Rahman'ın Doğa'daki Ayetleri / Köşe Yazısı - Osman DAĞ

3.5.2019 21:26:42
Osman DAĞ

Osman DAĞ

Rahman'ın Doğadaki Ayetleri

Giriş

Köyün birinde bir adam yaşarmış. Bu adam bir gün köyde bir yılana rastlamış. Ona acımış ve biraz süt vermiş. Yılan da gidip yuvasında bir altın getirmiş. Adam sütü her gün getirmiş yılan da altını. Derken adam zengin olmuş haç farizasını yerine getirme ihtiyacı duymuş. Hacca gitmeden oğlunu sıkı sıkı tembih etmiş. Yavrucuğum yılanın sütünü ihmal etme ki o da sana baksın. Çocuk bir gün iki gün derken sıkılmış. Ben eğer yılanı öldürürsem yuvasını açar bütün altınları alırım demiş. Çocuk taşı yılana fırlatınca kuyruğuna isabet etmiş. Yılan da çocuğu ısırmış ve öldürmüş. Baba hacdan döndükten sonra yılan ile barışmak istemiş. Yılan bende bu kuyruk acısı sende de evlat acısı olduğu müddetçe biz dost olamayız demiş. Hikâyede geçen yılanı doğaya benzetebiliriz. Doğayı koruduğumuz sürece dua bize sürekli meyvelerinden verir. Ancak doğadan daha fazla verim alayım deyip zarar verdiğimizde kendimizi yok ettiğimizin farkına varamıyoruz. Daha fazla verim için öldürdüğünüz her böcek ile beraber besin zincirindeki bir halkayı kırıyoruz.

Doğada görmemiz gereken nice güzellikler mevcuttur. Bu güzelliklerin ne kadar farkındayız? Bu yazımızda doğadaki bazı harikaları hatırlatmak istedim.

Doğadaki Mucize

Domates, patlıcan, biber ile kaç çeşit yemek yapılabilir? Çok sınırlı olsa gerek. Gördüğümüz bütün bitkilerden elde edilen sebze, meyve, çiçek, yaprak, bitki sütü ve diğerleri, bu ürünlerin hammaddesi sizce ne olabilir? Karbondioksit ve su ana maddelerdir. Bazı mineraller de kullanılabiliyor. Kirli hava olarak verdiğiniz karbondioksit ile su çok tatlı olan kavuna, ekşi limona dönüştüren fabrika; çok büyük ve karmaşık olsa gerek. Hayır, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük. Bize de ‘Allahu ekber’ demek düşer.

Doğa ve Stres

Japonya’da 280 katılımcı ile yapılan bir araştırmada katılımcıların yarısı ormana yarısı da şehir merkezine gönderilir. Ertesi gün şehirdekiler ve ormandakiler yer değiştirilir. Araştırma sonucunda bilim insanları ormanda yaşayanları şehirde yaşayanlara göre daha düşük kan basıncına sahip olduklarını ve daha az strese maruz kaldıklarını ortaya çıkartmıştır. Bu veriye bakmadan kendi hayatınızda da görebiliyoruz. Doğa ile baş başa kaldığımız anın verdiği zevki hiçbir yerde bulamıyoruz. Şehir merkezinde 10 km’lik yolu bir seferde yürümek imkânsız gibi bir şey. Ama ormanda bu yol pek de uzun sayılmaz. Sebebi ise doğa cana can katar. Peki, sürekli ormana gidebilir miyiz elbette ki hayır.  ‘Ormanın minyatürü ’nü bahçemize kurabiliriz. Sabah bahçeye yani küçük ormana inip akşam oluncaya kadar çıkmayanları bilirim. Toprak nötrdür. İnsanı da adeta nötrleştirir. Doğa;  çocuklara oyuncakların verdiği zevk gibi, insana zevk verir. Doğa yürüyüşü yalnızca ruhumuzu değil bedenimizi de güçlendirir. Bitkilerden yayılan kimyasalların insanların bağışıklık sistemini güçlendirdiği bilinen bir bilgidir.

Farabi’nin bostan bekçiliği yaptığı söylenir. Bununla geçimini sağladığı, ama asıl olanı ise doğa ile baş başa kalarak zihnini en iyi şekilde kullanmayı amaçlamıştır.

 Baharatlar

 İnsanın damak tadını karşılayan o kadar çok baharat var ki. Her çeşit damağın ihtiyacını karşılayan kekik, zahter, tarçın, kimyon ve isimlerini sayamadığımız baharatlar.  Allah zengin bir doğayı insana teslim etmiştir. Aynı yemeği baharatlarla en az on farklı tatla tatlandırabilirsiniz. Bu da rahmeti bol olan Allah’ın lütfudur. Bir yemeği yemek ihtiyaçtır. İnsanın besin ihtiyacını karşılar. Yemek yetmiyor, tadının da güzel olması beklenir. Bunu baharatlarla en leziz hale dönüştürebiliyoruz. Attar dükkânına girdiğimizde baharatlardan gelen kokular insanı adeta mest eder.

İnsan İçin Doğadaki Kanunlar Değişir mi?

