İmam Gazali ve Dalaletten Hidayete / Köşe Yazısı - Muhsine KOÇ

11.12.2018 21:39:48
Muhsine KOÇ

Muhsine KOÇ

İmam Gazali ve Dalaletten Hidayete

Gazali 1058 yılında İran’ın Horasan bölgesindeki Tus(Meşhed) şehrinde dünyaya gelmiştir. 1111 yılında yine Tus’da vefat etmiştir. Gazali zamanının en büyük alimlerindendir. Nizamiye medresesinin başındadır. Yıllar süren hocalığı sonrasında kendisini sorgulamaya başlar ve içinde bir şüphe oluşur. Bu şüphesi günden güne artmaya, psikolojik depresyonlara ve fizyolojik hastalıklara dönüşür. Onun ilk şüphesi; eşyanın gerçek mahiyetinin ne olduğudur. Bu soru onu daha temel bir soruya, bilginin ne olduğunu araştırmaya iter. Bütün bilgilerini gözden geçirmeye başlar. Duyusal ve akli bilgilerini test eder.

Gazali bu kitabı kendisinden mektup yoluyla ilimlerin gayesini sırlarını, mezhepleri soran bir arkadaşına cevap olarak yazmıştır. Düşüncelerini dört bölümde aktaran Gazali bilgiye ulaşmak isteyenleri; Kelamcılar, Talimiyyeciler, Felsefeciler ve Mutasavvıflar şeklinde sınıflamıştır. Gazali’nin ana felsefesi ilimlerin özünü kavramak olmuştur. Kitabında gençliğinden beridir problemlerin üzerine korkusuzca gittiğini ve açıklığa kavuşturmak isteğinden bahsetmiştir. Araştırmasında Kelamcıların, Filozofların, Talimiyyecilerin, Mutasavvıfların tüm kitaplarını okur. Araştırırken aklında bir soru daha vardır; İnsanlar neden şirk koşmaya cesaret edebilir?

Önce duyu organları ve akıl ile bilinen bilgilerinin güvenirliliğini düşünüyor. Teyit etmeye çalışırken işin içinden çıkamaz hale geliyor. Çünkü ne duyu organlarının ne de akli bilgilerin güvenirliliğini sağlam buluyor. Bu düşüncesi onu hastalık seviyesine getiriyor. Kitabında iki ay süren bu ruh halinden Allah’ın lütfuyla kurtulduğunu ifade ediyor.

Kafasında oluşturduğu dört sınıflandırmanın ilkiyle, Kelamla ilgilenmeye başlıyor ve tüm eserleri okuduktan sonra Kelam ilminin ehli sünnet inancını muhafaza edip bidat ehline savaş açtığını söylüyor. Bu ilmin kendi amacını gerçekleştirdiğini ancak kendi hastalığının ilacı olmadığını söylüyor.

Hakikati ararken tekrar taklide düşmemek için iyi bir araştırma yapması gerekliliğini tekrar savunurken Felsefe ilmini araştırmaya başlıyor. Bazı Müslümanların felsefeyi toplu olarak reddetmelerini eleştirirken bazı zorunlu bilgileri reddetmenin filozofların ekmeğine yağ sürdüğünü söylüyor. Filozofların bazı hakikat ehlinin sözlerini kendi sözlerine karıştırıp sunduğunu savunan Gazali onların bu şekilde kendi sözlerini değerli gösterdiğini yazmıştır. İki sene boyunca boş zamanlarında felsefe okuyan gazali Felsefeye artık vakıf olduğunu ve onların bütün aldatma ve karışıklıkların kesin olarak anladığını söylüyor. Filozofları üç bölüme ayırıyor: Materyalist, Naturalist, İlahiyatçı. Bunların durumlarını açıkladıktan sonra bozulmuş taraflarını ortaya koyuyor ve Talimiyye mezhebine geçiyor. Talimiyyecilere ait bütün risaleleri okuyor, o mezhebe daha önceden mensup olan kişilerle istişare ediyor. Talimiyyecilere göre gerçek bilgi, hak ancak masum bir imam tarafından bilinebilir. Bu mezhep halk arasında epey bir yayılmaya başlamıştır. Gazali tam bu mezhebi araştırmaya niyet etmişken Halifeden de bu yönde bir emir gelir. Bu mezhebi ciddiyetle araştırmaya başlar. O kadar çok araştırı ki bu konuda eleştiri alır. Talimiyyecilerin kendi şüpheleri olduğunu ancak Gazali’nin bu şüphelerini ortaya çıkararak onların kendi mezheplerini savunacak hale getirdiğini söyleyenler oluyor. Ancak gazali bu bidati eleştirmenin farz olduğunu söylüyor. Gazali araştırmasında onlara verilebilecek bütün cevapları derliyor. Hatta sorabileceklerini muhtemel soruları bile kitabına alıp onları tek tek cevaplıyor. Sonuç olarak şuna varıyor. İnsanları karanlık düşünce ve duygulardan kurtaracak bir şifa Talimiyye mezhebinden beklenemez.

