BARBAR MODERN MEDENİ / Köşe Yazısı - Ömer ELVEREN
Ömer ELVEREN
Bu yazı Eğitimle Diriliş dergisinin Mayıs 2025 tarihli 23. sayısından alınmıştır.
İlk baskısı 2018 yılında İnsan Yayınları tarafından yayınlanan BARBAR MODERN MEDENİ, İbrahim Kalın tarafından kaleme alınmıştır. Yazarın bu eseri giriş ve on ana bölümden oluşmaktadır. Bütünden özele metodolojik bir sistemle kurgulanmış, akademik bir dille kaleme alınan eser, yazarın en karmaşık felsefi meseleleri bile basitçe okuyucusuna sunma becerisi ve insanı saran üslubu ile eseri okumayı ve anlamayı oldukça kolaylaştırmaktadır.
Medeniyet ve modernlik adı altında batı dünyasının kendini meşru görme çabalarına değinilerek asıl gerçeklikler göz önüne serilmiş. Avrupa'nın ve Batı'nın yapmış olduğu hareketlere, izlemiş olduğu siyasete örnekler verilerek medeniyet adı altında yapılan barbarlıklar, zulümler resimlerle desteklenip ifade edilmiştir.
Medeniyet kavramı 19. yüzyıldan bu yana şehir hayatından ahlâka, mimariden müziğe, üretim ve tüketim alışkanlıklarından davranış biçimlerine kadar maddi ve manevi açıdan insanla ilgili çok geniş bir alanı ifade eden bir kavram olmuştur. Hakkında çokça düşünülen konuşulan, yazılan ve tartışılan bu kavram günümüzde de hâlâ önemini korumaktadır.
İbrahim Kalın, çalışmasının amaçlarından birinin medeniyet ve medenilik kavramlarını emperyalist geçmişinden ve modern hegemonik çağrışımlarından kurtarmaya çalışmak olduğunu ifade eder.
Her şeyin anlamını yitirdiği günümüz dünyasında tüketim iştahı ve hazzının, insanların hayatına yön veren tek şey haline gelmiş olduğu aktarılıyor.
.
Yazar, Batı’nın medeniyet modeli ve tanımlarını zengin bir literatür araştırmasıyla aktardıktan sonra İslam medeniyetini incelemektedir. İslam medeniyetinin kendi öz dinamikleri ve geçirmiş olduğu uzun soluklu tecrübesiyle oldukça sağlam ve evrensel temeller üzerine inşa edildiğini anlatmaktadır. Bir medeniyet tasavvurunun önemli sacayakları olarak ontolojik, epistemolojik ve estetik anlayışlar üzerinden İslam medeniyetine dair bir okuma yapmaktadır.
Avrupa’nın materyal konulardaki başarısının gerçek bir medeniyet inşa etmeye yetmediğini söylüyor. Modern insanın yarı-tanrı olmakla bir hiç olmak arasında gidip geldiği belirtiliyor. Medeni olma adına ekonomik ve teknolojik olarak en güçlü veya en büyük olma zorunluluğumuz yoktur. Varlığı ve hayatı anlamlandırmak için ortaya konulan tasavvur, tutum ve davranışların en önemli olgular olduğu kuşkusuz önemli bir gerçek. Elimizdeki imkân ve kabiliyetleri ne için ve nasıl kullandığımız barbar mı yoksa medeni mi olduğumuzu anlamamız için yeterli olduğunu ifade etmektedir.
İslam ve Batı medeniyetini karşılaştırmalı olarak okuyan İbrahim Kalın, Barbar Modern Medeni’de eleştirel bir yaklaşımla medeniyet kavramını çeşitli açılardan irdelemiştir.
Batı’nın ilerlemeci tarih anlayışına ve bunun düşünsel ve tarihsel alanda doğurduğu sonuçlara değinen yazar, sonrasında kavramı İslam medeniyeti çerçevesinde tahlil etmiş ve Osmanlı aydınlarının da görüşlerine yer vermiştir.
“Kendine demokrat başkalarına barbar bir tutum sergileyen 19. yüzyıl Avrupa devletleri maddi medeniyet imkânlarından yoksun ama belki de dünyanın en medeni-insani topluluklarını eleştirirken bunu ahlaken ve vicdanen meşrulaştırmak için de medenileştirme kavramına başvuruyordu.”
Bu ifadelerle medeniyet kavramın nasıl bir sömürü aracına dönüştürüldüğünü görsellerle pekiştiren Kalın, medenileşmeyi değer ve ahlak merkezli bir süreç ve beşer olmaktan insan olma mertebesine yükselme süreci olarak tanımlamıştır. Medenişleşmenin yatay bir evrim süreci değil dikey bir tekâmül olduğunu ifade etmiştir.
İbrahim Kalın, medeniyetin veya barbarlığın sahip olunan maddi imkânlar veya teknolojik araçlarla ilgili olmadığını ancak toplumlarda varlığı ve hayatı anlamlandırmak için ortaya koyulan tasavvur, tutum ve davranışlarla ilgili olduğunu ifade eder.
Ekonomik- teknolojik imkânsızlık ve barbarlık arasında doğrusal bir bağlantı yoktur. Tersine, yok etme kapasitesini artıran toplumların barbarlığa meyletmesi sıkça rastladığımız bir durumdur” diyerek Nazi Almanya’sında meydana gelen Holokost’u, örnek vermektedir. Bosna’da 1992’de yaşanan soykırım ve günümüzde Filistin’de yaşananlar, Filistin halkını yok etmek ve işgali meşrulaştırmak için işlenen cinayet ve soykırımlar hukuki ve ahlaki suçlar modern barbarlığın örneklerinden biridir.”
“Küreselleşmenin ve tüketim kültürünün tek-tipleştirici etkisine rağmen İslam, Batı, Hint, Çin medeniyetleri ve diğer bütün kültür gelenekleri, hakikat iddialarından vazgeçmiş değiller.”
“İbrahim Kalın burada, modernite ile medeniyet ilişkisinde, Medeniyet kavramının, Hristiyan-Katolik kavramlarına karşın seküler bir alternatif olarak kullanılmasına ve Avrupalı aydınların bu kavrama “dini geleneği” devre dışı bırakma imkânı sebebiyle dört elle sarılmalarına değinmektedir.”
