“Kanaatkârlık Bereket Sebebidir”

28.10.2018 21:48:46
“Kanaatkârlık Bereket Sebebidir”

 “Kanaatkârlık Bereket Sebebidir”

Eğitimle Diriliş Bayan Komisyonun geleneksel hale getirdiği aylık etkinliklerini ilkini Eğitimci Zeynep Durdukoca ’nın sunumu ile Diriliş Kitap Kafe’de yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.    

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, Bayan Birimi Sorumlusu Melek Bellibaş ’ın birim çalışmaları hakkında yaptığı konuşma ile başladı. Bellibaş, haftalık kitap tahlillerinin üçüncü senesine girdiğini, her hafta bir kitabın tahlilini yaptıklarını, pazar günü saat13:30 da yapılan programın herkesin katılımına açık olduğunu dile getirdi. Aylık çalışmalarında ise alanında uzman hocaların güncel bir konuda konuştuğunu söyledi. 

Bellibaş ‘ın konuşmasından sonra sözü alan Eğitimci Zeynep Durdukoca, kanaatin nimete razı olma, aç gözlü olmama, halinden hoşnut ve memnun olmak, az ile yetinmek olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı.. Kanaatin zıddının doyumsuzluk olduğunu söyleyen Durdukoca, bunun aç gözlülük, mala hırslanma olduğunu ve bunu kalbi bir hastalık olarak görülebileceğini söyledi.

Durdukoca sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomik sıkıntılardan çok doyumsuzluk ve hırsın, kanaat etmemenin, israfın neticesinde bir gelir eşitsizliğinin olduğu ve yaklaşık iki milyar insanın aç olduğu, 18 bin çocuğun yetersiz beslendiği bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir dünyada Müslüman’ın mutluluk reçetesi kanaattir. Yoksul veya zengin olması fark etmez.  Açlıkla boğuşan dünyamızda açlığın tek çaresi kanaatkâr olmaktır. Yoksul aza razı olarak isyandan, inkârdan ve anarşiden, hırsızlıktan korunur. Zengin az tüketerek,  kalanı infak ederek bu sorunun bitmesine yardımcı olur. Kanaatkârlık, manevi bir şükür, rahmeti ilahiyeye hürmet ve bereket sebebidir, der Bediüzzaman. Kanaatsizlik ise tembellik, şükür yerine şikâyet, haram yollarla zahmetsiz mal aramayı beraberinde getirir. Sonu pişmanlık, perişanlık, riyakârlık ve bencilliktir.

Hz. Peygamber kimseden bir şey istememek üzere ashabından biat almıştır. Bunu ümmetini kimseye minnet etmemek sadece Allah’tan istemek ve elindeki ile yetinmeyi öğretmek için yapmıştır. Bu terbiyeyle yetişen ashabı deve üstündeyken elinden düşen asasını bile kimseden istemiyordu. Kanaat dilenmekten kurtarır, izzet verir, nimetteki lezzeti gösterir.

Bir zaman, dünyaca sehâvetle meşhur Hâtem-i Tâî, mühim bir ziyafet veriyor. Misafirlerine gayet fazla hediyeler verdiği vakit, çölde gezmeye çıkıyor. Bakar ki, bir ihtiyar fakir adam, bir yük dikenli çalı ve gevenleri beline yüklemiş, cesedine batıyor, kanatıyor. Hâtem ona dedi: "Hâtem-i Tâî, hediyelerle beraber mühim bir ziyafet veriyor. Sen de oraya git, beş kuruşluk çalı yüküne bedel beş yüz kuruş alırsın." O muktesit ihtiyar demiş ki: "Ben bu dikenli yükümü izzetimle çekerim, kaldırırım; Hâtem-i Tâî’nin minnetini almam." Sonra Hâtem-i Tâî’den sormuşlar: "Sen kendinden daha civanmert, aziz kimi bilirsin?"Der ki: "İşte sahrada rast geldiğim o muktesit ihtiyarı benden daha aziz, daha yüksek, daha civanmert gördüm." İşte kanaat kendi az lokmasını, minnetle yenecek ziyafet sofralarına tercih etmektir. Kanaat en büyük zenginliktir.

Kanaat şükrü de beraberinde getirir. Çünkü memnun olmak teşekkürü gerektirir. Allah’ın verdiği nimeti nimet görürse ikram edene de şükreder. Şükür nimeti üzerinde gösterme, belli etme, nimeti unutmama, ikram edene minnet duymaktır. Tersi olan küfür ise nimeti unutmak, nimet saymamak, üzerini örtmektir. Kul nimeti bilmezse nimet ona külfet olur, bela olur. Ama nimeti bilirse nimeti arttırılır.”

Program, Diriliş Kitap Kahve’nin ikramı ile sona erdi.

 



Bu haber toplam 1285 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Güneş dünası panel tarımsal sulama