SAYIN NABİ AVCI’YA MÛSİKÎ İNKILÂBI HUSUSUNDA SON ÇAĞRI / Köşe Yazısı - Yalçın ÇETİNKAYA

27.3.2016 17:58:19
Yalçın ÇETİNKAYA

Yalçın ÇETİNKAYA

 SAYIN NABİ AVCI’YA MÛSİKÎ İNKILÂBI HUSUSUNDA SON ÇAĞRI

Yalçın ÇETİNKAYA

Yeni Şafak Gazetesi Pazar Eki'nde yine bu köşede 7 ve 14 Eylül 2014 tarihlerinde iki hafta arkaarkaya “Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı'ya sekiz adımda mûsikî inkılâbı yapma teklifi” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu teklif, gerçekten sekiz adımda gerçekleştirilmesi mümkün olabilecek bir mûsikî inkılâbı teklifi idi. İlk yazı üzerine Sayın Avcı büyük bir âlicenâblık göstererek aradılar, mûsikî inkılâbı teklifimi oldukça mühim bulduklarını belirterek ilgilendiler, hatta sağolsunlar beni 2-6 Aralık 2014 tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilen 19. Millî Eğitim Şûrâsı'na davet ettiler. Sayın Bakan'ın daveti ile iştirâk ettiğim bu şûrâda nâçizâne, mûsikîmizin eğitim sistemimiz içinde nasıl yer alması ve bu eğitimin nasıl verilmesi gerektiği konusunda tekliflerim oldu, bu teklifler oy çokluğu ile kabul edildi. Yani Türk mûsikîsi eğitiminin millî eğitim müfredatına dâhil edilmesi, bir kişinin halkın iradesini hiçe sayarak tek başına aldığı kararla değil, eğitimcisinden sivil toplum kuruluşlarına ve öğrencilere kadar, halkı temsil eden insanların katıldığı demokratik bir oylama ile kabul edildi. Bu önemlidir.

Şûrâ'dan sonra Yeni Şafak'ta şunları yazmıştım: “19. Millî Eğitim Şûrası'nda,'müzik eğitimi' konusunda alınan yeni kararların batı müziğini yasaklamadığını söylemeliyim. (Liseden itibaren, ama bir çocuğun ana okulundan orta okul son sınıfa kadar, yani dokuz yılda kulağına kendi ses cevheri ve makamlar iyice yerleştikten sonra batı müziği eğitimi de verilecek. Ayrıca ülkemizde ilkokuldan itibaren yarı zamanlı batı müziği ve enstruman eğitimi veren konservatuarlar bulunmaktadır.) Çünkü batı müziğini yasaklamanın bir anlamı yoktur, bu mümkün değildir ve bilâkis öğretilmelidir de. Bu topluma gelecekte, her iki medeniyetin müziğini de bilen “zülcenâheyn”ler lâzım olacaktır ki, iki yakanın müzik kültürünü bilmek, bizim medeniyet tasavvurumuza daha uygundur. Hem Itrî'yi hem Bach'ı, hem Dede Efendi'yi, III. Selim'i hem Mozart'ı, Beethoven'i bilen, hem tanbur, hem kanun, hem piyano, hem keman, hem çello çalabilen genç “zülcenâheynler” yani iki kanatlılar, iki yakayı da çok bilenler yetiştirdiğimizi düşünün.

