MİSYONERLİKTEN İSLAM DAVETİNE: MUSA BANGURA / Köşe Yazısı - Hasan UYAR

14.05.2021 14:30:35
Hasan UYAR

Hasan UYAR

MİSYONERLİKTEN İSLAM DAVETİNE: MUSA BANGURA 
Hristiyan bir ailede doğmuş gerçek adı Moses Mark Bangura’nın çok ilginç bir hayat hikâyesi vardır. Atlas Okyanusu’nun kıyısında, dünyadaki elmas yataklarının %80’ine sahip olmasına rağmen en fakir ülkelerden biri sayılan Sierra Leone’da yaşıyor. Sierre Leone`li eski bir papaz olan Musa Bangura`nın İslam`la tanışma hikâyesi bugün bolluk içinde yaşayıp dinlerine ve Müslümanlara yeterince sahip çıkmayanlara ders niteliğindedir. 
 
Musa Bangura’nın hayatını değiştiren olayı yazar Ramazan Kayan, Moral FM’de Mehmet Paksu’ya şöyle anlattırKutlu Doğum Haftası doğrultusunda Afrika'nın Sierre Leone ülkesine gittiğini belirten Kayan, orada çok ciddi misyonerlik çalışmaları yapıldığını kaydetti. Kayan, Sierre Leone'nin dünyanın en zengin elmas yatakları ve verimli topraklara sahip olmasına rağmen İngilizlerin sömürgeci politikaları yüzünden halkın fakir ve aç kaldığını anlattır. 1960'lı yıllara kadar sömürge ülkesi olmuş. İngilizler çekildiği vakit ülkedeki elmas yataklarını yüz yıllığına kiralayıp el koymuşlar. Ülkede korkunç bir fakirlik var. Başkente günde sadece iki saat elektrik verilebiliyor. Ayrıca halk günlük yaşıyor. Çünkü günde bir öğün ya da iki öğün yemek bulabilen o günü kurtarmış oluyor. 
 
Ülke nüfusunun yüzde 60’ı Müslüman, yüzde 30’u Hristiyan, yüzde 10’u ise ilkel kabile dinlerindendir. 30-40 yıl önce yüzde 5 olan Hristiyan nüfusu misyonerlik çalışmalarıyla bugün yüzde 30'a çıkmış. İngilizler Sierre Leone halkını önce fakirleştirmiş, sonra cahilleştirmiş ve daha sonrada Hristiyanlaştırmışlar. Gezdiğimiz her yerde adım başı kilise, kilise okulu, kilise sağlık ocakları bulunuyor. Müslümanlar fakirlik yüzünden okul açamadıkları için çocuklarını kilise okullarına göndermişler. Kilisede Hristiyanlık ve İncil zorunlu ders olunca çocuklar Hristiyanlaştırılmış. Müslümanların imkânları olup okul açabilseler Kur'an ve İslam zorunlu ders olacak. Böylelikle halk da misyonerlerin ellerinden kurtulmuş olacak. 
 
Ramazan Kayan, Sierre Leone de isminden oldukça fazla söz edilen, İslam için yaptığı çalışmaları ile tanınan ve papaz iken sonradan Müslüman olan Brader Musa ile tanıştıklarını söyleyerek onun ilginç hikâyesini şu sözlerle devam ettirir. “Ailesi onu kilise okuluna göndermiş.  Okul başarısını görünce kilise onu rahip yapmak istemiş ve rahip eğitimine almışlar. Rahiplik eğitimi bittikten sonra Nijerya'ya Evangelist eğitimi almaya göndermişler. EvangelistHristiyanların en radikal ve en karşı olan mezhebidir. Daha sonra ise ondaki yetenekleri keşfettikleri için Güney Afrika Cumhuriyeti'ne göndermişler. Orada 'Müslümanlarla nasıl mücadele edilir, Müslümanlar nasıl Hristiyan yapılır?' gibi konularda eğitim almış.  
 
