İLİMDE NİYET VE İLME SAYGI / Köşe Yazısı - Ali YILDIZ

5.4.2016 11:02:48
Ali YILDIZ

Ali YILDIZ

                                İLİMDE NİYET VE İLME SAYGI

İlim öğrenmek isteyen kimse için, tahsile başladığı zaman niyet etmek elzemdir. Öyle ki niyet bütün işlerde esastır. Hz.Peygamber (S.A.V) Mekke’den Medine’ye hicret  edince Mekke’de kalan Müslümanlar onu takip ederek birer birer Medine’ye hicret etmişlerdir. Bu hicretlerindeki niyetleri  Hz. peygamber (S.A.V)’ e  ve Allah'ın dinine yardım etmek , İslam davasını yüceltmekti. 

Bu hicret edenler arasında Medine’de sevdiği bir kadına kavuşma niyeti  taşıyan biri için “O'nun Mekke’den  Medine’ye gidişi her ne kadar sahabelerin hicretine tesadüf etmişse  de niyeti Allah ve Resulü olmadığı için  bu intikal  onun için hicret olarak kabul edilmemiştir.''

İlim öğrenmede de durum böyledir. Öğrencinin  ilim öğrenmekten  maksadı Allah rızasını  kazanmak, ahiret yurdunu elde etmek , önce kendisinde cahilliği gidermek, sonra diğer cahillerin bilgisizliğini gidererek  bilgi ve kültür sahibi olmalarını sağlamak, İslam dinini yaşatmak ve ilelebet   devamını sağlamak olmalıdır.

Aslında ilim bizatihi  ibadettir. İlimde Allah rızasına dayalı olmayan hiçbir niyete yer verilmemelidir.  İlim tahsil etmekten maksat,  Allah rızası ve topluma hizmet olduğuna göre, öğrenci öğrenime başlarken şöhrete  kavuşmak,  insanlar yanında değer kazanmak, toplumda itibar sahibi olmak, kariyer kazanmak gibi düşünceden  kesinlikle uzak bulunmalıdır. Aksi düşünce ile işe başlayanlar hem  toplumda gereken itibarı elde edemezler, hem de topluma hizmet edemezler . Zira buradaki maksat  hizmet değil  şöhret ve itibardır.

Günümüzde olduğu gibi itibar kazanma, toplumda bir yeri olma, maddi kaygısıyla öğrenim  gören kimse herhangi bir şekilde diploma alamaz, tahsilini tamamlayamaz değildir. Diploma alır, fakat mesleğinde gerçekten başarılı  ve topluma büyük hizmet sunacak bir eleman olamaz. Öyle ki gelişi güzel okul bitiren bir öğrenciye doktorluk yada mühendislik diploması verilirse belki bu diploma ile bir mevki  işgal eder,  fakat hekimlik yapamaz  mühendislik  icra edemez.

Bu durumda ilim insanları yaşatacak yerde öldürür, binaları çöktürür. Diğer ilim dallarında da durum  bundan farksızdır.  Sadece maddeci  anlayışa dayalı olan eğitim sisteminden  ya hortumcu  yahut   terörist yetişir. Maddeci eğitim sisteminin verdiği acı meyvelerden başkasını veremez. Yararlı  insanlar, büyük ilim ve fikir adamları yetişmez.

İslam dini ilim dinidir.  Cehalet ve taassuba en büyük savaşı İslam açmıştır. O halde ilim öğretmek ve öğrenmek isteyen kişi  Hz.Peygamber (SAV)’e  gönülden bağlanmış kişidir. Allah'ın sıfatı olan ilim başkalarına karşı kendini büyük görme bencilliğine alet edilemez. Böyle bir bilgiden kimseye fayda gelmez. İlim yalnız Allahın rızasını kazanmak ve topluma faydalı olmak için öğrenilir ve öğretilir.Bu gün bilgisiyle kendini halkın üstünde gören ve adeta bu milletten ayrı bir tavır takınan  öğrenim görmüş bazı insanlar tamir kabul etmeyen hataya düştükleri  için, Müslüman halktan kopmuşlardır. İslam, bilgiyi halktan uzaklaşmaya değil, aksine halk ile kaynaşmaya bir vasıta kılıyor.

Çağımızda iman ve tevhitten uzak olan eğitim ve öğretimin  acı ürünleri ortadadır. Manevi temellerden yoksun, imansız ve ruhsuz bir neslin, maddeci kuru bilginin meydana çıkardığı huzursuzluk ve rahatsızlığın acısını bütünü ile toplum  çekmektedir. Toplumun kalkınması, temelde bu iman unsurunun yerleştirilmesine bağlıdır. İmansız bir neslin elinde ekonomik ve teknolojik güç olmaz.

Öğretmen ilim hayatı üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Öğretmen öğrenciye sadece kuru bilgi aktaran nakilci bir araç değildir. Öğretmen kuru bir ilimden  önce öğrencilerine feyiz veren ve talebeleri ile arasında manevi bir bağ ve iletişim kurabilen kudretli kişidir. Öğrencilerle hoca arasında manevi bir bağ kurulmazsa hocalık ve öğrencilik bir kalıp olarak kalır. Böyle olunca manevi bir alış-verişte bulunamazlar.

İlim esasen maddi öğretimden çok manevi bağ ile mükemmel olarak talebeye aktarılabilir. Sadece not korkusuyla hocasına bağlı bulunan bir öğrenci belki not alabilir, dersinde başarılı görülebilir, fakat sevgi alamaz, feyiz alamaz. Aldığı bilgileri yayamaz yahut beklenen faydayı sağlayamaz.

Tevhit inancın temeli ilim, ilmin temeli de terbiye ve saygıdır. Ustalarına karşı saygılı olmayan sanatkarlar, öğrendikleri sanattan faydalanmadıkları gibi, ilim öğrenmeye çalıştığı halde, hocalarına karşı gerekli sevgi ve saygıyı göstermeyenler de öğrendikleri bilgilerden faydalanamazlar.

Her şeyin ruhu durumda bulunan ilim, ancak terbiye ve saygı esasına riayet edilerek öğrenilir ve ondan faydalanılabilir.

İlimlerin en üstünü yüce yaratanı bilme ve tanımaya vesile olan bilgidir. Bu bilginin de ancak terbiye ile saygı ile elde edileceğinde hiç şüphe yoktur. Saygısızlık dünya hayatının yaşanmaz hale gelmesine, nizamın intizamın yok olmasına sebeptir. Bu günkü ilimsizliğin ve tüm huzursuzlukların temelinde sevgisizlik ve saygısızlık illetini aramak gerekir.

Günümüzdeki eğitim-öğretim ile selef alimlerin devrindeki eğitim-öğretimi mukayese edersek, hürmet ve terbiyenin, adab ve davranışların ilim öğrenmedeki tesirini apaçık görmüş oluruz. Nitekim bu konuda şöyle denilmiştir. ”Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb,ilim geride kaldı illa edeb,illa edeb”. Yani Allah'ı gerçek manada tanıyan ariflerin meclisinde ilim aradım. Fakat ilim geride kaldı, önce edep lazım edep.

Bu yazı toplam 2453 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.