Mehmet Akif’in Gözünde İdeal Gençlik: Asım / Köşe Yazısı - Ahmet BELLİBAŞ

4.5.2019 21:08:51
Ahmet BELLİBAŞ

Ahmet BELLİBAŞ

Mehmet Akif’in Gözünde İdeal Gençlik: Asım

Farsçada hazine anlamına gelen “genc” ile dilimizde kullanılan “genç” kelimesi arasında bir ilişki olup olmadığı tartışmasını dilbilimcilere bırakırsak gençlik gerçekten ele geçmez bir hazinedir. İnsanın en dinamik, en cevval, en coşkun olduğu dönem olan gençlik yıllarında yorgunluk, bıkkınlık ve bezginlik bilinmeyen kavramlardır.

Milletler için gençler, büyük öneme sahiptir. Bir milletin gençleri sayı ve keyfiyet(kalite) açısından ne kadar fazla ise millet o oranda gelişir ve ilerler. Aynı şekilde bir milletin gençliği kaliteden ne kadar uzaksa o milletin idam fermanının imzalanması o oranda yakındır. Tehlikenin farkında olan aydınlar, fikir adamları, şairler gençlere büyük ümit bağlamışlardır. Çözüm arayışına giren aydınlar kendi fikirleri doğrultusunda ideal bir genç profili çizmeye çalışmışlardır.

Aydınlarımızdan Tevfik Fikret’in örnek gençlik profilinde ele aldığı ideal genç, Haluk’tur. Haluk, yüzünü tamamen Batı’ya dönmüş bir karakterdir. Haluk,  Tevfik Fikret’in öz oğlu olsa da gerçekte Fikret’in bu milletin evlatları için çizmiş olduğu bir rol modeldir. Ancak; Haluk’un eğitim için gittiği Avrupa’da papaz olmayı tercih etmesiyle bu ideal genç hayali, Fikret için başlamadan biter.

Necip Fazıl Kısakürek’in de ideal bir gençlik tasavvuru vardır. Kısakürek “Gençliğe Hitabe” adı altında kaleme aldığı bir yazısında kendi ideal gencini şöyle ifade eder: “ ‘Kim var!’ diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan, fert fert ‘Ben varım!’ cevabını verici… bir gençlik.”

Ünlü şair ve düşünce adamı Sezai Karakoç ise zihnindeki ideal genç profilini  “Diriliş Nesli” olarak ifade eder.

Hâsılı; her aksiyon insanının, fikir adamının ideal bir genç hayali vardır.

Mehmet Akif Ersoy, şair olmaktan ziyade bir fikir adamı ve aksiyon insanıdır. Safahat adlı eseri onun bu yönünün en iyi örneğidir. Tüm gayesi, bu milletin ve bu dinin mensuplarının içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulması olan Akif de ideal bir genç portresi çizer. Onun için ideal genç, Asım’dır. Yedi bölümden oluşan Safahat’ın bir bölümüne “Asım” ismini vermesi, onun bu ideal genç hayaline ne denli önem verdiğini anlamamız için yeterlidir.

Peki, Asım’ı bu kadar önemli kılan şey nedir? Mehmet Akif için Asım ne ifade etmektedir?

19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında Müslümanların durumu içler acısıdır. Sömürge haline gelmemiş Müslüman bir belde görmek neredeyse imkânsızdır, Müslümanların umudu Osmanlı’nın içinde bulunduğu durum sefalete doğru gitmektedir. Son yıllarda girdiği savaşlarda sürekli mağlup olan, sınırları gün geçtikçe daralan devlet büyük bir tehlikededir.

İşte Akif’e göre Müslümanları içinde bulundukları bu kötü durumdan kurtaracak olan Asım’ın neslidir:

“Hale baktıkça adam kahroluyor, elde değil.

Bizi kim kurtaracak, var mı ki bir başka nesil?

-Asım’ın nesli, Hocam!”

Yine Akif, “-Asım’ın nesline münkad (boyun eğen) olacak istikbal.” dizesiyle geleceği şekillendirenin Asım’ın nesli olacağını ifade etmektedir.

Çanakkale Savaşı’nı anlattığı bir şiirinde şöyle söylemektedir:

“Asım’ın nesli diyordum ya… Nesilmiş gerçek!

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.”

Şiirin bu dizeleriyle beraber tamamında işaret edilen Asım ve onun nesli, Akif’e göre ülkeyi içinde bulunduğu zor durumdan kurtaracak ve gerektiğinde vatan uğruna seve seve can verecek olan gençliktir. 1.Dünya Savaşı’nda cepheden cepheye koşan, büyük fedakârlıklar gösteren, tabiri caizse elini değil vücudunu taşın altına koyan nesil, Asım ve Asım yolunda yürüyen nesildir.

Safahat’ın “Asım” bölümünde, Asım’ın özelliklerini, meziyetlerini soran Köse İmam’a Akif’in verdiği şu yanıt bunu daha açık ortaya koymaktadır:

“…

– Güzel amma, ne faziletleri var evladım?

– Ne fazilet mi? Çocuklar koşuyor, aç çıplak,

Cepheden cepheye aslan gibi hiç durmayarak.

Yine vardır bir ölüm korkusu aslanda bile;

Yüzgöz olmuş bu çocuklar ölümün şahsiyle!

Cephenin her biri bir kıt'a da, etrafı deniz;

Kara dersen daha dehşetli: Ne yol var, ne de iz.

Harekâtın görüyorsun ya, Hocam, en kolayı,

Yalınayak Kafkas'ı tutmak, baş açık Sina'yı!

Yapılır zannediyorsan, bakalım, sen de soyun

Kıt'a kapmak, köşe kapmak değil artık bu oyun.”

