KLASİKLERİMİZ NEDEN ÖNEMLİDİR? / Köşe Yazısı - BAŞYAZI

17.3.2018 13:48:57
BAŞYAZI

BAŞYAZI

 KLASİKLERİMİZ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Her medeniyetin tarihten gelen bir birikimi, bir tecrübesi vardır. Köklü medeniyetlerin bir özelliğidir bu ancak. Medeniyet sahnesine yeni çıkan, birliğini yeni oluşturan toplumlarda-devletlerde bir birikimden, kendi geleneğinin ürettiği bir tecrübeden bahsetmek mümkün değildir.

Bundan dolayı olsa gerek ki bu eksikliği telafi etmenin yollarını arar yeni devletler. Hele hele dünya iktidarına talip olan bir devletse, köklü ve zengin bir medeniyete sahip olduğunu ıspatlamanın bin bir arayışına girer bu ülkeler.

Önceki sayılarımızda hakkında iktibas yazısı yayınladığımız zamanın Osmanlı bürokrasisinden Defterdar Sarı Mehmed Paşa’nın “Devlet Adamlarına Öğütler” adlı çalışmasına Amerika devletinin özel bir ilgi göstermesinin, kitap hakkında uzun süreli bir çalışma yapma gereği duyması ve yapılan bu çalışmayı nihayetinde eksik görmesini kayda değer görüyoruz.

Medeniyetlerin istikametlerinden sapmamalarında,   yaşadıkları sorunları çok zorlanmadan atlatmalarında, krizlerine çözüm bulmalarında yine medeniyet birikiminin-tecrübesinin önemli bir etkisi vardır.

İşte yüzyılların tecrübe imbiğinden geçerek günümüze kadar gelen, tüm bu yüzyılların birikimini bir arada tutan klasikler, geçmişle gelecek arasında bize köprü olmakta, tabiri caizse her sorun ve tıkanma durumunda aynı deneyimleri yeniden yaşamanın önünde bir ayna özelliği göstermektedir. Bir hafıza görevi görmektedir.

Klasiklerimiz, çok farklı boyutlarıyla medeniyetimizi bir bütün olarak yansıtan, yaşanan sorun ve deneyimler göz önünde bulundurularak kaleme alınan, çok farklı coğrafyalarda kendine özgü arayışları yansıtan, zamanın duygularının yanında, zamanın ruhunu da yansıtan eserlerdir. Hayatın her noktası ile ilgili çözümleri olan, sözü olan, birikimi yansıtan eserler...

Klasiklerimiz, nerede ise iliklerimize kadar işlemiş olan dünyevileşmeye, tüketim alışkanlıklarına, hırsa, çekememezliğe karşı Allah’a ulaşmayı merkeze alan, dünyanın tutkularına karşı esaslı çözümler sunan, adeta istikametin sigortası vazifesi gören esaslı mevzilerdir. Esaslı kalelerdir.

İçimizdeki ve dışarıdaki kimi odaklar bu esaslı kalelerin sahip olduğu potansiyelin farkında olacaklar ki bizi çeşit çeşit algı operasyonları ile klasiklerimizden uzak tutmaya, klasiklerimize karşı bin bir eleştiri bombardımanı ile bizi bize yabancılaştırmaya çalışırken kendileri bu eserlerden en üst düzeyde istifade etmekten geri durmuyorlar. Mevlana kanaatimce bu konuda verilecek en somut örneklerden biridir. Yerli aydınlardan hatırı sayılır bir kesim Mevlana hakkında hala kafa karışıklığı yaşarken, Batı’nın, O’nunla ilgili en esaslı akademik çalışmalar yapmasını, en kapsamlı kitapların O’nun hakkında kaleme alınmasını neye yormak gerekir?

Komplo teorilerine dayanan, cımbızla cümle seçilerek yapılan, kavramın kullanıldığı literatürün çoğu kez dikkate alınmadığı, zamanla asıl metinlere ekleme çıkarmaların yapılabileceği hesaba katılmadan yapılan eleştirilerin bizleri medeniyet birikimimizden mahrum etmesi doğrusu hiçbir şekilde tasvip edilecek bir durum değildir.

Bu durum, kendine yabancılaşma sendromuna işaret etmektedir.

Her yaş grubu sağlam ve köklü bir pınardan akan bu eserlerden yeterince istifade etmeli, tıpkı Mehmed Akiflerin, Muhammed İkballerin, Ali Şeriatilerin, Aliya Izzetbegoviçlerin yaptığı gibi bu pınarlardan kana kana içmeliyiz. Bu eserlerden toplumun tüm kesimlerinin istifade etmesinin yollarını aramalıyız. Bu eserleri yeniden, her daim gündemimizde, başucumuzda tutmalıyız.

Her tür zihinsel ve davranışsal savrulmanın had safhada olduğu günümüzde bu eserlere olan ihtiyacımız daha fazladır. Bu mevzilerin yaratacağı ruh sükûnetine, kalp teennisine bugün daha fazla ihtiyacımız var. Bu hikâyelerin sıcaklığına, şiirlerin döktüreceği gözyaşlarına bugün daha fazla ihtiyacımız var.

Yeni Akiflerin, İkballerin yetişmemesine hayıflanıyoruz. Doğru. Biz ne zaman ki Mehmed Akif’in yaptığı gibi Hafız’ın Divanı’nı veya farklı bir klasiğimizi başkasından dinlediğimizde, okuyan hata yaptığında o hatasını ezberden düzeltebilecek kadar klasiği içselleştirirsek o zaman yeni Akiflerin yetişmesini müjdeleyebiliriz.

Bir insan bile yaşadıklarını tecrübe etmediğinde, aynı sorunda tekrar tekrar zaafa düştüğünde yapacağımız yorum nasıl ki çok da müspet bir tanımlama olmayacaksa, aynı şekilde yüzyılların tecrübesine itibar edilmemesi de çok da müspet bir yoruma mahal vermemektedir. Vesselam.

Bu yazı toplam 527 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.