İSLAM VE EĞİTİM / Köşe Yazısı - Ayşegül KARLI

Ayşegül KARLI

Ayşegül KARLI

İSLAM VE EĞİTİM

Pakistanlı müfessir, ilim, fikir ve mücadele adamı Ebu’l A’la El- Mevdudi’nin farklı zamanlarda İslam eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda yaptığı konuşmalarının ve yazdığı yazılarının bir derlemesi şeklinde oluşturulmuş bir eserdir.

İlim ve fikir adamı Mevdudi kendisinin bir eğitim uzmanı olmadığını bunun için de İslami eğitim için bir program hazırlayamayacağını fakat İslami hareketin ihtiyaç duyduğu kişilerdeki özellikleri belirtebileceğini söyleyerek ekliyor; “Günümüzdeki problem eğitimsizlik problemi değil, ahlak ve terbiye eksikliği problemidir.”

Kitabın ilk bölümünde Pakistan’da Müslüman üniversitesi olarak kurulan Aligarh Üniversitesinden mezun olanların dinsiz söylemlerde bulunması sonucu yapılan eleştiriler üzerine üniversitenin eğitim sisteminin ıslah edilmesi kararı alınıyor. Islah için yapılan çalışmalarda din dersleri sayısının arttırılmasıyla problemin önüne geçileceği düşünülüyor. Fakat Mevdudi bu tarz sorunların oluşmaması için henüz üniversite kurulmadan eğitim programının ona göre hazırlanması gerektiğini belirtiyor. Islah çalışmalarına gelince; din derslerinin sayısının arttırılmasıyla sorunun önüne geçilemeyeceğini bunun için öncelikli olarak hâlihazırda uygulanan ikili eğitim sisteminin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyor. Mevcut eğitim sistemimizde modern ve klasik eğitimin birlikte verilmesiyle öğrencilerin kafası adeta savaş alanına dönmektedir. Bu eğitimin sonucunda ise üç tür insan tipini ortaya çıkarmaktadır. İlki batı eğitimini benimseyip dinsizleşen tipler, ikincisi buna karşı direnç geliştirip İslam çizgisinde sebat eden tipler ve son olarak ne olduğu belli olmayan fısk ve münafıklık üzere olan tipler.

Bu kargaşanın ortadan kalkması için modern eğitimin eğitim programından çıkartılması gerekmektedir. Modern eğitimin çıkarılması demek bilim ve dünyanın yok sayılması anlamına gelmemektedir. Aksine İslam’ın din dediği şey, dünyadan ayrı bir şey değildir.

“Bilim ve sanat dallarının hepsi de kendi başına faydalıdır ve İslam’ın onlarla herhangi bir düşmanlığı yoktur. Hatta ben şunu da demek istiyorum ki İslam tüm bilimsel gerçeklerle dosttur ve bunlar da İslam’ın dostudur.” Diyerek bilime karşı bir düşmanlığının olmadığını aksine bilimin farklı bir şekilde kullanarak yegâne gerçeğin o olduğunu düşündürtmelerine karşı olduğunu belirtiyor.

Sorun şudur ki okutulan ders kitaplarında Allah’tan hiç bahsedilmiyor. Tarih okutulduğunda tüm insanların ve toplumların kendi kaderlerini kendi yaptığı belirtiliyor, felsefe okutulduğunda kâinatın tüm düğümlerinin kendi kendine çözüldüğünü ifade ediyor, fen okutulduğunda tüm hayat çarkının herhangi bir hekim, yönetici olmaksızın döndüğü belirtiliyor. Sonra birden bire öğrencileri alıp ilahiyat ve din derslerine götürüyorsunuz. Allah’ın ve Peygamberin var olduğunu vahyin geldiğini anlatıyorsunuz. Hal böyle olunca bu ikili eğitim sitemine maruz kalan öğrenciler kafa karışıklığı içerisinde yetiştirmiş oluyorsunuz.

Bu kargaşanın ortadan kalkması için köklü bir değişim şarttır. Sadece yükseköğretim kademesinde değil ilk ve ortaöğretimde de değişikliklerin yapılması gerekmektedir. Bu hemen nihayete erecek bir süreç değildir. Bunun için üç kuşak seferber edilmelidir.

Islah çalışmalarında sürekli din dersleriyle uğraşmak yerine öncelikle modern eğitim sistemine eleştirel yaklaşılmalıdır. Modern bilimler İslami muadilleriyle değiştirilerek verilmelidir. Dersleri verecek hocalar ve kitaplar özenle seçilmelidir. Sürekli eski, köhnemiş bu çağa hitap etmeyen İslami eserlerin okutulması terk edilmelidir. Bunun için yeni bir literatür taraması yapılıp yeni kitaplar yazılmalıdır. Eğitimin her kademesinde Arapça ve Kur’an zorunlu ders olmalıdır. Yetişen Müslüman bir şahsiyet Allah’ın ne buyurduğunu sürekli tefsir karıştırarak değil direkt kendisi okuyarak anlamalıdır. Bu programın uygulanması için ciddi bir emek ve bütçe ayrılarak aşamalı olarak yapılmalıdır.

