İhsan Süreyya Sırma Kitabı Üzerine / Köşe Yazısı - Bilal AKGÜL

2.7.2018 23:03:11
Bilal AKGÜL

Bilal AKGÜL

İhsan Süreyya Sırma Kitabı Üzerine

Yakın zamanda anı ve hatıra kitapları üzerine yaptığım -planlı olmazsa bile- okumaların üzerimdeki etkisi tahmin ettiğimin ötesinde oldu. İrvin Yalom’un “Bir Psikiyatristin Anıları”, Carl Gustav Jung’un “Anılar, Düşler, Düşünceler” kitabı, Adnan Demircan’ın hazırladığı “İhsan Süreyya Sırma Kitabı- Pervari’den Paris’e” ve hâlihazırda elimde olan Taha Hüseyin’in “Günler’in Kitabı” adlı eserleri…

Konu ne olursa olsun, ekolün erbabınca yazılan anı ve hatıra kitaplarının sürükleyiciliğinin yanında, çok boyutlu bir bilgi sahibi olunmasını sağlamaktadır.  Hayatın birçok cenderesinden geçmiş, ekolün veya şahsın gelişim sürecini bir bütün olarak ele alınmasını, bütünlüklü olarak işlenmesini sağlamakta, bazen ilgili şahsın düşüncelerini serdettiği eserlerden çok daha kalıcı fikirler ortaya çıkarabilmekte, etkili olabilmektedir.

Bu minvalde yakın zamanda okuduğum İhsan Süreyya Sırma Kitabı-Pervari’den Paris’e- kitabının ayrı bir etkisinin olduğunu söyleme gereği duyuyorum.

Lise yıllarında bölüm bölüm Peygamber(a.s)’ın hayatını işlediği kitapları ile tanıdığımız İhsan Süreyya Hoca’nın kendi kulvarında önemli bir boşluk dolduran eserlerini peyder pey okuma, istifade etme imkanı buldum. Dilinin tatlılığı, konuları ele alma tarzı, bu kitapların çok geniş bir kitle tarafından okunmasında şüphesiz önemli bir etkiye sahiptir.

İhsan Hoca, son eserinde akademik serüveninin yanında ülkenin siyasal ve düşünsel gelişimi, Avrupa ülkelerinin ilmi atmosferi, İslam dünyasının hali pür melali, Türkiye Müslümanlarının düşünsel olgunlaşma süreçleri hakkında da önemli bilgiler vermektedir. İlim öğrenme ve öğretmeyi bir dava, bir ibadet olarak gören, konferansa veya bir etkinliğe daveti ibadet olarak gören bir şahsiyetin hayatın belli bir dönemlerinden anekdotların olduğu bir eser olarak görmek mümkündür.

Adeta bir kitap aşığı olan İhsan Hoca eline geçen parayı kitaba yatırmada hiç tereddüt göstermeyen biri… O’na göre kitap, adeta bir sevgilidir. Ara sıra koklamak lazım, sevmek lazım, okşamak lazım. Yaprakları arasında dolaşmak lazım… Kitap tarif edilemez bir sevgilidir O’nun gözünde. İhsan Hoca anlatıyor: ”Necdet[Subaşı] öğrencilerim arasında kendisinden korktuğum tek öğrencimdi… Necdet’in korkusu şuydu: Biliyorsun dersin sonunda soru faslı açıyordum. Hemen Necdet parmak kaldırır ve “Hocam falan kitap nasıl?” Ee benim cevap verebilmem için o kitabı okumuş olmam gerekiyordu. Necdet için bile olsa yeni çıkan bütün kitapları takip ediyordum.”

Zaman konusunda çok hassas olan İhsan Hoca bu özelliğinden hayatı boyunca taviz vermemiş, birçok kişi ile bu konudaki duyarsızlıklarından dolayı sataşmaktan çekinmemiş, tavır koymaktan geri durmamıştır. Anı-sanı ne olursa olsun.

Kitap, her yaş grubundan kişinin istifadesine uygun, zengin içerikli bir kitaptır.

Yine kitaptan bir anekdotla yazıyı bitirelim: ”Yürümeyi seviyorum, insanları seviyorum. Bir de hocaları, büyük adamları seviyorum. Daha doğrusu elimden geldiğince onlara saygılı olmaya çalışıyorum. Belki yeni nesilde bu yok. Benim için bir hocayı dinlemek ibadetti. Hala öyledir. Bir yere bir alimin geldiğini duysam, gider, onu dinlerim. O benim için ibadettir. Çok şey de öğrenirim.

 *İhsan Süreyya Sırma Kitabı-Pervari’den Paris’e, Söyleşi: Prof.Dr. Adnan Demircan, Beyan Yayınları, Nisan 2018

Bu yazı toplam 303 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.