GAZZE:KIYAMETİN PROVASI / Köşe Yazısı - Hülya AKCEBE

23.01.2024 11:32:35
Hülya AKCEBE

Hülya AKCEBE

 GAZZE: KIYAMETİN PROVASI 

İnsan bildiği yolları çok iyi tarif eder değil mi?

Kodlamıştır beyninde yerleşik güzergâhları. Kaybolacak olsan bile tanıdık bir dükkân çıkar karşına ya da orayı avucunun içi gibi bilen bir esnaf yetişir imdadına. Ne aradığını ne alacağını biliyorsan gideceğin yerler bile bellidir zihin haritanda. En azından öyle biliyorduk biz depremden ve 7 Ekim’deki sarsılmadan önce. Hangisi kıyametin provasıydı sizce. Deprem mi Gazze’deki soykırım mı?

Bence soykırım! Neden mi? Bu kadar çocuk ölürken yerin üstünde ve yerin altında ancak Allah bilir ne işkencelere ne sapkınlıklara maruz kalırken dünyanın sadece kuru kalabalıktan ibaret kalması bence kıyametten daha beter bir şeydi. Çünkü depremde benim topraklarımda o lanet İsrail’in bile çadırı vardı sözde yardım adına. Ama Gazze’nin kapıları bile hala kapalı… Soğuk, açlık, savaş, hastalık ve ambargo. Hangisi daha zor? Bu bir insanlık suçu. Bütün vicdanlar şahit olmasına şahit ama gerçekten çaresiz mi? 

Ben de yürüdüm şehrimin sokaklarında mitinglere katıldım öğrencilerime anlattım dua ettim ama durmadı. Boykot ettim ama içimdeki yangın sönmedi. Arkadaşlarımla konuştum her defasında kahrolsun itrail dedim ama Gazzeli Ahmet’in travmasının önüne geçemedim. Allah’a emanet ettim onları Allah’ım Sen acılarını hafiflet dedim ama bende Allah’ın yeryüzündeki memuru değil miydim görevim sadece bu mu olmalıydı sorguladım sorguladım…

Sonra Peygamber(s.a.v)’i nasıl özlediğimi hatırladım. O Allah’ın yeryüzüne rahmetinin tecellisiydi benim gözümde. O(s.a.v) şimdi burada olsaydı ne yapacağımızı net olarak söylerdi bize dedim. 

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a sonsuz hamdolsun Peygamberimize sonsuz selam olsun ki emanet yani Kur’an hala aramızda ve ben bugün dünden daha iyi biliyorum ki Kur’an’a sımsıkı sarılanlar gerçekten destek vermiş olacak o çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve Gazzeli mücahitlere… Allah’ım muvaffak eyle. 

Kur’an bizimle ama kalplerimiz paramparça. Bunca kalabalık yığın bir anlam ifade edemiyor baksanıza. Bunu da sorguladım neden işe yaramıyoruz neden varlığımız bir anlam ifade etmiyor diye.  

Önceliklerimiz değişti bizim. Kalplerimiz birbirimize karşı kinle hasetle dolup taştı heybemizdeki dil yaralarından bahsetmiyorum bile. Ne oldu böylece gücümüz gitti çünkü kardeşlik algımız zedelendi bizim. İmanımızı korumanın yolunun birbirimizi sevmekten geçtiğini unuttuk galiba. Karanlığa alışırsak Güneş batıdan doğacak haberiniz ola. 

Büyükler bu kadar körelmişken çocukların çocuklara sahip çıktığını gördüm ben. Küçücük çocuklar kuşanmış davanın mücadelesini. Tertemiz zihinlerine yerleştirmişler İsrail kötü ne işimiz var onlarla bizim, içmiyoruz kolasını yemiyoruz cipsini darısı artık büyüklerin başına.

Her ne olursa olsun Müslüman Allah’tan ümit kesmez kesmemeli diyen Kur’an da aradım şu halimizin şifasını ve Haşr Suresi 10. Ayette buldum ben cevabımı;

 

“Onlardan sonra gelenler şöyle yakarırlar: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla göçüp gitmiş olanları bağışla! İman edenlere ilişkin gönlümüzde en küçük bir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphe yok ki Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”

 

Bu ayeti yaşamak mitinglerde yürümekten boykottan daha ağır ben başladım kendi kalbimi hesaba çekmeye darısı tüm kardeşlerimin başına. Vesselam.

 

Bu yazı toplam 185 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş | Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.