Asım’ın önemli bir diğer özelliği toplumsal sorunlara karşı duyarlı oluşudur. Toplumsal olayların ve sorunların bizzat içinde olan, toplumda kanayan bir yara gördüğünde onu dindirmek için tüm gücüyle mücadele eden gençliktir Asım’ın gençliği.

Savaş yıllarında toplumun içinde bulunduğu maddi ve manevi sıkıntılar Asım’ı fazlasıyla üzer. Ancak bu sıkıntıları çeken bir halk kitlesi bir tarafta dururken bu sorunlara kulak tıkayan, sorunları görmezden gelen bir kesim mevcuttur. Bu kesim, toplumdaki onca sefalete rağmen kendi eğlenceleri için har vurup harman savurmakta ve israfa kaçmaktadır. Bu durum Asım’ı fazlasıyla rahatsız eder. Bu kişilere haddini bildirmek, doğru yolu göstermek için çeşitli yollara başvurur.

İnsanların yiyecek bulmakta zorlandığı bir zamanda, meyhane vb. yerlerde birtakım insanlar zevk u sefa içerisinde yiyip içmektedir. Asım bunları önce uyarır; ancak bu kişiler tarafından terslenince dayanamaz ve bu insanları alıp meyhanenin dışına atar.

İnsanlar evinde kullanacak az bir gaz yağı dahi bulamazken, kumarhanelerde gaz yağının su gibi harcanmasına dayanamaz, bu gaz yağını kumarhaneden alıp bakkala vererek insanlara dağıtmasını söyler.

Her ne kadar Mehmet Akif ilgili bölümün sonunda Asım’a toplumsal sorunları çözmenin yolunun bu olmadığını söylese de biz, buradan Asım’ın toplumsal olaylara karşı tepkisiz kalmadığı sonucunu çıkarabiliriz.

Mehmet Akif, Asım’a ve bugün Asım olmaya çalışan gençlere şu tavsiyelerde bulunur:

“İnkılab istiyorum ben de, fakat Abdu gibi

Yoksa ellerde kör alet efeler tertibi,

Babıali'leri basmak, adam asmakla değil.

Çek bu işten bütün ihvanını, kendin de çekil.

Gezmeyin ortada, oğlum, sokulun bir sapaya,

Varsa imkânı, yarın avdet edin Avrupa'ya”

Şiirden de anlaşılacağı üzere Asım ve neslinin önemli görevi ilmi noktada kendini geliştirmektir. Kaba kuvvetle, fiziksel güçle sorunları tamamen çözmek mümkün değildir. “İlim Çin’de de olsa onu alın.” Nebevi uyarısını rehber edinerek, gerekirse bizdeki geri kalmışlığı ortadan kaldırmak ve 300 yıldır boşa geçen(ilimden uzak) zamanı telafi etmek için Avrupa’ya ilim tahsil etmek için gidilmelidir.

“Sade Garb'ın, yalınız ilmine dönsün yüzünüz.

O çocuklarla beraber, gece gündüz, didinin;

Giden üç yüz senelik ilmi sık elden edinin.

Fen diyarında sızan na-mütenahi pınarı,

Hem için, hem getirin yurda o nafi' suları.

Aynı menba'ları ihya için artık burada,

Kafanız işlesin, oğlum, kanal olsun arada.”

Bediüzzaman, ilim talebesinin kuş gibi iki kanatlı olması gerektiğini savunur. İlim talebesinin bir kanadı din ilimleri diğer kanadı fen bilimleridir. Kuşun iki kanadı olmadan uçamayacağı gibi ilim talebesinin de fen ve din ilimlerinden herhangi birinin eksikliğiyle ilerleyemeyeceğini söyler. Akif’in Asım’ın neslinden beklentisi de tıpkı bu yöndedir. O, Asım’dan fazilet ile marifeti birleştirmesini ister. Fazilet, tek başına bir milleti yüceltemez. Bunun için marifete de sahip olunmalıdır, millet ancak bu şekilde gelişir ve kalkınır.  

Safahat’ın tamamında ümitsizliğe, bedbinliğe savaş açan Akif’e göre ümitsizlik bir bataklıktır ve bir kere düşülürse oradan çıkmak çok zor olacaktır. Asım’ın neslinin de ümitsizliğe kapılmasını istemez. Aslında ümitsizliğe kapılmayı gerektirecek bir durum da yoktur. Çünkü bizi ayakta tutan, yaşatan değerler çok derinlerde, bir ağacın kökleri gibidir. Ağacın dallarına zarar verilse de kökler baki kaldıkça ağaç yaşayacaktır. Bu yüzden ümitsiz olmaya, karamsarlığa kapılmaya hiç gerek yoktur. Gün gelecek dalları koparılmış ağaç, kökleri sayesinde yeniden gür bir şekilde yeşerecek nihayet yükselecektir.

“Hadisat etmesin oğlum, seni asla bedbin

İki üç balta ayırmaz bizi mazimizden.

Ağacın kökleri mademki derindir cidden,

Dalı kopmuş, ne olur? Gövdesi gitmiş, ne zarar?

O, bakarsın, yine üstündeki edvarı yarar,

Yükselir, fışkırıp, afak-ı perişanımıza;

Yine bin vaha serer kavrulan imanımıza.”

Özetle toparlamak gerekirse Asım, Mehmet Akif Ersoy’un bu milletin gençlerine yüklediği anlamı, onlara dair hayallerini, onlardan beklentilerini çizdiği profildir. Akif Asım adlı kahramanıyla bu milletin gençlerine seslenir, yol gösterir, rehberlik eder. 

Bu yazı toplam 119 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.