İSLAM'IN İNSANLIK MANİFESTOSU / Köşe Yazısı - Enver YILANLI

16.4.2015 23:03:57
Enver YILANLI

Enver YILANLI

İSLAMIN İNSANLIK MANİFESTOSU
                                                                                “İslamın hakikat iddiası hakimiyet iddiasından önce gelir “

Düşüncenin okullaşması ne demektir?

    Önce İslam dünyasında, ardından da küresel ölçekte toplumsal ve siyasal dönüşümü sağlamayı amaçlayan bir projedir. Bu noktada bütün beşeri sistemler tek tek denenmiş, insanın huzuru, refahı, mutluluğu ve kurtuluşuna çare olamamışlardır. Bu ihtiyacı karşılayabilecek tek alternatif İslam’dır.
     Bu bağlamda bakıldığında İslam dünyası çeşitli yapılar kurmakta fakat başarıları kısmi olmaktan öteye geçememektedir. Bunun temel nedeni düşüncenin okullaşamamasıdır.
Düşüncenin okullaşmasından kastedilen, düşüncenin bir okul sistematiğinde ifade edilmesidir. Yani süreç içerisinde gelişen düşüncenin, sistematik bir karakter taşımasıdır. Dolayısıyla düşüncenin okullaşması bir anlamda toplumsal yönelimin sonucudur.
    Düşünce okullaşırken temel argümanlardan biri kullanılacak dildir. Dilden kasıt Kur’an ve peygamberin dilidir. Bu noktada sistematik sözcüğünü de açmak gereklidir. Düşüncenin sistematiği denilince; düşüncenin yapılandırılmış ve kendi içinde tutarlı bir şekilde ifade edilmesi anlaşılmalıdır. Düşünce belirli bir yönteme bağlı kalınarak ifade ediliyorsa, düşünsel düzenlilik gerçekleşmiş demektir ki bunun adı sistematik düşünmedir.
    “Bu sistematik dil gelişirken kavramsal hiyerarşi nasıl kurulacak?” sorusu akla gelmektedir. İlmi bir tasnif çabasıyla kurulacak olan kavramsal hiyerarşi, kavramlar arasından merkezi olandan tali olana doğru şeklinde gerçekleşecektir. Böylece tespit edilen kavramlar Kur’anî bir kıstastan geçirilir.
Dolayısıyla ortaya konulan kavramlar detaylı bir şekilde yetkinlikle incelemeye tabi tutulup kavram dili ortaya çıkarılmış olur. Bütün bu çalışmalar yapılırken kaçınılmaz olan şey İslam’ın, rakipleriyle karşılaşmasıdır. Burada yetkinlikten bahsedebilmemiz için önce İslam’ı çok iyi kavrayıp uygulamak sonrada karşı cephedeki bütün sistemleri artısıyla eksisiyle en ince detayına kadar bilmek gereklidir. Tam da burada bir pasaj açıp olayı somutlaştırmak gerekir. Moderniteyi incelediğimizde üç kavram üzerine kurulu olduğunu görürüz: Hümanizm, rasyonalizm, ve sekülarizm. Birey, vatandaş, bilim ilerleme, özgürlük,ve insan hakları gibi kavramlar bu üç unsurdan türemiştir.
    Modernite ile İslam arasındaki zıtlıklar insanın tanımı ve bilginin mahiyeti konusunda ortaya çıkmaktadır. İslam’ın model insanı olan Müslüman her şeyden önce Allah’ın kuludur. Allah’tan başka üst otorite tanımaz ve onun sözlerini emir olarak kabul eder. Modernitenin bireyinden öz olarak farklıdır. Birey iyi-kötü, doğru-yanlış normlarını kendisi belirler.
    İkinci zıtlık bilginin mahiyeti konusudur. İslam’da vahiy mutlak ilimdir. Modernitede ise bilginin kaynağı akıl ve bilimdir. Gözlem ve deney yoluyla elde edilir.
    Siyasal ve toplumsal alan üçüncü  zıtlık alanıdır. Batı’da bireylerden oluşan topluluğa toplum denir. İslam’da ise müminlerden oluşan topluluğa ümmet denir. Ümmet inanç bağıyla birbirine kenetlenmiş yapıdır. Dolayısıyla haklar ve özgürlükler temelinde şekillenmiş olan modern toplumdan özde farklıdır. Müslüman özgür birey değildir. Allah’ın kuludur. Dolayısıyla özgürlük anlayışı da farklıdır. Bu bilgiye sahip olduktan sonra yani düşünce sistematiğini kurduktan sonra modern dünyanın bütün sistemleri İslam süzgecinden geçirilmeli olumlu ve olumsuz yönleri orta yere dökülmeli ve böylece İslam’ın yegane kurtuluş olduğu insanlara anlatılmalıdır. Çünkü şurası bir gerçektir ki Batı dünyası üretebildiği bütün ideolojileri üretmiş, 20. yy’da bu birikimi tüketmiştir. Bütün bu ideolojilerin sonunda gelinen nokta insanlığın hüsranı olmuştur. Dolayısıyla Batı artık yeni bir şey üretememekte, ürettiğini tüketmektedir. Geriye İslam kalmaktadır. Ancak burada bir önşart vardır: İslam’ın başarısı da yine Müslümanların gayretine bağlıdır. Müslümanlar insanlığın sorun ve ihtiyaçlarına cevap verecek yetkinlikte bir ideoloji üretemezlerse ortam ve olayların akışı ne denli uygun olursa olsun, arzulanan netice elde edilemez. Bahsedilen çalışma düşüncenin usulen bir karakter taşıması ve iç tutarlılık yani ilmi birikim yoluyla okullaşması şeklinde olacaktır.
