İrfan Kandiliyle Aydınlatan Eser: Baharistan / Köşe Yazısı - Bilal AKGÜL

31.3.2018 13:21:31
Bilal AKGÜL

Bilal AKGÜL

 İrfan Kandiliyle Aydınlatan Eser: Baharistan

Toplumun geleceği ile ilgili şikâyetlerin her dönem olduğu vakidir. Özellikle tüketim kültürünün iliklerimize kadar işlemesi, değerlerinde uzak bir gençlik, en çok eleştiri alan hususlar arasında gösterilir. Aile kurumunun zayıflaması, yozlaşması hakeza…

Kanaatimizce klasiklerimiz neslin karakter eğitiminde sürekli başucumuzda bulundurmamız gereken eserlerdir. Bize bir nefes kadar yakın olması gerekir klasiklerimizin. Klasiklerimiz her daim dünyevileşmenin panzehiridir. Kutsalla kurduğumuz-kuracağımız ünsiyet bağının temel sacayaklarındandır.

Bugün bizleri geçmişimizden, değerlerimizden uzaklaştırma istidadı gösterenlerin klasiklerimize karşı bir ön yargı oluşturmaları, aramıza duvarla örmeleri dikkate değerdir.

“Hamd ile başlanan iş, bir kuş olur yorulmadan uçar varacağı yere varır. Hamd edilmeyerek başlanan iş, kuş olup uçsa bile kanadı yorulur düşer yerinden kalkamaz olur.” hitabıyla başlıyor Baharistan.

M. Abdurrahman –i Cami (Molla Cami)’nin 1478 yılında yazdığı Baharistan, yüzlerce yıldır bıkmadan, usanmadan okunan ve yol göstermeye, önümüzü aydınlatmaya devam eden bir başucu kitabıdır.

Molla Cami, bu eseri yazma fikrinin oğluna Arapça dersleri verirken ortaya çıktığını anlatıyor. Oğluna Arapça gramer ve konuşma dersi verirken, arada dinlenmek için Şeyh Sadi Şirazi’nin Gülistan adlı eserinden kısa bölümler okurlarmış. Oğul bu bölümleri can kulağıyla dinlermiş. Zamanla Molla Cami'de insanlara faydalı olmak için benzer bir kitap yazma hissi hâsıl oluyor.(1): “Oğlum Ziyâeddin Yusuf, Arapça okumaya başladı. Şimdiye kadar duymadığı kavramları öğrenmeye mecbur kaldı. Sıkılacağını anladım. Zihnini dinlendirmek, gönlünü eğlendirmek için ara sıra ona Sa’di Şirazi’nin Gülistan’ından parçalar okutmaya başladım. Gülistan’dan birkaç satır okununca gönlüme şu düştü: Şeyh Sa’di’nin mübarek nefeslerinden bereketli olan güzel şiirlerini taklit ederek Gülistan üslûbu üzere birkaç yaprak o tarzda bir şeyler yazayım, okuyanlara eğlence, hâzır olmayanlara da armağan olsun dedim yazıp bitirdim.”

Buna benzer olarak İmam Gazali’de talebelerinden birinin isteği üzerine Eyyühe’l Veled (Ey Oğul) isimli risâleyi kaleme alıyor.

Rivayete göre İmam Gazali’nin talebelerinden biri kendisinden pek çok alanda ilim tahsil etmiş olmakla beraber bu bilgilerden hangisinin ahiret için faydalı olacağını öğrenmek istemiş. Bunun üzerine İmam Gazâli de bu talebesine hitaben “Ey Oğul” diye başlayan bölümlerden oluşan bu risaleyi kaleme almıştır. İmam Gazâli eserinde talebesini çalışmaya, ibadete nefsini arındırmaya teşvik eder.(2)

Baharistan, çiçeklerin açtığı yer anlamında kullanılır. Molla Câmi de buna uygun olarak kitabının bölüm başlıklarına bahçe adını koymuştur. Kitap, sekiz bölümden oluşuyor. Sekiz bahçeden… Sembolik anlatımın şekillendirdiği sekiz bahar bahçesi… Sekiz güzellik… Her bahçede bir ana konu etrafında şekillenen düşünceler, hikâyeler, hikmetli sözler… Birinci bölüm evliya sözlerinden; ikinci bölüm, âlimlerin sözlerinden; üçüncü bölüm padişahlara ve devletlere lazım olan adalet ve hoşgörüden; dördüncü bölüm cömertlik ve cömertlerden; beşinci bölüm aşk ve âşıklardan; altıncı bölüm lâtife (şaka) ve lâtifeleşmeden; yedinci bölüm meşhur şairler ve şiirlerinden; sekizinci ve son bölüm ise hayvan hikâyelerinden bahseden hikmetli kıssalardan mürekkeptir.

