Önceliklerimizi Tespit Edebilmek / Köşe Yazısı - Bilal AKGÜL

17.7.2018 10:27:12
Bilal AKGÜL

Bilal AKGÜL

 Önceliklerimizi Tespit Edebilmek

O.D ye ithaf

Sorunların ve gidilen yolun önceliklerinin tespiti, şüphesiz bireysel ve toplumsal ıslah çalışmalarının en önemli adımı-aşamasıdır. Bulunulan şart ve imkânlara göre bilginlerimizin yaptıkları tespitler değişiklik göstermiş, enerji sarf ettikleri alan farklılık göstermiştir.

İçtihat dediğimiz ya da içtihat kapısı dediğimiz bu olsa gerek. Hayatın değişen yönlerini, değişmeyen sabitelere göre yeniden yorumlamak, değerlendirmeye tabi tutmak… Ve oluşan ihtiyaçlara cevap verebilecek alternatif(ler) sunabilmek…

Konumuzun yakın zaman için en dikkate değer örneği Bediüzzaman Said Nursi’dir. Osmanlının yıkılma sürecinde sorunlara ve devletin yeniden toparlanmasına siyasi çözüm arayışlarını merkeze koyarken, şartların değişimi ile birlikte önceliğini değiştirmiş, belirlediği yeni öncelikler ile yürüyüşüne devam etmiştir. Siyasal-toplumsal şartların değişimi daha önce belirlediği yol haritasını gözden geçirmesini, yeniden yorumlamasını gerektirmiştir.

Bediüzzaman’ın bu süreçte yaptığı çalışmalarda İslam dünyasının yol haritasında ittihadı, Müslümanların birliğini en öne koyması dikkate değer bir açılım, bir önceliktir. Ona göre “Bulunduğumuz zamanda Müslümanların birliğinin farziyeti namazın farziyetinden daha güçlüdür.” Kanaatimizce Bediüzzaman’ın Müslümanların ittihadı ile ilgili yorumu şu anda hala önceliğini, aciliyetini korumaktadır.

Bediüzzaman bu yaklaşımı ile hem bireysel, hem toplumsal açıdan hem de tüm dünya Müslümanlarına öncelikli bir hedef belirlemekte, bir yol haritası çıkarmaktadır. Atılan her adımın ifade edilen öncelikle çatışması durumunda anlamını, değerini kaybedeceği bir mihenk taşı… Bir ölçü…

Yakın zamanda vefat İslam tarihçisi Fuad Sezgin’in yaşamı ve öncelik tespiti konu ile ilgili önemli veriler sunacak niteliktedir. Uzun bir süre, günde 16-17 saat çalışan, öğle yemeğine 10 dakikadan fazla zaman ayırmayı zül addeden, hafta içi-hafta sonu zaman ayırımını kabul etmeyen rahmetli Sezgin’e “Hiç durmadan çalışmanın yöntemi var mı?” diye sorulduğunda verdiği cevap bizim için ibretliktir: ”Bütün hücrelerimin dinlenmeye o kadar ihtiyacı var ki anlatamam! Ancak bunu hissettiğim her defasında, İslam âleminin durumu ortadayken dinlenmeye hakkım olmadığına kendimi bir kez daha ikna ediyorum. Ben kabirde dinleneceğim. 40 senedir Frankfurt’tayım. Ancak hiçbir yerini gezmeye fırsatım olmadı.” Rabbim rahmeti ile muamele etsin.

Geçmiş toplumların yükselme ve düşüş hikâyelerine baktığımızda gördüğümüz temel engellerden, sıkıntılardan biri hayatlarını idame ettirmede yaşadıkları öncelik problemidir. Bağdat’ın Moğollarca işgalinde, İspanya’daki son İslam toprağı olan Gırnata’nın düşmesinde öncelikli gündemin yanlış yapılmasının bariz bir etkisinin olduğu görülecektir.

İslam coğrafyasının sınırlarına Moğollar dayanırken, Müslümanların gerekli tedbirleri almaktan uzak, toplumun ihtiyaçları ve öncelikleriyle ilgisi olmayan meseleler üzerine kafa yormaları belki de kıyamete kadar telafisi olmayacak bir barbarlığa maruz kalmalarına neden olmuştur. Yine Gırnata’da Hristiyanlar kendi aralarında birliklerini sağlarken Müslümanların birbirlerine hasetleri, çekememezlikleri, taht kavgaları sadece Müslümanlar açısından değil, dünya açısından da bir altın çağa tekabül eden toprakların zalimlerin hoyrat çizmeleri altında ezilmesine, yüzbinlerce kitabın yakılmasına neden olmuştur. Endülüs’ün düşmesi ile birlikte dünya, adeta altın çağdan demir çağına gerilemiştir.