    Bu bağlamda muhalif düşüncenin mağlup edilmesi İslam’ın zaferi için en temel koşuldur. Bunun yolu ise  modernite ve postmodernitenin çok iyi bilinmesinden geçmektedir. Bunun yapılabilmesi için de sağlam bir İslami bilgi şarttır. Aksi halde bu iddiayla yola çıkan Müslüman’ın karşıt düşünceden etkilenmesi dahi gündeme gelebilir.
    Bu konuda en önemli örneklerden biri Gazali’dir. Gazali Yunan felsefesini en ince detayına kadar tahlil edip, hakim olduktan sonra  derin İslami bilgisiyle eleştiriler getirmiştir. Tam da bu noktada şu hususa değinmek gerekir ki;  Gazali’yi ortaya çıkaran Gazali’den önceki çalışmalardır. Dolayısıyla Gazali örneğinde olduğu gibi,  düşüncenin okullaşması bireysel olmaktan ziyade toplumsal bir vakadır. Toplumun bu yöne kanalize olması elzemdir.
    Yazımızın başından beri izah etmeye çalıştığımız düşüncenin okullaşmasının bir formatının olması gerekir. Bu format şöyle olacaktır. Öncelikle temel kavramlarda netlik sağlanır. Yeni paradigma temel kavramlarını özgün bir şekilde oluşturur. Ardından muhalif düşüncenin kavramları yetkin bir şekilde eleştirilir ve mağlup edilir. Kavramlar oluşturulurken dikkat edilecek husus, bütün kavramların İslam süzgecinden geçirilmesidir.
    Düşüncenin okullaşması; tebliğ ve cihadla amaçlanan hedefe ulaşmanın da en kestirme yoludur. Zira modernite adeta bütün insanlığın soluduğu kirli bir atmosfer gibi  dünyadaki bütün insanların zihinlerini etkilemektedir. Bu etki kırıldığında insanlar, tabiri caizse, temiz hava soluyacak ve tercihlerini de sağlıklı bir şekilde yapabileceklerdir. Bu durum ferdin İslami anlamda kendisini yetiştirmesini sağlayacak, beraberinde İslami bir toplum ortaya çıkaracaktır. Bu anlamda İslami bir toplumun oluşması ideolojik zemini güçlendirecek, bunun ardından somut bir siyasal program gelecektir. Bütün bunlar yapılması gerekenlerdir. Birazda mevcut İslam dünyasının içerisinde bulunduğu duruma bakalım:
    Bugün İslam dünyasına baktığımızda ideal olandan çok uzak bir görüntü ile karşılaşıyoruz. Birlik ve beraberlikten yoksun, idealleri farklı ,ortak paydaları azalmış, siyasi ve kültürel bir bölünmüşlük görülmektedir. Bu manzaranın sonucu olarak da Müslümanlar kan ağlamaktadır. Bizler adeta kusurlu plan taslağıyla kusursuz bir bina yapmaya çalışmaktayız. Bunun da temel nedeni düşüncenin okullaşamamasıdır.   
    Düşünce sistematik, kendi içinde tutarlı, yetkin bir şekilde ifade edilirse; uygulandığı bütün coğrafyalarda benzer sonuçlar verecektir. Uygulanan düşünce sistematiğinin insan fıtratına en uygun sistem olan İslam olduğu düşünüldüğünde başarı kaçınılmazdır. Kur’an’ın ifadesiyle insana az bir ilim verilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in bu ilahi fermanı doğrultusunda bakıldığında, beşeri sistemlerin tamamında eksikliklerin olması kaçınılmazdır. Bu da bizi ilahi mesaj olan İslam’ın tek alternatif olduğu sonucuna götürür. Dolaysıyla Müslüman, aktif bir şekilde aklını kullanacak, Kur’an ve sünnet doğrultusunda düşünceyi geliştirip okullaştıracak ve bu yolla Batı medeniyetinin İslami bir eleştiriye tabi tutup, bütün eksikliklerini ortaya çıkaracak, modernite ve postmoderniteyi mağlup edip, tüm dünyaya yegane kurtuluş reçetesi olarak İslam’ı sunacaktır.
    Bütün bunlar gerçekleştiğinde insanlığın yaratılışının gereği olarak İslami bir öze geri dönüş yaptığı görülecektir. Böylece yeryüzündeki haksızlık, zulüm, güçlünün haklı olması, mutlu bir azınlık için mutsuz genelin feda edilmesi, insan haklarına riayet edilmemesi, her türlü çifte standart gibi unsurların son bulduğu görülecektir. Düşüncenin okullaşması ile beraber dünyada esecek İslam rüzgarları ile insanlık feraha ulaşacak bütün insanlığın huzur ve güven içerisinde Allah’a kul olma yolunda ilerlemesi mümkün olacak bu durum da beraberinde her iki dünyada kurtuluşa vesile olacaktır.

Enver YILANLI

 

Bu yazı toplam 2300 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.