 
Ülkesine geri geldiğinde halkı Hristiyanlaştırma noktasında çalışmaya başlamış. O sırada bir rüya görüyor. Rüyasında bir adam ona: “Neden karanlıkta ısrar ediyorsun, neden aydınlığa çıkmıyorsun, neden insanları karanlığa çağırıyorsun?” diye sorar. Önce şeytanın beni dinimden uzaklaştırmak için benimle uğraştığını düşündüm. Unutmaya çalıştım. Bir değil, iki değil derken periyodik olarak görmeye başladım. Üç ay boyunca rüya beni kendi halime bırakmadı. Bu rüyadan çok etkilenen Bangura soluğu papazın yanında alır ve ona halini arzeder.  Papazın cevabı ise: “Sen çok etkili bir rahip olduğun için şeytan seninle uğraşıyor, aldırma.” şeklinde olur. Fakat bu rüyalar bitmez ve Musa aldığı cevaptan tatmin olmaz. Sonra şu rüyayı bir de çocukluk arkadaşım olan cami imamına sorayım dedim. Rüyasının tabirini sorduğunda ise aldığı cevap Musa’yı çok şaşırtır. “Kardeşim, Allah seni hiçbir aracı olmadan dinine davet ediyor, hala neden bekliyorsun? Hemen Müslüman ol!” dedi. Şimdiye kadar kimse beni İslam'a davet etmek için karşıma çıkmaya cesaret edememişti. Eve gittim ve düşünmeye başladım. Sonra Müslüman olmaya karar verdim. Bir Cuma günüydü ve Müslüman oldum. Moses Mark olan ismimi Musa yaptım. 
 
Musa Müslüman olmuştur ama bunun sadece lafta kalmaması gerektiğini bilen sorumluluk sahibi bir şahsiyettir ve ilk sorduğu soru şu olur: “Bugün benim Müslüman olarak ilk günüm. Söyleyin ben İslam için ne yapacağım?” Peki, Musa bu sözlerinde ne kadar samimiydi acaba? Bu sorunun cevabını da akşam başkent Freetown dayapılacak  olan papazların toplantısında  görmek mümkün. Musa oturum başkanı olarak katıldığı bu toplantının açılış konuşmasında şunları haykırır ve salonu terk eder: “Bugün 14.30 itibariyle ben ne bir rahibim ne bir Evangelist ne de bir Hristiyan'ım. Bir Müslümanım. diyerek başladım. İsmimde filan dedim ve rüyamı da anlattım. Ortalık bir anda karıştı. Onlar söylenirken ben gittim. İki papaz peşimi bırakmadı ve evime gelerek sabaha kadar ikna etmeye çalıştılar. Sonra anladılar ki; biz bunu kaybettik. Toplantıdaki rahiplerden birisi de onun öz abisidir ve meclise şöyle der: “Siz onun ne kadar yetenekli biri olduğunu biliyorsunuz, eğer onu ortadan kaldırmazsak ülkemizde Hristiyan kalmaz.” 
 
Bu infaz kararı, annesi tarafından Musa’ya ulaştırılır. Ardından onu yıldırmak için kilise, Musa’nın tüm mal varlığını elinden alır, onu eşi ve çocuklarından alıkoyar. Bunların hiçbiri Musa’yı vazgeçirmez; çünkü o bir mümindir ve Allah’a teslim olmuştur. “Sen, artık Allah’a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin.’’ (Neml Suresi 79. Ayet Meali) 
 
Bir ceketimle çıktım. Ben o zaman , Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Mustafa'nın evine sığındım. Beni orada üç ay kadar sakladılar. Her yerde beni arıyorlar. Üç ay sonra Şeyh Mustafa hükümet yetkililerine ve üst düzey kesimlere "Bu ülkede nice kimseleri Hristiyan yaptınız, sesimizi çıkarmadık. Bir Hristiyan papaz Müslüman olunca öldürmeye çalışıyorsunuz. Eğer bu kişiye bir şey olursa biz bunu din savaşı sayarız ve savaş çıkarırız!" deyince ortalık duruldu. 
 
Güçlü bir aslan gibi tekrar meydanlara indim. Bir mobiletim vardı. Tebliğe ilk nerden başlayacağımı düşündüm. Rahip olduğumda ilk gittiğim köye döndüm. O köyü ben Hristiyan yapmıştım. Onları İslam'a davet ettim ve ilk günde 37 kişi Müslüman oldu ama bu seferde cami istediler. Para yok, pul yok ne yapacağım. Ben Hristiyanlık’ta İncil'i çok iyi biliyordum. Sonra düşündüm papazlarla düello yapayım. Onların hepsine haber yolladım. Gelin halkın önünde tartışalım. Radyo, televizyon veya stadyum olur. Gelin tartışalım. Siz beni yenerseniz ben Hristiyan olmaya hazırım, ben sizi ikna edersem siz Müslüman olursunuz, dedim. Allah bana yardım eder, diye düşündüm. Ve o günden bugüne bu yolla 613 tane papaz Müslüman oldu. Halk bunu görünce 5115 kişi Müslüman oldu. 
 
