Babasının Annesi Hz. Fatıma / Köşe Yazısı - Ümmü Gülsüm ORZAN

7.10.2017 09:10:02
Ümmü Gülsüm ORZAN

Ümmü Gülsüm ORZAN

 Babasının Annesi Hz. Fatıma

Babasının kızı, babasının annesi olan Fatıma… Babası gibi oturan, babası gibi yürüyen, babası gibi bakan, babası gibi konuşan Fatıma. Örneklerin en güzeli olan babanın, en güzel örnek kızı Fatıma.

Hz. Aişe, ‘‘Ben çok kız gördüm, ama Fatıma kadar babasına benzeyeni görmedim.’’ demiştir.  Her şeyiyle babasının kızıydı. Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: ‘‘Fatıma benden bir parçadır. Onu üzen beni üzmüş olur, onu sevindiren beni sevindirmiş olur.’’ Bu söz, Hz. Fatıma’nın örnekliğinin, rehberliğinin babası tarafından da tasdikidir.

Hz. Fatıma’nın en çok bilinen sıfatı Zehra’dır. Zehra, çiçek anlamına gelir. Ona bu ismin verilmesi ‘nübüvvet evinin nadide çiçeği’ olmasından ileri gelir. Diğer bir sıfatı Betül’dür. Bu, aynı zamanda Hz. Meryem’in de sıfatıdır. ‘‘El değmemiş, göz değmemiş’’ anlamına gelir. Evet, göz değmemişti Hz. Fatıma’ya. Şu olay bunun en çarpıcı örneğidir: Vefat etmeden önce Hz. Esma’ya, Medineli hanımlar gibi taşınmak istemediğini, gizli bir şekilde taşınmak istediğini söylemişti. Yani öldükten sonra bile erkeklerin gözü önünde olmayı, kefenle bile olsa vücudunun teşhir edilmesini kabul etmedi. Böyle bir hassasiyeti vardı tesettür noktasında. ‘‘Ama o, hiçbir kadının gösteremediği bir dikkatle tesettüre uyarken, tesettürün sadece giyim ile değil, o giyimi destekleyen hal ve davranışlarla, bakış ve konuşmalarla, sadelik ve tevazu ile birlikte sağlanabileceğini de gösterdi.’’

Hz. Fatıma doğduğu andan itibaren Rasulullah(s.a.v.) onu annesi gibi görmüş, annesi gibi sevmiştir. Onu kucağına sevinçle aldığında; ‘‘Bu benim annemdir, ona annemin adını vereceğim.’’ demiştir. Burada kastedilen, ‘‘annemden sonra annem’’ dediği Ebu Talip’in eşi Fatıma’nın adıdır.

Hz. Fatıma’nın doğum tarihi hakkındaki rivayetler ihtilaflıdır. Nübüvvetten 5 yıl önce veya 5 yıl sonra doğduğuna dair rivayetler vardır. Fakat hangisi doğru olursa olsun kesin olan şudur ki; Hz. Fatıma hiçbir günaha, şirke bulaşmadan vahiy evinin kızı olmuştur.

Çocukluğundan itibaren babasının arkasından hiç ayrılmayan Hz. Fatıma, her an onun yanında, ona destek olmuş, 13 yıllık Mekke döneminde bir gölge gibi babasını takip etmiştir.

Mekkeli müşrikler namazda olan Rasulullah(s.a.v.)’in sırtına işkembe bıraktıklarında, 10 yaşındaki Fatıma bir çığlık kopararak Rasulullah’ın yanına gelmiş ve sırtını temizlemiştir. Bu duruşuyla bizlere, nerede Peygamber(sav)’in davasına bir sıkıntı bulaşırsa, nerede İslam’a ya da Müslümanlara saldırılırsa, siz de yaşınıza ve cinsiyetinize bakmadan karşı koyun mesajını verir aslında. Bu çağın Fatıma’sı olmanın yolu budur çünkü. Hz. Fatıma işkembeyi temizledikten sonra Rasulullah(sav) namazını bitirip kızına sarıldı. İkisi de ağlamaya başladı. Efendimiz(sav): ‘‘Üzülme kızım! Allah babanı zayi etmeyecek.’’ dedi. Bu, vahyin gelişinden sonra Hz. Hatice’nin Efendimiz(s.a.v.)’e söylediği cümleydi. Yine Hz. Hacer’in, ‘‘Sizi Allah’a emanet ediyorum.’’ diyerek giden eşi Hz. İbrahim’e söylediği cümleydi Aslında bu cümle, adanmışlara has bir cümleydi. Ne zaman olursa olsun nefsini Allah’a adayanlar hep aynı şeyleri hissediyorlardı.