Toplumsal ıslah hareketlerinin istikamet sorunu yaşamalarının, belli bir süreden sonra bazı toplumsal hareketlerin esen rüzgâra kendilerini kaptırmalarının nedenlerinden biri olarak, oluşan imkânlarla birlikte kalkış noktasına çok da uygun olmayan önceliklerin takdir görmesidir.

Fikri olgunluğun yeterli olmadığı toplumsal hareketlerde bahsedilen öncelik sorunu kendini çok daha fazla hissettirmektedir. Özellikle güçlenme, geniş kitlelere ulaşma gibi gayet masum(!) gerekçelerle yola koyulan hareketler, belli bir süreden sonra hedeflenen amacın nerede ise zıttı bir kulvara evrilebilmekte, adeta toplum mühendislerinin oyuncağı durumuna düşebilmektedir. Bölgemizde bunun bolca örneklerini görmek mümkündür.

Yukarıda verdiğimiz örneklere dikkat edilirse öncelik dediğimiz şey sabit, değişmez bir şey değildir. Sahip olunan misyonun ve hedefin net olması ile birlikte çalışmanın zamana ve şartlara göre öncelikler belirlemesi, önceliklerini revize etmesi gerekebilir. Hatta bunun zorunluluğundan dahi bahsetmek mümkündür.

Asıl olan mücadele kulvarı her ne ise belirlenen ya da revize edilen önceliklerin mücadele edilen kulvara uygun olması, kulvarı güçlendirmesi, değer katmasıdır. Belirlenen önceliklerin asıl misyona uygun olmasıdır.

Bireyler için durum çok mu farklıdır? İçinde bulunduğu toplumun öncelikli ihtiyaçlarını bilen, mensubu olduğu medeniyetin görev ve sorumluluğunun bilincinde olan her kişinin öncelik sıralamasını belirleyebilmesi, bu çerçevede yol alabilmesi, bu istikamet üzere bir istikrara sahip olabilmesi gerekir. “İbadetin azda olsa devamlı olanının makbul olmasının” mantığı da bu olsa gerek.

Fuad Sezgin Hoca, yaşadığı şartlarda kendi önceliklerini belirlemiş ve bu hedefe ulaşma konusunda görünen o ki hiçbir fedakârlıktan kaçınmamış, önceliklerine aykırı bir kulvara kaymamış, hayatını bu önceliklerine adamıştır. Ve çalıştığı alanda adeta İslam dünyasında bir çığır açmış, İslam dünyasına özgüven kazandırmış, Batı’ya esaslı bir ilmi tokat vurmuştur.

Benzer şeyi, zamanına uygun olarak önceliklerini belirleyen Bediüzzaman için de söylemek mümkündür. Belirlediği önceliklere hayatını adayan Bediüzzaman, çağına adeta damga vurmuştur.

 ***

Günümüzde, hassaten gençlerde, önemli problemlerden birinin “dikkat bozukluğu” olması, üzerinde durulması gereken önemli bir meseledir.

Dikkat bozukluğunun oluşmasında şüphesiz içinde yaşadığımız zamanın “hızlı” olmasının etkisi açıktır. Hızın görünen o ki en önemli sonuçlarından biri, toplumu içine sürüklediği “öncelik karmaşası”dır. Günübirlik tatmine kendini kaptıran nesillerin öncelikleri de günübirlik olmanın ötesine geçemeyecektir.

 ***

Toplumsal hareketleri diğer organize olmayan kesimlerden ayıran fark, kendi gündemlerini oluşturabilmeleri ve kitleleri bu gündemin içine çekebilmeleri, bu gündemle insanları bir araya getirebilmeleridir.

Hedefimize ne kadar kilitlenebiliyorsak elde edeceğimiz ürün de o nispette olur. Dünya meşgalesi, nafaka, toplumun arzu ve istekleri… Yâda dostların talepleri… Sorun basit mi görünüyor? Veya çözüm… Sorun, kanaatimce bireyden topluma bir ümmet sorunu…Bir hedef belirleyebilme ve bu hedefe kendini adayabilme…

 

 

 

Bu yazı toplam 288 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.