Müslüman'ın Terapi Yöntemleri / Köşe Yazısı - Emrah KAR

24.2.2019 22:11:23
Emrah KAR

Emrah KAR

 Müslüman'ın Terapi Yöntemleri

Bugün Batı medeniyeti terapi yöntemleri içinde bocalayıp durmaktadır. Ahlaken kaybettiklerini 40 dakikalık terapi seanslarında kazanmaya çalışmaktadırlar. Kişisel gelişim, kariyer, kendini gerçekleştirme vb. gibi kavramlar çerçevesinde yozlaştıkça bazı değerlerini kaybetmeye de başlamaktadırlar. Toplumsal değerlerden uzaklaşıp tamamen bireyselleşmeye başladıkça sorunlar da artmaya başlamaktadır. Teknoloji ve akıllı telefonlarla toplumdan uzaklaşıp içine kapanan bir nesil bir nesille karşı karşıyayız.

İnsan yüz yüze diz dize gelmediği bir toplumda terapi yöntemleriyle ne kadar iyileşebilir acaba?

İslami bir toplumda terapi yöntemleri o kadar çoktur ki hangisinden söz etsek yüz tane terapi seansından daha fazla katkı sağladığını görmekteyiz. Haftada 40 dakikalık bir terapi seansı yerine günde 5 vakit namaz kılan bir Müslüman günde 60 dakika terapi görmüş olmaz mı? Terapide samimiyet ve dürüstlük önemli diyen Batı zihniyetinin, namazda insanın Rabbiyle buluşmasından daha samimi ve içten bir andan haberdar olmadığını anlıyoruz. Tüm sıkıntılarını, isteklerini, hayallerini,  dua ederek Rabbine ileten bir Müslüman sorunlarını çözme konusundaki gayretleri ile birlikte daha hızlı bir iyileşme sürecine gireceğini düşünüyorum. Bireyleşmenin gittikçe arttığı Batı'nın aksine cemaatle namaz kılmaya teşvik eden İslamiyet’te, camide namaz kılan bir Müslüman kendini ne kadar yalnız hissedecektir acaba. Cemaatle namazdan sonra yaptığı 10 dakikalık sohbetler, hal-hatır sormalar kaç tane terapi seansından daha samimi ve içten olduğunun her Müslüman farkındadır.

Namaz kılan her Müslüman'ın günlük hayatı planlı bir şekilde ilerlemektedir. Gecesi gündüzü belli olmayan insanların çektiği sıkıntılardan farkında olmadan kurtulmuş olur. Uyku saatlerini namaza göre planlayan bir Müslüman gece-gündüz ayırımını çok iyi bir şekilde yapıp vücudunun dengesini korumuş olmaktadır. Batının içine düştüğü geceleri sabaha kadar dışarda geçirmek anlayışından kendini kurtarmış ruh-beden dengesini koruyup psikolojik olarak kendini daha sağlıklı hissedebilecektir.

Yaşlandığında etrafında bir tek kişi bulamayan, yalnızlığın verdiği sıkıntıları tek başına aşamayan Batılı insan, İslami bir topluma gelse ne kadar şaşırır belki de. Gittiği terapi seanslarında bir türlü yaşlılıktan ve ölümden kurtulamadığını ne zaman anlayacak acaba ? Oysa İslami bir toplumda camilerde kardeşten daha öte bir samimiyetle davranan bizim dedelerimizi görseler yalnızlığın nasıl üstesinden geldiklerini anlayacaklardır. Birbirlerinin hasta ziyaretlerine gittiklerini, cemaatte gelmeyen oldu mu hemen arayıp sorduklarını, taziyeleri olduğunda destek olduklarını ve tüm bunların terapi seanslarına sıkıştırılmayacak kadar kutsal olduklarını fark edecektirler elbet. Bizim dedelerimizin bir gün olsun psikolojim bozuldu dediklerini duyamayız elbette. Rabbine dua edip tüm sorun ve sıkıntıları için yardım bekleyip üstesinden gelebilmektedirler. Gerektiğinde bilen bir hocaya danışıp yardım almaktadırlar.

İslamiyet insanları ruhsal ve bedensel olarak hiçbir şeye ihtiyaç duymadan güçlendirebilmektedir. Sadece namaz kılmak ve dua etmek birçok psikolojik sıkıntıdan kurtardığını sayfalarca yazsak bitiremeyiz. Psikolojik sıkıntılar yaşayan her bireyin, aslında İslami bilincinin güçlendirilmesiyle elbette çözüm yolları artacaktır. Bir Müslüman olarak Batının içinde bulunduğu fiyaskoyu iyi kavrayıp kendi çözüm önerilerimiz üstünde durmamız gerektiğini düşünmekteyim. Her insanın fıtratına uygun İslamiyet’te mutlaka bir çözüm yolu bulabiliriz. Bu konularda iyi bir araştırma yapıp toplumda İslami bilincimizi arttırmalıyız. Stres, korku, kaygı, depresyon, ergenlik, ölüm, bağımlılık vb. birçok durumun İslamiyet’te çözüm önerileri elbette vardır ve kalıcı bir şekilde üstesinden gelinebilmektedir. Namaz, zekât, oruç, sadaka, hac, komşuluk hakkı, sabır vb. konuları iyice bir araştırıp, faydalarını öğrendiğimizde birçok sıkıntıdan bizi kurtardıklarını fark edeceğiz. Müslümanlar olarak Batının içinde bulunduğu bu kısır döngüden bir an çıkmamız gerekir.

Başta Rehber öğretmenler olmak üzere tüm eğitimcilere, Allah bu yolda ilerleyip insanlara gerçek manada faydalı olabilmeyi nasip eder inşallah.

 

                                                                                                                                                   

 

Bu yazı toplam 336 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.