 Yeryüzündeki canlıları güneşin yüksek enerjili ışınlarına karşı koruyucu bir vazife gören ozon tabakası, yeryüzündeki canlılar için çok faydalıdır. Çünkü bu ozon tabakası güneşten gelen ve canlılar için çok zararlı olan ultraviyole ışınlarını süzer ve yeryüzüne inmesini önler. Ultraviyole ışınları dünyaya ulaşması durumunda insanda ilk olarak cilt kanserine sebep olur. Ayrıca C-H ve O-H bağlarını koparır.  Bu kimyasal bağların kopması ise canlıların yok olması demektir. İnsanın rahatı için her şeyi düşünen Allah güneşin zararlı ışınlarından canlıları korumuştur. Normalde Ozonun molekül ağırlığı yüksektir. Atmosferde yere yakın olması gerekirken tam tersi yerden 30 km yüksekte bulunuyor. İnsanlar için faydalı ise Allah celle celalühu kanunları değiştirebiliyor. Normal şartlarda soğuyan madde büzüşür fakat su buza dönüşürken büzüşmek yerine genleşir. Bu da özellikle insanlar için çok faydalı olan balıklar için hayati önem taşır.

Doğa ve Sessizlik

‘Ve saniyen: odanızdaki bir karanfil,  bir orkide ve bir aslanağzı çiçeğinin her birinde her an topraktan alınan besinler gövde yaprak ve çiçeğe taşırken ve her an kök, gövde ve çiçeklerde binlerce dönüşüm gerçekleşirken; bir kamyon, bir değirmen ve bir çark sesi duymuyor ve sessizlik için bir uyarıda bulunuyoruz’. Doğa insana güzelliklerini gösterirken bunu sessizce yapar. Başa kakmadan yapar. Sahi insanlar arasında insana yardımcı olanlar da sessizce yapmazlar mı?

Bitkilerdeki kimyasal dönüşümü bir fabrikada yapmaya çalışırsanız kulak tıkacı olmadan yanında bulunamazsınız. Çiçekler de her an güzelliklerini üreterek zaman kaybetmeden insana sunar. Sürekli ve sessiz. Dünya kendi etrafında dönerken Türkiye’nin bulunduğu yer yaklaşık olarak dakikada 20 km sürat ile dönüyor. Sahi biz hissediyor muyuz? İyi ki de hissetmiyoruz.

Doğadaki İktisat

Doğadaki denge muhteşemdir. Her şey olabilecek en iktisatlı şekilde kullanılır. Arılar peteklerini altıgen şeklinde yapar. En az balmumu ile en büyük peteği yapar. Yapraktaki iktisat anılmadan geçmemeliyiz. Yapraklar dökülmeden önce içerisindeki besin ve değerli kimyasallar gövdeye, dallara çekilir. Atık maddeler ve boşaltılmış yaprak dökülür. Dökülmese ne olur? Kışın yaprağı karda donda korumak imkânsız gibi bir şey. Yaprak döküldükten sonra atılır mı? Elbette ki hayır. Çürür ve doğaya geri kazandırılır. Doğada ‘sıfır’ atık vardır.

 Doğadan öğrenebileceğimiz çok şey vardır. Doğadaki canlıların taklit edilmesi ile ilgili bilim dalı vardır.  Biyomimetik Mimari; bu bilim dalı doğadaki canlıları taklit ederek insanların ihtiyacı olan ürünleri tasarlıyor. Bir kuş 3 gram yağ ile binlerce kilometre yol alabiliyor bu iktisat elbette ki tasarımında saklıdır.

Doğa ve Peyzaj

Bir evin veya bir sitenin peyzaj uygulamasını yapmak istediğimizde epey yüklü miktarda para ve enerji harcamak zorunda kalabiliyoruz.

Çevremize baktığımızda gördüğümüz manzarayı yapmak istersek acaba ne kadar para ve emek harcamalıyız? Örneğin bir göl, dağ, orman, vadi. Bunları yapmak istersek astronomik sayıda sermaye ve emek harcamalıyız. Allah Celle Celalühu bunu hazır olarak vermiştir biz hiçbir emek harcamadan.

Doğa ve Göz Zevki

Dünyaya gelen insanoğlu için her türlü güzellikler düşünülmüştür. Güle baktığımızda bakmaktan bıkabilir miyiz? İpek ağacına, ağaç minesine bakmaya doyamayız. Baharda açılan çiçekler kendi aralarında oluşturdukları uyum enfestir. Her renkte çiçekler var.  Bir çiçekte birden fazla renk ve muhteşem uyum ile bulunabiliyor.

Doğadaki güzelliklere baktığımızda bize verdiği huzuru, rahatlığı başka nasıl temin edebiliriz? Bu güzellikleri kocaman ağaçlarda görebildiğimiz gibi küçük çiçeklerde evimizde görebiliyoruz. Kırılan bir kalbi onarmak istediğimizde; bir demet çiçek kırılan hangi kalbi onaramaz ki? Sıkıntıdaki hangi insanı sevindirmez?

Doğanın Dili

Doğada bulunan bitkilerin de dili vardır. Kekik ne der? Güzelliği ve kokusu insanı çağırır. Bana bak der, bende senin için faydalı şeyler vardır. Ihlamur ağacı peki? O da insanın hem gözüne hem de koku duyusuna hitap eder. Mantara ne demeli? Renksiz ve çok az kokulu. Bunun anlamı şu olabilir. Benden yararlanabilirsin ama dikkatli olman lazım. Zakkum peki? Güzelim doğru ama tadım çok kötü. Bu yüzden benden uzak dur. Sahi böyle olmasaydı durumumuz ne olurdu? İyi olmayacağı kesin.

Bu yazı toplam 398 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.