Dost ile Hasbihal / Köşe Yazısı - Bilal AKGÜL

Bilal AKGÜL

Bilal AKGÜL

DOST İLE HASBİHAL

Hasbihal her hâlükârda sağlıktır, terapidir diyor üstad Kemal Sayar. Batılı bir yazar ise kilisenin, din görevlisinin hayattan çekilmesi ile psikolog ve psikiyatristlerin hayata girmesi arasında ters bir orantının olduğunu söyler. Bugün memleketimizde de olan bundan çok farklı değil.

Din, kişinin toplumsallaşmasının, toplumla hemhal olmasının, hasbihal ortamı oluşmasının önemli bir vesilesidir. Kimi zaman dinin müntesipleri ile kimi zaman kaynakları ile kimi zaman Allah’la…

Hasbihal, nasıl ki hayatın bir sigortası, bir olmazsa olmazı ise, dostta hasbihalin zorunlu bir şartı hükmündedir. Dost, şartlara, zamana ve mekâna göre farklı bir “hüviyet” kazanabilse de varlığı, gerekliliği tartışma dışıdır.  Dostumla beraber değilken bile onun içimdeki sesini işitirim der Wilhelm Schmid.

Dostluk, mevcudiyete bir ayna, affediş için bir ahit... O yüzden dostluk ahde vefadır, evvelde verilmiş söze vefadır. Dostluk bize sadece kendimizi başkalarının gözünde görme imkânı vermez; defalarca sınırı aştığımız halde affedildiğimiz için, bizim de affetmemizi gerektiren birinin varlığını gösterir der Kemal Sayar.

Dost, hasbihalin yanında yolun da olmazsa olmazıdır. Yoldaşın, yola çıkmadan önce tutulması, dost olunması, gönüldaş olunması gerekir. Bundan dolayıdır ki Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Önce refik, sonra tarik” demiştir. Önce yoldaş, sonra yol… Bundan olsa gerek ki rahmetli Fethi Gemuhluoğlu “Kâinat, eflâk aşk üzere, dostluk üzere halkedilmiştir.” der.

Gemuhluoğlu, dostluğun, özellikle fikre dost olmanın önündeki engel olarak tenkid anlayışımızı gösterir. ”İslam… tenkid üzere değildir; İslam, tebliğ üzeredir… Bizim son zamanlarda çektiğimiz, tenkid ile vakit geçirmiş olmamızdandır.”

Fikre dost olmak elzemdir. Ancak fikre dost olursanız tarihe dost olursunuz, coğrafyaya dost olursunuz, ormana, ağaca, börtü böceğe dost olursunuz. Dost olmanın bir şartı da bundan dolayı “bilmek”tir. Tarihi bilmeyen tarihe dost olamaz. Coğrafyayı, ormanı, ağacı bilmeyen bunlara dost olamaz. Tarih düşmanlığı yapanlara baksanıza… Yine medeniyet düşmanlığı yapanlara…

“Size, coğrafyaya dost olamadığımız için, Anadolu Beylerbeyliğini de artık çok görüyorlar… Eskiden vâli gönderdiğiniz yerlere şimdi sefir-i kebir gönderiyorsunuz. Son Bağdad vâlîlerinden biri, Süleyman Nazif Bey; Vâlâ Nureddin Bey ‘in babası son Beyrut valilerinden Nureddin Bey. Bıraktığımız Beyrut’u görüyorsunuz.”

Vakte dost olmak gerek Gemuhluoğlu’na göre. Çünkü vaktin de bir eceli vardır. Vakit mahlûktur. Halkedilmiştir. Her daim muhasebesini yapmalı, kadr-u kıymetini bilmeli vaktin. Zayi olan, değerlendirilemeyen vaktin telafisinin olmadığını bilmeli, her anın muhasebesi, planı yapılmalı, değeri bilinmeli…

Uykuya ise dost olmamalı… Dirilişin önündeki bir engeldir uyku. Düşman mı olalım peki? Hayır, düşman da olmayalım. Sadece dost olmayalım. Bir mesafe olsun her daim aramızda. Bir ölçü… Ya da bir teyakkuz hali… Veya uyanıklık hali…

Bir de yenilgisi hali vardır hayatın… Düşüşün… Refikin sınanma halleridir bu haller. Ya da dostluğun hakikatinin miyara vurulduğu an… Herkesin etrafından sıvıştığı o günde, senin yanında ve arkanda kaç kişi kaldı? İşte onlar tabutunu da taşıyacak olan adamlardır der Kemal Sayar.

“Eğer arada kalbimiz kırıldıysa bu samimi olduğumuzdandır: Sevgi ve bağlılık çaresizliğini kalp kırıklığından daha güzel ne ifade edebilir? İnsan olmanın özüdür kalp kırıklığı, yolda olmanın, yolda bulduklarımıza ihtimam göstermenin özüdür.”

Kalbi dosta açmak gerek der Kemal Sayar. Kalbi dosta açmak rahmetin, bereketin hatta kerametin kapılarını açar ona göre. Sahi, kalbini aç(a)madığın kişi ne kadar dost olur ya da ne kadar dost kalır. Dostluğun ön şartı kalp iletişimidir desek abartmış mı olur acaba?

Dostluk bir aşk üzere kurulur, aşk üzere devam eder, dünya üzere biter.

Sadakat üzere inşaa olur, hırs üzere biter.

Fedakârlık pınarından beslenir, cimrilik üzere biter.

Dava üzere temellenir, menfaat üzere biter.

Habil üzere kurulur, Kabil üzere biter.

Yokluk ve kanaatten beslenir, varlık ve açgözlülük üzere biter.

Rabbim bizlere sahici dost(luk)lar nasip etsin. Amin.

 

Kaynakça:

Başı Sınuklar İçin Kılavuz, Kemal Sayar, Kapı Yayınları, Eylül 2019, İstanbul

Dostluk Üzerine, Fethi Gemuhluoğlu, Seçil Ofset,

Bu yazı toplam 229 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş | Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Güneş dünası panel tarımsal sulama