Kitap medeniyet ve ırk arasındaki ilişkiyi de işleyerek, Batı’da Darwinizm’in doğal seleksiyon fikriyle şekillenen ırkçılığı yakın tarihe kadar yaşanan çarpıcı örneklerle aktarmaktadır. Darwinizm’in çıkardığı doğal seleksiyon fikrinin yansımalarını modernite yapısında görmekteyiz. Darwinizm’e göre sömürgeci bir gücün tasallutu altına girmek, biyolojik açıdan zayıf olan ırkların kaçınılmaz kaderidir. Bu düşünceye göre beyaz adam dünyayı yönetmek için gerekli biyolojik, kültürel ve diğer vasıflara haiz olmaktadır. Farklı ırk yapısına ve etnik kökene sahip insanların vahşi yaratık olarak kabul edilmesi, insanlığın yüz karası olan insanat bahçelerinin medeniyet timsali kabul edilen ülkelerde yapılıyor olması bu düşünce yapısını tekrar sorgulamamıza sebebiyet vermektedir.
Sanat, mimari, müzik, şehirleşme, siyasi düzen gibi insanı derinden etkileyen konuları düşünce dünyamızda güçlü etkileri olan Farabi’den İbn Haldun’a, Kanttan Hegel’e birçok aklın fikriyatıyla günümüzün sorunlarını özellikle anlam sorunumuza ışık tutmaya gayret etmektedir. , Bu yönüyle kitap, Doğu Batı ilişkileri, İslam tasavvuru, varlık ve medeniyet gibi kavramların daha iyi anlaşılmasına vesile olmaktadır.
İbrahim Kalın, modernitenin bireyi özgürleştirme iddiasıyla hareket ederken aslında bireyi hem manevi değerlerden hem de toplumsal bağlardan uzaklaştırarak yalnızlaştırdığını savunmaktadır: Modernitenin vaadi anlam değil, özgürlüktür. Gelenek ise insana anlamlı bir hayat vaat ederken, bunun için bazı haklardan ve özgürlüklerden feragat etmesi gerektiğini söylemektedir. Bir taraf anlam kriziyle karşı karşıyayken, diğer taraf anlamlı bir hayat yaşama adına özgürlüğünü feda etme riski taşımaktadır. Yazar bu iki kavram arasındaki mutedil yolu ve özgürlüklerimizden feragat etmeden nasıl anlamlı bir hayat yaşayabileceğimizin cevabını yine İslam medeniyetinde bulmaktadır. Kalın, özgürlük ve düzenin birbirine zıt değil, aksine doğru bir medeniyet anlayışında uyumlu bir bütünlük oluşturması gerektiği yönünde önemli bir anlam farkındalığı oluşturmayı hedeflemektedir. Düzenin ihtisas edilebilmesi için adalet ve ihlâs kavramları üzerine yoğunlaşan Kalın, bu kavramları bünyesinde bulunduran İslam medeniyetini kılavuz olarak tasavvur edilmektedir.
“Tabiatı bir istimlâk ve sömürü aracı olarak gören ve varlık âlemi ile bitip tükenmez bir çatışma içerisinde olan bir insanlığın ahlak ve erdem’e dayalı bir medeniyet üretmesi elbette beklenemez.”
Bu ifadelerle de varlık tasavvuru ve evren anlayışının medeniyet üretmeyle nasıl doğrudan alakalı olduğuna değinilmiştir. Ardından dünya görüşü, âlem tasavvuru, ahlak sistemi ve medeniyet kavramları arasındaki ilişkinin kozmik düzen ve insani-sosyal düzenin arasındaki denge olduğuna değinen Kalın, düzen ve özgürlük sorununu da ele almış, farklı düşünürlerinin görüşlerine yer vermiş ve bazı noktalarda eleştirilerde bulunmuştur:
“Anlamlı bir hayat yaşamak için belli sınırları tanımak ve belli kurallara bağlı olmak gerekir Bunu yaparken gelenek bireyi daha geniş bir varlık ve toplum bağlamında değerlendirir ve atomize edilmiş sosyal yapı modellerine karşı çıkar. Daha geniş bir bütünün parçası olan birey ancak bütün ile uyumlu bir şekilde hareket ettiğinde anlam sahibi ve “rasyonel” bir varlık haline gelebilir.”
Kalın, İslam medeniyetinde bilginin yalnızca bireysel bir birikim değil, aynı zamanda ahlaki ve manevi bir sorumluluk taşıdığını vurgulamaktadır. İslam’da bilgi, vahiy ve akıl ekseninde şekillenerek hem dünyevi hem de uhrevi bir amaca hizmet etmektedir. Modernitenin bilgi anlayışını eleştiren yazar, modern bilimin indirgemeci ve araçsal bilgi anlayışının insanı anlam ve değer boyutundan kopardığını savunmaktadır. Yazar sahih bilgi olarak tanımladığı ilim ve her şeyi yerine koymak olarak tanımladığı hikmet kavramlarını, İslam düşünce geleneğinin iki ana kavramı olarak ifade etmektedir. İlim ve hikmet kavramları bir tarafta yaratılmış varlık düzenini ifade ederken, diğer tarafta insanın bu düzen içindeki yerini anlamlandırma çabası olarak tanımlanmaktadır. "Bir ağacın derin köklere sahip olmasını sağlayan enerji, semadan mütemadiyen gelen ışıktır. Ağaçların kökleri gerçekte göktedir. Gök ile bağını koparanın, kökleri de kurumaya mahkûmdur." kâinatla ve Yaratan ile doğru irtibatı kuvvetlendirmek yeşermeyi ve kök salmayı sağlayacaktır. Yeşermemiz için sahih bir varoluş tasavvurunu kavramamız gerekiyor. Hâsılı, derdimiz yine kul olmaya çıkıyor. Rabbimizle irtibatımızı doğruluk ve güzellikle sağlamlaştırmak insanlığın kurtuluşudur.
Sonuç itibariyle evrenin yapısından yaşadığımız muhite, siyasi düzenden toplumculuğa, bilim ve teknolojiden giydiğimiz kıyafete, hukuktan sanata tüm alanlarda bütüncül ve tutarlı bir tasavvura sahip olmak, akıl ve erdeme dayalı sürdürülebilir ve insancıl bir medeniyetin kesin gerekliliği olmuştur.
*Barbar Modern Medeni-Medeniyet Üzerine Notlar, İbrahim Kalın, İnsan Yayınları, 8.baskı, İstanbul, Aralık 2024, 364 sayfa
KAYNAKÇA
Kalın, İbrahim (2024). Barbar, Modern, Medeni: Medeniyet Üzerine Notlar. İnsan Yayınları.
Bu yazı toplam 241 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
- BARBAR MODERN MEDENİ21 Mayıs 2026 Perşembe 17:08
- MEDYANIN GÜCÜ31 Mart 2022 Perşembe 21:41
- Ömer ELVERENBARBAR MODERN MEDENİ