Son olarak Tasavvuf ilmini araştırmaya başlar. Tasavvuf ilminin bir teori bir de pratik bölümünden oluştuğunu gören Gazali Kendisine Teorinin kolay geldiğini söyleyerek ondan başlıyor. Tasavvufa ait kitapları okuyor. Tasavvufta ilim- amel ilişkisinin sıkı olduğunu görüyor. Tasavvufun amacının nefsi yenmek, onu kötü huy ve alışkanlıklardan korumak, temizlemek olduğunu ve kalbi masivadan arındırıp Allah’ın zikriyle süslemek gerektiğini okuyor. İlimdeki maksadın özünü kavradıktan sonra bu ilmin kavl ilmi değil hal ilmi olduğunu bazı şeyleri tecrübe ederek öğreneceğini anlıyor. Gazali kendini sorgulamaya başlıyor. Öğretmenlik yaparkenki gerçek amacının Allah rızası değil saygınlık olduğun farkına varıyor ve kendine çekidüzen vermeye karar veriyor. Masivayı terk etme kararı alıyor ancak bu öyle kolay olmuyor. Bir gün Bağdat’tan ayrılıp her şeyi geride bırakarak bir köşeye çekilip ibadet etme kararı alırken diğer gün bu kararından vazgeçiyor. Bu böyle altı ay sürüyor ve hastalık haline geliyor dili kilitleniyor artık hocalık yapamıyor yataklara düşüyor. Doktorlar bu hatalığın kalpte başladığını ve bu derin üzüntü hali geçmeden iyileşemeyeceğini söylüyor. Bu çaresiz durumdayken kalben dua ediyor ve kendi deyimiyle aileyi, çevreyi, statüyü bırakıp gitmeyi Allah kendisine kolaylaştırıyor. Bağdat’tan ayrılırken her şeyi geride bırakıp bütün malını mülkünü satıyor. Ailesine yetecek kadarı ayırdıktan sonra geri kalanı vakıflara bağışlıyor. Şam’a gidiyor ve orada iki yıl boyunca riyazet hayatı yaşıyor. Nefisini terbiye etmeye çalışıyor. Şam camiinde ara sıra itikafa giriyor ve iç dünyasını kötü arzulardan temizlemeye çalışıyor. Daha sonra Kudüs’e gitme arzusu duyuyor ve oraya giderek Kubbetu-s’sahra da ibadete başlıyor. Oradan bir süre sonra hac için Mekke’ye gidiyor oradan Medine’ye gidiyor. Bir süre sonra ailesini özlüyor. Hiç geri dönmek gibi bir düşüncesi yokken bu özlem onu geri döndürüyor.

Gündelik olaylar; sessizliğin ve dinginliğin verdiği huzuru bozsa da o yaşadığı huzur haline kavuşmaktan vazgeçmiyor. Her fırsatta kendini riyazete veriyor. On sene kadar böyle devam ettikten sonra şunu anlıyor: Mutasavvıflar yüce Allahın yolunu tutmuş kimselerin ta kendisidir. Onların tavırları en güzel tavır, yolları en doğru yoldur. Ahlakları en güzel ahlaktır. Ve tasavvufun içeriğini yaşadığı halleri anlatıyor. İçerisinde tasavvufa zarar veren kişileri, aşırıya gidenleri, yanlış yolda ve sapmış olanları eleştiriyor. Yanlış yolda olanları el-Maksadul esna adlı kitabında açıkladığını söylüyor. Daha sonra Peygamberliğin hakikatlerinden, zorunluluğundan ve yüceliğinden bahsediyor. Bunu anlamayan anlamamakta ısrar eden kişilerin astrologların türlü gerçekleşmeyen saçmalıklarına inandıkları halde buna inanmamalarını kınıyor.

Kitabının geri kalanında Hocalık mesleğine geri dönüş nedenlerini anlatan Gazzali insanlardaki Peygamber, inancının azaldığını ifade edip bunun nedenlerini dört başlık altında topluyor:

1)Felsefeye dalmış olanların etkisi

2)Tasavvuf yoluna dalmış olanların etkisi

3) Talimiyyeye dalmış olanların etkisi

4) Halk arasında alim diye ünlenmiş kişilerin bazı davranışlarının etkisi.

Bu dört nedeni açıkladıktan sonra bu karanlıkla mücadeleye ne zaman başlayacağını kendi kendine soruyor ve ardından buna güç yetiremeyeceğini bunun ancak dinine bağlı bir devlet başkanının desteğiyle yapılabileceğini söylüyor. Derken zamanın hükümdarı Gazali’nin derhal Nisabur’a gelmesini emrediyor. Gazali gönül gözü açık bazılarıyla istişare ettikten sonra hocalığa dönmeye karar veriyor. Geri dönüşünü de şu şekilde ifade ediyor: “ Her ne kadar hocalığa geri dönsem de asla geriye dönmediğimi biliyorum. Önceki hayatımda statü ve saygınlık veren bir ilim öğretiyordum. Şimdiki amacım ise hem kendimi hem başkalarını ıslah etmek. Bu konuda Allah’tan yardım diliyorum. Gerçek ilim kişinin Allah’a karşı saygısını ve korkusunu artıran ilimdir ve bu ilim kişinin günah işlemesini engeller.”

Gazali kitabını Peygamber efendimiz(s.a.s) e, ailesine ve ashabına salat ve selamla bitiriyor.

 

                                                                                                                                                 

 

Bu yazı toplam 483 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.