve okulunu toz dumana emanet ederek gitmekti. Yıllarca biriktirdiği emeğinin birkaç saniyede toz toprak olup, yok olmasına şahit olarak gitmekti,
İnsanın bu dünyada bir şeyinin olmadığını ve her şeyin bir sahibinin olduğunu ve malı verenin de alanın da ‘O’ olduğunu öğrenerek gitmekti,
Ve en acısı dönüş hesabı yapılmadan gitmekti bu gidiş.
Şehirlerimizi yalnızlığa mahkûm ederek ve geride yok olmuş bir mazi bırakarak gitmekti bu gidiş.
Acımız ne kadar derin olsa da ve şehirlerimiz ne kadar yalnız olsa da, ektiğimiz tohumlar enkaz da kalsa da, çaresizce şehrimizi terk etsek de bu şunu biliriz ki;
Bu şehrin mesken olmuş her tuğlasında, aş olmuş her lokmasında, hayat olmuş her sokağında, gelecek olmuş her çocuğunda- gencinde, yeşermiş her ağacında cefakâr ve fedakâr insanların gayreti ve çabası vardır.
Şehirleri şehir yapan, kendinden vazgeçip toplumun inşası ve ihyası için gayret sarf eden insanlardır. Ve toplumları ihya edip ayağa kaldıran ve toplumları yeniden dirilten, kendinden çok toplumun ihyasını öncelik edinen ve kendini topluma feda eden insanlardır. O insanlar ki gecesini gündüzüne katarak yarınlarımızı inşa eden ve ben değil biz anlayışını hayat prensibi edinen güzel insanlardır.
Bizans zulmüne boğulmuş olan İstanbul’u bir medeniyet şehri yapan da, Moğol istilası ile yerle bir olan Bağdat’ı yeniden ayağa kaldıranlar da, Amerika’nın atom bombası ile yok ettiği Japonya’yı da yeniden diriltenler de ve 2. Dünya savaşında yok olan Almanya’yı yeniden ayağa kaldıranlar da hep bu cefakâr, fedakâr ve kendinden çok toplumu önceleyen insanlardır.
Öyleyse yeniden dirilmek için;
Her çocuğumuza umut olup, yarınlarımızın inşası için canla başla çalışmalıyız.
Kendisine dokunacak el ara- yan, dirilmek ve yeniden doğmak için güneşini bekleyen, yeşermek için suyunu arayan şehirlerimize can suyu olmalıyız.
Sokaklarda cıvıl cıvıl oynamayı bekleyen ve okulun sınıflarına can katan çocuklarımıza gelecek olmalıyız.
Ektiğimiz ağaçlarımıza, yarıda bıraktığımız umutla rımıza sahip çıkmalıyız.
Yeniden dirilmek için, yerinde dirilmek gerekir.

Bu yazı toplam 662 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş | Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.