- MOLLA NURANİNE OLACAK ŞU İSLAMCILARIN HALİ?

- Melek BELLİBAŞAĞIR BİR YÜK: EMANET

- Akif AKMANSURİYE DEVRİMİ İMKÂNLAR VE RİSKLER

- Bilal AKGÜLEĞİTİM ÖĞRETİM İKİLEMİNDE GENÇLİK VE GELECEK

- Osman DAĞİNGİLİZLERİN SÖMÜRGE ÜLKELERİNDE UYGULADIĞI İŞGAL ÖNCESİ FAALİYETLER

- Yakup ÇETİNKAYAİSLAM GELENEĞİNDE TABİATIN MANEVİ ÖNEMİ

- Mehmet ÖZELPOST TRUTH (GERÇEKLİK SONRASI) ÇAĞDA FİLİSTİN SORUNUNU KONUŞMAK

- Bilge ÇAĞLANMODERN EĞİTİMLE DEĞİŞEN DİNDARLIK

- Veli KARATAŞ “AKLA VEDA” AKL-I SELİME DAVET

- Mehmet ALTUNÜLKEMİZDEKİ EĞİTİMİN DÜNÜ BUGÜNÜ VE YARINI

- Ali KARAKAŞFUAT SEZGİN VE HADİS KİTABETİNE DAİR İDDİALARI

- Kemal SAYARKemal Sayar İyiliğin kanatları

- Musa ARMAĞAN MEVDUDİ'NİN İSLAMIN GELECEĞİ VE ÖĞRENCİLER KİTABI ÖZETİ

| İMSAK | GÜNEŞ | ÖĞLE | İKİNDİ | AKŞAM | YATSI |
| 04:22 | 05:44 | 11:45 | 14:58 | 17:34 | 18:49 |