Dirilişin Anahtar Kavramı: Kitap / Köşe Yazısı - Bilal AKGÜL

9.11.2019 14:25:08
Bilal AKGÜL

Bilal AKGÜL

Dirilişin Anahtar Kavramı: Kitap

Bir kısım araştırmacıya göre İslam medeniyeti ile kitabı özdeşleştirmek mümkündür. İslam medeniyetini bir kitap medeniyeti olarak kabul görür medeniyet araştırmacıları.

Hangi medeniyetin tarihini incelerseniz inceleyin,  bulunduğu zamana mührünü vurmuş medeniyetlerin belirleyici özelliklerinden biri kitaba, araştırmaya, ilme verdikleri kıymettir.

Peki, bu durum bizim için ne anlam ifade ediyor? Ya da şöyle söyleyelim kitabın, okumanın bizim hayatımızda tekabül ettiği değer tam olarak nedir? Tatil deyince, boş zaman deyince ya da eğitim, medeniyet, dirilme, dinlenme deyince kaçımızın aklına kitap gelmektedir?

İşin ilginç yanı bu soruları eğitim camiası-eğitim yöneticileri için sorduğumuzda –en azından kendi gözlemim- farklı toplum kesimlerine sorulduğunda alınan cevaptan çok da farklı bir cevap alınmadığına dairdir.

Bu konuda çok daha olumsuz vak’alara şahitlik ettiğim de olmuştur. Geçiyorum.

Okumaya ilginin düşük olmasının çok farklı sebeplerinden bahsetmek mümkündür.

Ya da mazeretlerinden...

“Boş zaman bulamıyorum” cevabı belki en çok karşılaştığım cevaplardan biridir. Bunu diyenlerin zamanlarını nasıl değerlendirdiklerine baktığımızda (TV sinden tutun, maçına kadar vb.) doğrusu ümitsizliğe kapılmıyor değilim.

Hayır, yani kimse TV seyretmesin, maç yapmasın, satranç oynamasın şeklinde bir yaklaşıma sahip değilim. Sorun şu: Bunlara ayırdığımız zaman, kitaba-okumaya zaman ayırmamızı engelliyorsa bu bir problem, bir zaaf değil midir?

Bu işin bir boyutu…

Diğer bir boyutu ise az da olsa okuyanlarımızın okuma nitelikleri. Bir eğitimcinin başucu kitabı olması gereken eserleri, bilhassa klasiklerimizi ne kadar okuyor, bu eserlerin muhtevalarına ne kadar hâkimiz? Mehmed Akif’in, Mevlana’nın Divanı Kebir adlı eserini ezbere okuyacak kadar hâkim olması verilebilecek en mütevazı örneklerden sadece biridir.

Üniversiteden kalma yılların bilgilerini döne dolaşa girdiği sınıfta, ortama tekrar eden bir öğretmeni, okuduğu yönetmelik mevzuatı dışında insan yönetimi konusunda derinlikli okuma yapmayan bir eğitim yöneticisi ile ileriye doğru kat edilecek bir adım mesafe yoktur.

Geçim sıkıntısının bu kadar revaçta olduğu, iki yakamızı zor bir araya getirdiğimiz,  müfredatı yetiştirme uzun maratonunun ardından, baraj kenarında demlenmek ya da bir çay ocağı köşesinde, serin bir gölgede çayını yudumlamak dururken; ülkenin bu kadar yoğun gündemi, meselesi dururken ne yani tek eksikliğimiz kitap okumak mı?

Hem yaptıklarımızın okumaktan ne farkı var ki? “İkra“ emri salt kitap okumak için değil ki? Tabiatı, insanı, düşünmeyi de niye aynı kategoride değerlendirmelim ki?

Bu sorunların (ya da mazeretlerin ) tek tek üzerinde durulabilir ve mutabatın haklılığını kanıtlayacak bir düzine veri de elde edilebilir. 

Sorunlarımıza getireceğimiz çözümlerin mercii-dayanağı ne olursa olsun, bizi İslam’ın bir emri olan ilim tahsilinden, alanımızda bilgi sahibi kılacak okumalardan, araştırma cehdinden uzak durmaya mazeret olamaz.

Sıkıntılı süreçlerde ve medeniyetimizin diriliş sancıları çektiği günümüzde suni-perdeli gündemlerin peşinden kendini bırakmak yerine kitapların dünyasının, içinde bulunduğumuz zamanı anlamamızda da önemli katkılarının olacağı kanaatindeyim.

 

Bu yazı toplam 193 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.