Sohbet esnasında bir kişi “İnsanoğlu unutur, yanılır. Sen nasıl dinini bu şekilde pazarlık konusu yaparsın?” diye sorar. Musa’nın cevabı çok manidardır: “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed Suresi: 7) 
 
Ama Musa, Müslüman olanların bu sefer farklı ihtiyaçları olduğunu ve bunun içinde 'Why İslam' diye bir teşkilat kurduğunu anlatarak “Bunların sorunlarını gidermeye çalışıyorum” dedi. Okullar ve hastaneler çoğunlukla onların denetiminde. Müslüman çocuklar bu okullara gittiklerinde, dualarını bile Hristiyan usullerine göre etmek zorunda kalıyor. Hastanelerin de Müslümanları kabul etseler bile önceliği Hristiyanlara verdiğini söylüyor.  
 
Bugüne kadar Türkiye dışında sadece iki Müslüman ülke görme imkânı bulduğunu, bunların hac için gittiği Suudi Arabistan ile bir seminere katılmak için gittiği Libya olduğunu belirten Bangura, “Medine'de insanlar Mekke'ye göre çok daha dost canlısıydılar. Medine'nin atmosferi İstanbul'a benziyordu. Libya ise Türkiye ile mukayese dahi edilemez.” Türkiye'nin tarihi ve İslami bakımdan muhteşem bir ülke olduğunu ifade eden Bangura, "Allah'a bana Türkiye'ye gelme görevini vermesi için dua ediyordum. Allah bu duamı kabul etti. Şükrediyorum." dedi. Türkiye'de insanların dost canlısı olduğunu, burada kendisini evinde hissettiğini, İslam’ın ülkeye rengini verdiğini gördüğünü belirten Bangura, "Binlerce cami var. Türkiye'de bulunmak bana gurur verdi. Ülkeme dönünce anlatacak çok şeyim var." diye konuştu. Fatih Camisi'nde cuma namazı kılma imkânı bulduğunu ve camideki atmosferden çok etkilendiğini kaydeden Bangura, "Fatih Camisi'nde namaz kılarken sanki cennetteydim. Allah'ın huzuruna çıktığımı başka hiçbir yerde böylesine kuvvetle hissetmedim." ifadesini kullanır. 
 
Bir zaman sonra İHH, Musa Bangura’ya taksi parası adıyla bağış yapar. Musa, o tarihten sonra bisikletle değil araçla köyleri gezmeye başlar. 2012 yılında da Türkiye’ye gelir ve dönerken de yardım dernekleri tarafından ona bir minibüs bağışlanır. Unutamadığı bir anısı sorulduğunda şunu anlatır: 
 
“Ülkemizde ünlü bir papazla karşı karşıya gelmek ve münazara düzenlemek istiyordum. Biliyordum ki onun Müslüman olmasıyla birçok insan da İslam’a girecekti. Papazı ikna ettim, tek bir sorunumuz vardı. Münazaranın düzenlenmesi için 12 milyon leone gerekiyordu. Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında yarı yarıya ödenecekti. Daha sonra bir Hristiyan 8 milyonu ödedi ve bize 4 milyonu bulmak kaldı. Günlerce o parayı bulmak için uğraştım ama toparlayamadım, sonunda maalesef münazara iptal edilmiş oldu. Hala o münazaraya çıksam kaç kişi Müslüman olurdu diye düşünüyorum.” 
 
Burada üzüleceğimiz nokta şudur ki; 4 milyon leone sadece 1000 dolara karşılık geliyor. Afrika’nın bir ülkesinde, yoksulluk içinde bir İslam davetçisi 1000 dolar bulamadığı için belki de yüzlerce insan İslam’ı tanıyamıyor. Bugünlerde Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde tüketim çılgınlığı devam ederken, “davet” için bütçemiz kalmıyor. Dahası bu arayıştan haberimiz bile olmuyor. 
Banguradiğer üzüldüğü nokta ise şöyle açıklıyor: “O kadar kişiye İslam'ı tebliğ ettim ama hala annem babam Müslüman olmadı."  Allah’ın rahmeti ve bereketi insanları karanlıklardan aydınlığa davet edenlerin üzerine olsun.” AMİN 
 
 
KAYNAK: 
1-Moralhaber 
2-Yaşam Haberleri 
3- Yazar Ramazan Kayan 
4-Yazar Hakan Emin Öztürk 
5-Çeşitli internet haber kaynakları 

 

Bu yazı toplam 168 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş | Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Güneş dünası panel tarımsal sulama