ÖLÜ EVİNDEN ANILAR / Köşe Yazısı - Dilber ULUÇAY

5.12.2022 22:25:50
Dilber ULUÇAY

Dilber ULUÇAY

 
 
 
 
 
ÖLÜ EVİNDEN ANILAR

“Göremeyeceğim ufuklarını;
Doğduğum ilin;
Suçum yok ama mahkûmum
Ömür boyu acı çekmeye.
Damda baykuş ötecek,
Sesi ormana yayılacak,
Kalbim kederle sızlayacak,
Ama ben orada olmayacağım.”

Dostoyevski, 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. 10 ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası 4 yıl kürek, 4 yıl da adi hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmek için Sibirya’da bulunan Omsk Cezaevi’ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. 
Ölüler Evinden Anılar, yazarın sürgün yıllarını anlattığı otobiyografik bir romandır. 
“Kim bu mahvolmuş kalplerin derinlerine inip bütün dünyadan saklanmış şeyleri olduğu gibi söyleyebilir ki?” diyen yazar; Goryançikov’un (baş karakter)  anıları aracılığıyla toplumun farklı kesimlerinden gelen mahkumlarla ilgili yaptığı kişilik analizleriyle insanı derinden etkiler. Cezaevine girdiği ilk günden başlayarak, hapisteki son gününe kadar yaşadığı, şahit olduğu olayları ve hissettiklerini ayrıntılı bir şekilde gözler önüne serer.
Goryançikov’un hapishane ile ilgili gözlemlerinden biri şudur: Hapishaneye her gelen hemen herkesle kaynaşıverir, kendini evinde gibi hisseder ve arkadaşlık kurar. Ama Goryançikov için durum böyle değildir. Çünkü Goryançikov bir soyludur, bu yüzden diğer mahkûmlar tarafından dışlanır. Sonunda kendisi de anlar ki; mahpusların en iyisi olsa da ömrünün sonuna kadar özel bölümde kalebent olarak kalsa da, onu arkadaş olarak saymayacaklar. Soylu olmasından dolayı dışlanması bir yana aşağı tabakadan birileriyle aynı cezaya çarptırılmak, alışkanlıklarından vazgeçip onu doyurmayacak bir çevreyle temas etmek zorunda olması Goryançikov’a hem maddi hem de manevi çok zor zamanlar yaşatır. 
Yazar kitapta hapishane hayatını anlatırken, hastane için ayrı bölüm ayırır ve bu bölümde yaşananlar da pek iç açıcı değildir. Her ne kadar mahkumların hastane bölümünde maruz kaldıkları şeyler çok iyi şeyler olmasa da, yazar yaşanılanlardan doktorlarları sorumlu tutmaz, aksine onlardan iyi bahseder.
Hapishane ve hastane ortamının ayrıntılı ve etkili bir şekilde anlatıldığı bu eserde yazar en çok ceza sistemini eleştirir. Örneğin kaçmanın imkansız olduğu bu hapishanede pranga kullanılmasına kendince bir açıklama bulmaya çalışır ama bulamaz. 
“Ya bu duvarların arasında kaç gençlik boşu boşuna çürüdü gitti, nice yetenekler boş yere mahvoldu!... Buradaki adamlar olağanüstü insanlardı. Belki de milletimizin en yetenekli, en güçlü adamlarıydı. Bunca yetenekli adam boş yere, doğal olmayan bir şekilde, büsbütün mahvolmuşlardı. Peki. Ama kabahat kimin?”
Kitap, Dostoyevski’yi daha yakından tanımak için okumaya karar verdiğim bir eserdi. Açıkça söylemek gerekirse, Dostoyevski’nin okuduğum diğer kitapları gibi kendisine hayran bırakan bir eser olmasına rağmen psikolojik olarak çok yorucu ve etkileyici bir kitaptı. En etkileyici bulduğum taraf -mahkumların yaşadıkları fiziksel zorluklardan ziyade-; bize, yani (tutsak / mahkum olmayan) özgür insanlara küçük gelen şeylerin mahrumiyetinin bile, mahkumları (yahut mahrumları) psikolojik olarak nasıl etkilediğinin böylesine net bir şekilde gözler önüne serilmesiydi. Mahkumların fiziksel ve psikolojik olarak yaşadıkları zorlukları okuyucunun iliklerine kadar hissedeceği aşikâr. 
Çok fazla karakter olması okuyucuları zaman zaman sıkabilir. Bazı tasvirlerin gereksiz uzunluğu da bir handikap olarak belirtilebilir. Fakat harika bir Dostoyevski romanıydı.
 


 

 

 

Bu yazı toplam 198 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş | Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Güneş dünası panel tarımsal sulama