“Bil ki ilim, Hakk’a yakınlaştıran bir vesileyse, insanlara faydalıysa güzeldir. İlmin afeti de gururdur.”, “Nefsini ve haddini bilmeden ilim öğrenmek bir beladır. Hakk’a giden yolda mütevazı ol da şeytanla arkadaş olma.”

Psikiyatrist Kemal Sayar, günümüzde teknolojinin yarattığı imkânlarla birlikte hayatın hızlanmasının nesil üzerinde olumsuz etkilerinin olacağını ifade eder. Hayattan kopuk, doğal iletişim olanaklarının nerede ise hiç kullanılmadığı günümüz gençliğinin, medeniyetimizin hikmet pınarlarından beslenmemesinin sosyal ve psikolojik çarpıklıklara kapı araladığını ifade eder. Çözüm olarak da sohbeti, yüz yüze iletişimi güçlendirmenin gerekliliğine vurgu yapar.(3)

Molla Cami, eserinin ilk bölümünde geçmişin hikmetli hikâyelerinin, öykülerinin bilinmesinin kişi hayatında yaptığı tesiri, ilim meclislerinin yaydığı reyhan kokusundan bahseder: ”Veliler meclisinin ulularından Cüneyd şöyle der: ”Allah dostlarının öyküleri, ilahi bir ordudur. Bilgi ve kavrayışta ilerdedir onlar. Sözleri, Allah’ın askerleridir ve hangi kalbin dizginini ele geçirirse benlik dizginini bozguna uğratır.”(4)

Allah aşkı, Allah’a ulaşma arzusu kitabın nerede ise tamamında temel gündem olarak işlenmiştir. Bu yolda kişinin karşısına çıkabilecek problemler ve bunlarla nasıl mücadele edileceği, konuyla ilgili bir öykü veya alıntıyla birlikte okuyucuya sunulmuştur: ”Mürid, odur ki ilkin Yüce Allah’ın dergâhına yönelmek arzusu duysun. O’na ulaşmadıkça hiçbir yerde durup soluklanmasın. Başka hiçbir kimseyle düzen kurmasın.” Yine başka bir yerde Allah’a ulaşmanın önündeki ciddi bir engel olarak gördüğü kibre dair şu ifadeleri kullanır: ”Kibir denilen çirkin huydan kurtulmak, iğneyle bir dağı kazmaktan güçtür. Büyüklenmiyorum diye övünme. Bu kötü huy, karanlık bir gecede, kara taşın üzerindeki karıncanın ayak seslerinden daha gizlidir.”(5) Bu arayış ve örneklemeyi kitabın tamamında bulmak mümkündür.

Dünya sevgisi ve bunun Allah’a ulaşmanın önünde bir engel olarak görülmesi klasiklerimizin belirgin özelliklerinden biridir. Nitekim Baharistan’da da dünyevileşmenin, dünya hırsının kötülüğüne vurgu yapıldığını görmekteyiz:

”Sufi, dünyada bir konuktur. Misafirin nazı ev sahibine cefadır. Edep sahibi konuk, nazı niyazı bırakıp, kendisine sunulanla yetinir… Ey Allah dostlarının yolundan yürüyen! Farzı, sünneti soruyorsun benden. Dünyadan yüz çevirmek sünnet; Allah’ın eşiğine yerleşmekse farzdır.”

Derdi tasası dünya olan uzak durmak gerektiğini ifade eder Molla Cami. ”Sabah uyanıp da yiyip içmekten başka bir şey düşünmeyende kulluk bilinci arama. Başını yastıktan kaldırır kaldırmaz elini yıkayıp sofraya oturandan, sen de elini yıka.” Yazar bununla kişinin dünya hırsından uzak olmasının tek başına yetmeyeceğini, dünyevileşmeye etkide bulunacak kişi ve ortamlardan da uzak durmanın önemine vurgu yapar(6). Bunun yanında cömert kişiyi rızkı taşıyan kepçe olarak gören yazar, taşıdığını kendisine mal etmesinin yanlışlığının altını çizer ve şöyle der: ” Gerçek efendi cömert olandır.”

Modern eğitimin zaaflarından görülen benlik ve gurura karşı alçakgönüllü olmayı önemseyen Molla Cami, kötü ve çirkinliklere giden yolun anahtarının benlik ve gurur olduğunu dile getirir: ”Yusuf Hüseyin er Razi şöyle devam eder: ”İyilik ve güzelliklerin tümü bir eve toplanmıştır. Anahtarı, alçakgönüllülüktür. Kötülük ve çirkinliklerin de tümü bir çatı altında toplanmıştır. Onun da anahtarı, benlik ve gururdur.” Bir eğitim kurumunun temel sorumluluğu, fıtri olan meziyetleri ferde kazandırmaya çalışırken, fıtratın önündeki engellerin de kişiyi etkisi altına almasından uzak tutabilmektir.