Toplam eğitim süresi 14 yıl olmalıdır. İlköğretim 8 yıl, ortaöğretim 2 yıl ve yükseköğretim 4 yıl olarak düzenlenmelidir.

İlköğretimde Hedeflenen Düzey:

Ahlaki olarak; öğrencinin, temizlik, güzel ahlak, ileri görüşlülük, azim ve ifade gücü, cesaret, İslami davaya bağlılık, araştırma ve inceleme yeteneği gibi konularda yeterlilik kazanmış olmalıdır.

Pratik olarak; güreş, yüzme ve binicilik, ilk yardım, pazardan alışveriş yapabilme, ticari konularda işlem yapabilme, konuşma yazma ve tebliğde yeterlilik, sınırlı düzeyde de olsa yemek pişirebilme ve dikiş dikebilme konularında yeterlilik kazanmış olmalıdır.

Bilimsel olarak; Arapça bilgisi, Farsça bilgisi, İngilizce, matematik, coğrafya ve çizim gibi alanlarda bilgi sahibi olmalıdır.

Ortaöğretimde Hedeflenen Düzey;

Genel olarak; Arapça ve İngilizceyi rahat kullanabilecek düzeye gelmiş olmalıdır. Kur’an-ı araştırmak ve incelemek için ilk hazırlık aşamasına gelmiş olmalıdır. Hadis veya hadis usulü ile ilgili bir temel kitap okumuş olmalıdır.

Özel olarak; yükseköğretim için gideceği bölüme hazırlık yapmalıdır. Üniversitede seçeceği bölümle ilgili temel kitapları okuyarak o konuda yeterli düzeye gelmelidir.

Yükseköğretimde Hedeflenen Düzey;

Bilimsel olarak; 5 ana bölümden oluşmalıdır. Felsefe Fakültesi, Tarih Fakültesi, İktisat Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İslami İlimler Fakültesi.

Zihinsel ve ahlaki olarak; düşünce ve zihin açısından tam Müslüman olarak yetişmeliler. Dinde fıkhi ve içtihadi çözümler üretebilecek kadar bilgi ve beceriye sahip olmalılar. Zihinsel terbiye ve eğitim düzeyleri bakımından çağa ve bilim dünyasına damga vurabilecek düzeyde olmalılar. Kişilik ve karakterleri fasıklık ve münafıklıktan uzak bireyler olarak yetişmeliler. Dünyada kendi ayakları üzerinde durabilmeli ve her savaşın eri olmalılar.

Modern eğitim sisteminin dayatılması batının liderliğinden ileri gelmektedir. Liderlik şüphesiz bilgi veyahut diğer bir adıyla bilimi elinde tutmayladır. Bilgi ise duyma, görme ve düşünmenin doğru ve yerinde kullanılmasıyladır. Kelam-ı İlahi’de bunlar için “semi” “basar” ve “fuad”  kelimeleri kullanılmıştır. İşitme geniş anlamda, başkalarının bilgilerini almak ve kavramaktır. Görme, kişisel gözlemlerle bilgi toplamaktır. Zekâ veya düşünme ise işitme ve görmeden elde edilen bilgilerin derleyerek yeni bir sonuç çıkarmaktır. Bunları akıllıca kullanabilen toplumlar liderliği alırlar. Bunun için hiçbir milletin ayırıcı vasfı yoktur. Tamamen toplumların çalışma ve azimlerine bağlıdır. Bugünkü İslami eğitim düzeninin temel eksikliği liderliğin elimizde olmamasıdır. Bunun için önce liderliği tekrar almalıyız. İmanımız sadece kendimizi ateşten korumamızı emretmiyor, ayrıca dünyayı da hak yolda yürütmeyi emrediyor. Ve bu görevi ilah tanımazlardan devralmadıkça yerine getiremeyiz.

Kadınların eğitimi konusunda da hassasiyetle duruyor Mevdudi. Dünyada hiçbir millet kadınları geri bırakarak ilerleyemez. Bu sebeple kadınların eğitimi için de gereken her şey yapılmalıdır. Hatta kadına askeri eğitim bile verilmelidir. Batı medeniyetinde bir kadın, suni bir biçimde erkek olup erkeklerin sorumluluğunu üstlenmediği sürece saygın bir konuma gelemez ve bazı haklar kazanamaz. Oysa bizim medeniyetimizde kadınlara birer kadın olarak haklar verilmiş ve saygınlıkları korunmuştur.  Kadınların eğitimi erkeklerinkinden farklı ve ayrı yerlerde olmalıdır diyor.

Sonuç olarak Müslümanların eğitiminin sadece kıtaları okumak ve bilim sanat öğrenmekle yeterli olmayacağını, İslami karaktere, İslami görüş açısına ve İslami zihniyete sahip ahlaki görgü ile yetişmiş, Arapça bilerek Allah’ın yönergelerini net bir şekilde okuyabilen, çözüm üretebilen gençlerin yetiştirilmesi hedeflenmelidir.

Not: Bu yazı İlim Yayma Cemiyeti Kâhta Şubesi Hanımlar Komisyonu’nun organize ettiği İlahiyat Okumaları programının sunum metnidir.

Bu yazı toplam 48 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş | Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Güneş dünası panel tarımsal sulama