Elbette 19. Millî Eğitim Şûrası'nda alınan kararlar doğrultusunda okullarımızda Türk mûsikîsini öğretmek bugünden yarına oluverecek bir şey değildir. Her şeyden önce bu eğitimi verecek nitelikli öğretmenlere ihtiyaç vardır ki, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın da hazır bulunduğu genel kurulda yaptığım konuşmada bunun için Türk mûsikîsi eğitimi veren konservatuarların sayısının artırılması, bu konservatuarlarda eğitim kalitesinin yükseltilmesi ve mezunlara da öğretmenlik hakkının verilmesi gerektiğini, altını çizerek ifade ettim ve aksi halde bu şûrâda mûsikîmizin eğitimi ile ilgili alınan kararların bir anlam taşımayacağını belirttim. Öğretmen sayısını artırmak elbette yetmiyor, kalitesini de artırmak gerekiyor. Bunu halletmek kısa sürede olacak bir iş değildir. Buna ilave olarak, planlanan eğitim için yeni ve doğru bilgiler ihtivâ eden mûsikî kitaplarına, ana okulu, ilkokul ve ortaokul düzeyindeki çocuklarımıza makamlarımızı doğru ve güzel öğretecek yeni okul şarkılarına ihtiyaç vardır. Türk mûsikîsi sazlarının, bu yaşlardaki çocuklarımızın fizik yapısına uygun boyutlarda yeniden üretilmesi gerekmektedir. Yani yol uzun ve zahmetlidir, o halde bu ülkede bize ait olmayan bir kültürün zorla öğretilmesi için nasıl çalışılmışsa, bu konuda sorumluluk sahibi herkesin gece gündüz demeden çok daha fazla çalışması gerekmektedir. Çünkü mûsikîmiz bize kendi iç dünyamızı hatırlatmakta ve kendi kimliğimize sahip çıkmamızı ve kendi âlemimize yönelmemizi sağlamaktadır. Bugün acundan ülkemize gelerek mûsikîmizi öğrenmeye çalışan yüzlerce genç müzisyen vardır ve dünya konser salonlarının tıkabasa dolmasını sağlayan bu mûsikî bizim mûsikîmizdir ve yüz ağartıcıdır.”

Ancak aradan iki yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen Millî Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda bir girişimi olmadı ve “sekiz adımda mûsikî inkılâbı” hayalim sona erdi. Çünkü gerçekten, bu önemli inkılâbın ancak bu iktidar döneminde yapılabileceğine inanmıştım, Sayın Nabi Bey'in bu konuda duyarlı olduğuna, benimle yaptığı telefon konuşmasından sonra iyice inanmıştım. Hayalim orada başladı, 19. Millî Eğitim Şûrâsı'na davet ile heyecanım arttı, Talim Terbiye Kurulu'na verilen bir müzik eğitim projesini incelemek üzere Ankara'ya davet edilmem üzerine Millî Eğitim Bakanlığı'nın bu işe ciddiyetle el attığına artık iyice inandım.

Projeyi inceledim, hakkında bir rapor yazarak Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı'na teslim ettim. Fakat bundan sonra bakanlığın sesi soluğu kesildi. Bugüne kadar da ne arayan oldu, ne soran. Bir ay kadar önce Talim Terbiye Kurulu Başkan Vekili'ni arayarak konuyu hatırlattım. Tekrar cevap alamayınca umudu kestim.

Benim Sayın Bakan'a bir mûsikî inkılâbı teklifinde bulunmam ve bakanlığın bu yöndeki bir çalışmasının içinde olmam veya olmamam çok da önemli değildir. Ülkemizde benimle aynı şeyleri düşünen başka müzikçiler de var şüphesiz. Ama önemli olan, Millî Eğitim Bakanlığı'nın mûsikî eğitimini düzenlemek ve kendi mûsikîmizi ana okulundan itibaren çocuklarımıza doğru öğretmek gibi bir vazifesinin olduğudur. Zaman hızla akıp geçmektedir ve başta Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı olmak üzere, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı ve bakanlığın ilgili ve yetkili mercileri konuya hassasiyetle eğilerek somut adımlar atmalıdır.

Sayın Nabi Avcı'ya 7 ve 14 Eylül 2014 tarihlerinde yaptığım “sekiz adımda mûsikî inkılâbı teklifim” hâlâ geçerlidir. Şahsım adına ne Sayın Bakan'dan ve ne de Millî Eğitim Bakanlığı'ndan bir beklentim yoktur ama bu ülkenin evlâtlarının, kendi mûsikîlerini öğrenebilmek için beklentileri vardır ve bu beklentilerin karşılanması bakanlığın en önemli vazifelerinden biridir.

Kaynak:Yeni Şafak

Bu yazı toplam 4355 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.