İnsanların genel zaaflarından kabul edilen soyuyla övünme konusuna da değinen Molla Cami, asıl olanın kişinin kendi kazancı olduğunu, soyundan hareketle bir beklenti girmenin beyhude bir çaba olduğunu dile getirir. Giyim kuşam ve asanın mutluluk getirmediğini söyleyen yazar, tesbihten riya kokusu geldiğini söyler. Adeta şu ayetin tefsirini yapar eserinde: ”İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.”(Necm 39)

Kitabın kıskançlığı anlattığı kısmında, modern rehberlik çalışmaları ve karakter eğitiminin önündeki engellerin tespiti ve ortadan kaldırılması açısından önemli dersler mevcuttur: ”Kıskanç insan, sürekli sıkıntılı ve Yaratıcısıyla kavgalıdır. Hiçbir şeyi beğenmez, kısmeti olmayana gönül bağlar. Allah’ın takdirine itiraz eder. Neden ona verdin, bana vermedin diye Rahmet’i suçlar. Eli açık insanlar, sahip olduğunu başkası ile paylaşır.”(7)

Hayatın tüm debdebesinin merkezine ruhun mutluluğunu koyan Molla Cami, adeta yukarıda bahsedilen tüm konularda temel bir ölçü de ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Bilge kişinin, ruhun mutluluğunu sağlayana “nimet” dediğini ifade eder. Dünyalık olanın ise mezar taşından farkının olmadığını söyler.

Nüktenin Gücü bölümünde, nüktenin ve nüktedanlığın önemini dile getirir. Bu bahçede dudak goncasını güldürerek gönül çiçeklerini açtıran latife ve şaka rüzgârlarının estiğini dile getiren Molla Cami, Hz Peygamber’den şu latifeyi aktarır: ”Allah’ın Elçisi bir gün ‘Kocakarılar cennete giremez.’ Buyurunca huzurundaki bir yaşlı kadın ağlamaya başladı. Ardından, ‘Onlar gençleşir ve daha güzel bir hale girerler.’  buyurdu. Yine aynı minvalde Hz. Ali; ‘ İnsanları çirkin huylarından ve asık çehrelerinden uzaklaştırmak için latife yapanlardan korkmayın’ ifadelerini kullanır.(8)

Kitaptan Çıkarılacak Temel Eğitim İlkeleleri

1-Hayatın merkezinde Allah vardır.

2- Dünyevileşme, dünyevi hırs, her daim neslin eğitiminin önünde ciddi bir engeldir. Eğitim müfredatının karakter eğitiminde yozlaştırma özelliği olan bu benzeri hasletlere panzehir olacak bir keyfiyete sahip olması gerekir.

3-Eğitim müfredatı, geçmişin hikmetli hikâyeleri ile hem nesli eğitmeli, geçmişle bağ kurmalı hem de hayat tecrübesi kazandırmalıdır. Geçmişle ünsiyet bağı, bir ağacın köklerinin derinliğinin yaratacağı keyfiyet mesabesindedir.

4-Eğitimin amacı kişiye alçakgönüllülük kazandırmak, benlik ve gururdan uzak tutabilmektir.

Baharistan, insan ruhunda bahar etkisi yaratan, belli periyotlarla okunması gereken, bu şekilde ruha bilgi ve hikmet ziyafeti verilmesi gereken bir başucu kitabıdır. Günlük meşgalenin bizleri savurduğu hayatın dolambaçlı sokaklarında serin bir esinti, derin bir nefes, maziden günümüze terennüm eden bir tebessüm busesidir. Efendim, hayatımızdan eksik etmeyelim.

 

Kaynakça

1- Muaz Ezgü, Dünyabizim.com, Asırlardır İrfan Kandiliyle Aydınlatıyor Zihinlerimizi

2 - İnsan ve Hayat Dergisi, Bir Babanın Oğluna Yazdığı Kitap Baharistan

3 - Kemal Sayar, Yavaşla, Timaş Yayınları, İstanbul 2013, sh.15-16

4 - Molla Cami, Baharistan, Haz. Sadık Yalsızuçanlar, Timaş Yayınları, İstanbul 2004, sh. 13

5- Molla Cami, age, sh.17-18

6 – Molla Cami, age, sh.22-2-25-92

7 -  Molla Cami, age, sh 45

8 - Molla Cami, age, sh. 121

Bu yazı toplam 215 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.