Hz. Fatıma küçük yaşta annesini ve daha sonra altı kardeşini kaybetmiştir. Bütün bu acıları yaşarken yaşına bakmadan babasını teselli eden her zaman o olmuştur. Mesela, sadece babasını üzmemek için annesinin arkasından babasının yanında hiç ağlamamıştır. ‘‘İşte bu acılarla yoğrularak Fatıma, Fatıma olmuş; babaya anne olacak kıvama gelmiştir.’’

Mekke Dönemi’nde her an babasının arkasında olan Hz.Fatıma, Medine’de de, evliliğinden sonra da babasını hiç yalnız bırakmamıştır. Bedir dönüşü Hz. Rukiye’nin vefat haberini alan Rasulullah (s.a.v.)’e destek olan Hz. Fatıma’ydı. Uhud’da askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak için dağın gerisinde duran 15 kadından biri yine Fatıma anamızdı. Hayber dönüşü babasının üzerindeki tozları temizleyen yine oydu. Savaş meydanında da vardı Hz. Fatıma, zaferde de, sevinçte de, hüzünde de. Bir kadının nerde, nasıl duracağını göstermek için hayatın her alanında aktif olarak yer aldı.

Hz. Fatıma, Bedir’den sonra Hz. Ali ile evlendi. Onların düğünü de, evliliği de bizler için birçok ders barındırır.  Hz. Fatıma’nın çeyizi, evlenirken hiçbir gösterişten kaçınmayan, israf batağında boğulan günümüz gençlerine çok şey söyler. Çeyizinde 3 minder, saçaklı bir halı, bir yastık, elek, havlu, testi gibi sadece temel ihtiyaçları karşılayabilecek şeyler vardı. Günümüz çeyizlerinden ne kadar da uzak. Düğün de aynen çeyiz gibi sade ve gösterişten uzaktı. Ve altını çizerek söylüyorum; bu düğünde ne tesettüre aykırı bir davranış sergilendi, ne de ibadetler aksatıldı. Bu da o gün namaz yokmuş gibi davranılan günümüz düğünlerinden çok uzaktı. Bu yüzden, evlendiği gecenin sabahı namaza gelen sahabenin, şu cümlesini anlamamız çok zor: ‘‘ Beni sabah namazından, mescitten alıkoyacak düğüne de, geline de lanet olsun.’’

Rasulullah (s.a.v.)’in vefatına yakın, Hz. Fatıma sürekli onu ziyarete gidiyordu. Bu ziyaretlerden birinde Efendimiz(s.a.v.) Hz. Fatıma’nın kulağına iki şey söyledi. Hz. Fatıma birincisinde ağladı, ikincisinde güldü. Birincisinde vefatının yakın olduğunu söylemişti, kızı ağlamıştı. İkincisinde ‘‘Ehli Beyt’imden bana kavuşacak ilk kişi sensin demişti ve Hz. Fatıma gülmüştü. ‘‘Baba öldüğünde üzülürsünüz, o babanın kızı olursunuz. Ölen baba sizi çağırdığında hiç düşünmeden, gülerek gidiyorsanız o babanın annesi olursunuz. Çünkü ancak bir anne evladının arkasından hiç düşünmeden ölüme gider.’’

Efendimiz(s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘‘Cennet kadınlarının en faziletlileri şu dört kadındır: Hüveylid’in kızı Hatice, Muhammed(s.a.v.)’in kızı Fatıma, İmran’ın kızı Meryem, Firavun’un karısı Asiye.’’ Onu cennet hanımlarının en üstünlerinden biri yapan şey, 27 yıl gibi kısa bir zaman dilimine koca bir örnek hayatı sığdırmış olmasıydı. Safa Tepesi’nde kendisine ‘‘Ey kızım Fatıma! Nefsini Allah’a sat.’’ diyen babasının bu cümlesini hiçbir zaman unutmadı ve ömrü boyunca nefsini Allah’a satmaya çalıştı. Allah kendisinden ebeden razı olsun. Bizleri de onun ve bütün salih kullarının yolunda eylesin.

Bu yazı toplam 702 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.