Medeniyetlerin Var Olma Süreci ve İrfan Eğitimi / Köşe Yazısı - BAŞYAZI

28.9.2018 13:53:32
BAŞYAZI

BAŞYAZI

 Medeniyetlerin Var Olma Süreci ve İrfan Eğitimi

Medeniyetlerin ilk oluşma ve yayılma dönemlerindesahip oldukları dinamizm ve kararlılıkile sonsuzlukla kurdukları bağ arasında doğru bir orantı vardır. Bu aşamada sonsuzlukla kurulan bağın kökleri ne kadar derin ve kavi ise dinamizm ve kararlılığı o oranda fazladır.

Maddi imkânların kısıtlılığı, tecrübenin azlığı ya da bilgibirikiminin yetersizliğinin bu süreçte çok da olumsuz bir etkisinin olmadığını, kurulan bağın gücü ve etkisinin sorunları çözmede muktedir olduğunu, kısa sürede, çağın imkânları ile kıyaslandığında, muazzam bir etki-yayılma alanına ulaştıklarını görmekteyiz.

Bunun yanında tarih,sonsuzlukla kurduğu bağ zayıfladığında ve dünyevileşme bu medeniyeti sarıp sarmaladığında sahip olduğu birikim, hayat tecrübesi, bilgi donanımı ne kadar yüksek olursa olsun, yozlaşıp çürümeye uğradıklarını, nihayetinde ise yok olduklarının şahididir.

Konu ile ilgili Cevdet Said’in şu ifadeleri çarpıcıdır: “Allah, tarihi Kitab’ının doğruluğunun delili kılmıştır. Nitekim tarih tüm varlığın önünde bu Kitab’ın doğruluğuna tanıklık etmektedir. Çağının tarihçisi Toynbee, medeniyetlerin kendilerine yönelen düşman saldırılarıyla yıkılmadığını, bilakis soğuk ölümle karşılaştıklarında vahşi hayvanlara yem olduklarını ortaya koymuştur. Zira medeniyetler şehit olarak değil, intihar ederek ölmektedir.”

Sonsuzlukla bağı zayıflayan medeniyetlerin dikkatinin salt dünyevi olana yöneldiğini, fıtri olanın önce ihmal edilip, sonra büsbütün kenara itildiğini, toplumları kâmilleştirecek etkenlerin ortadan kaldırılması ile özünden koparılan insanın düşmanın saldırıları ile değil kendi kendini yok ettiğini söyler Cevdet Said. Toynbee’nin ifade ettiği ve bugün Batı medeniyetinde somutlaşan durumun da bu olduğu kanaatindeyiz.

Batı, sonsuzlukla bağını koparmanın doğal bir sonucu olarak intiharın eşiğindedir. Alexis Carrel, Dua adlı eserinde şu ifadeleri kullanır: ”Acı tecrübelerden sonra öğrendik ki, bir milletin en faal unsurlarının çoğunluğunda din ve ahlak duygularının sönmesi, o milletin düşmesini ve yabancıların esiri olmasını zaruri kılmıştır. Eski Yunan’ın düşmesi buna benzer bir hadise sonunda olur. Bütün berraklığıyla görülüyor ki, tabiatın ortadan kaldırdığı zihni faaliyetler, hayattaki başarı ile bir uyuşmazlık halindedir.”

Eğitim sistemlerine rengini veren ana gündemler veya vurgular o toplumun nasıl bir gelecek tasarladığına, kâmilleşmeden tam olarak ne anladıklarına dair önemli veriler taşır.

Sonsuzlukla bağ kuran bir eğitim sisteminin ancak toplumu dirilten, topluma dinamizm sağlayan bir etkide bulunacağı kanaatindeyiz. Aklı ve bilimi ihmal etmeden, sonsuzlukla kurulan bağ neslin ıslahının zorunlu şartıdır.

Akla dayalı modern bilgiyi sokak lambasına benzetir İkbal. Evet, ‘sokak lambası etrafını aydınlatır. Sokağı aydınlatan lambanın evin içinde kopan fırtınalardan, yaşanan depremlerden, içlerde meydana gelen yangınlardan ne kadar haberi olur ki’ der Üstad Muhammed İkbal.

Sonsuzlukla kurulan bağ, buna irfan da diyebiliriz, toplumsal birliğimizin çimentosudur. Bu bağın zayıfladığı, günlük hayattan çekildiği her dönemde toplumlarda tsunamiler eksik olmamış, medeniyetimizin dinamizminde ve üretkenliğinde ciddi kırılmalar olmuş, özgünlüğü darbe yemiş, başka medeniyetlerin sömürüsüne açık hale gelmiştir.

Günümüzde değerler eğitimi başlığı altında mevcut müfredata yapılan eklemeler değil kastımız. Şüphesiz değerlerle ilgili yapılan her çalışmanın kendi çapında nisbi de olsa bir katkısı olacaktır. Fakat bu ve benzeri girişimlerin gelen şiddetli dünyevileşme fırtınasını dindirmeye ne gücü yeter ne de mecali.

Kanaatimiz, ancak bir bütün olarak müfredata sirayet etmiş bir irfan eğitiminin (sonsuzlukla kurulmuş derinlikli bir bağın) toplumu kâmilleştirme boyutunun yüksek olacağıdır. Aksi durumda bir bilginimizin ifadesi ile eğitim sisteminin “yamalı bohça” olması içten bile değildir.

Toplumların muktedir medeniyet olmalarında tabii ki maddi gelişmişliklerinin önemli bir etkisi vardır. Fakat maddi gelişmişliğin, ancak sonsuzlukla sıkı bir bağa sahip olunduğu oranda bir değer ifade edeceğinin de altını çizmekte fayda vardır. İşte sonsuzlukla bağ kurmada,sahip olunan dünya görüşünün merkezinde, irfanın olması bundan dolayı şarttır.

Geleneği, kültürü ve irfanı ile barışık olmayan, medeniyetinin sonsuzlukla kurduğu bağı tecrübe etmeyen toplumların yok olmakla karşı karşıya kalacakları açıktır.

 

 

Bu yazı toplam 207 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.