Ancuz Köyü’nün güzel insanı Şeyh Mıhemed Hakk’a yürüdü… Mekânı cennet olsun. Rabbim taksiratını affetsin.
Bu satırları okuyanlardan bir kısmı dudak bükebilir bundan sonraki yazacaklarımıza. Köyden bilen bilir Şeyh Mıhemed’i (Namı diğer Mehmet Bayat’ı. Aynı köyde ikamet etmeme rağmen Mehmet Bayat’ın vefat ettiğini söyleyip asıl namı ile hitap etmese idiler benim bile çıkarmam mümkün değildi.)
Gürültünün, patırtının içinde sükûnetle dolaşmasını... Yoldaki dikenleri kalp gözü ile işaret etmesini… El yordamı ile değil, gönül gözü ile yola revan olmasını…
Şeyh Mıhemed’in vefat ettiğini ilk duyduğumda bir burukluk, bir hüzün kapladı içimi. İçimi, yalnızlık denizinin mütevazı bir müntesibi olarak, derin bir üzüntü doldurdu. Çölün bir sakininin, sürgün ülkeden asıl ülkeye rücuuna şahitlik etti. Gurbetten asıl ülkeye uğurlandı iki gün önce Şeyh Mıhemed.
Evliliği, bu konudaki arayışı, “bir çatı” oluşturamamanın ruh halini son nefesine kadar derin bir yara olarak taşıdı göğsünde. Bu yara sadece Onun değil, yakın çevresinin, eş-dostunun da bir yarası oldu aynı zamanda. Öyle değil miydi ki; “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)
Peki, araştırmacılığına, mesela taş yontmaya olan ilgisine, sonra tarihi yerlerle ilgili merakı ve başına bin bir musibet almasına ne demeli? Çubukla su aramasına bilim tam olarak nasıl bakıyor? Yaptığı işlerin çeşitliliği bir noktada bizleri fazlasıyla mutmain ediyor: Yetenekli, bir elinde bin marifet olan biri.
Nasıl bir portre çizilebilir peki onun için? Tüm bunlar tam olarak nasıl bir karaktere, nasıl bir yeteneğe işaret ediyor? Feleğin çarkından geçen biri olarak görmek yeterli midir? Ya da ruhlar âlemi ile bağı olan… Bir evliya olarak görmek mümkün mü acaba? Allah’ın divanesi olarak gören yok mudur?
Sorular hem nitelik hem de nicelik açısından çoğaltılabilir. Daha farklı, burada izah edemeyeceğimiz özellikleri de var mesela… nitelik bahsinde… İşte, nitelik bahsindeki bu yeni özellikler soruları nicelik olarak da çoğaltmaktadır.
Bu satırların yazarına göre bahsi geçen soruların önemli bir kısmı ile Şeyh Mıhemed arasında bir ünsiyet bağı kurulabilir. Her soru ile ilgili bazı özellikler bulmak mümkündür onunla. Zamanın Ebu Zerr’i denilebilir mesela. Bir boyutuyla… Yalnızlığı ile mesela. Kurulu hiçbir düzene tabi olmaması ile mesela. Mesela bu dünyada dikili bir fidanının olmaması ile. Sürgün ülkede köklerini toprağa salamaması ile mesela.
Mekânın cennet olsun güzel insan. Bir hoş sâdâ bırakarak gittin.
Bize ise gurbet diyarının hüzün ve kiylu kalı kaldı.