Ölü Ozanlar Derneği yada Hayatı Olağan Dışı Yaşamak / Köşe Yazısı - Salih ESKİTAŞ

18.3.2017 13:03:48
Salih ESKİTAŞ

Salih ESKİTAŞ

 Ölü Ozanlar Derneği yada Hayatı Olağan Dışı Yaşamak

Yönetmenliğini Peter Weir’in yaptığı aynı adlı kitabın sinema versiyonu olan film, John Keating (Robin Williams) adlı edebiyat öğretmeninin çok disiplinli bir erkek okulu olan Welton Academy'de görev alması ile başlıyor.

Keating (namı diğer Kaptan, Kaptanım) klişe edebiyat ve şiir anlayışına karşı olduğunu, olağandışı bir yaklaşıma sahip olduğunu ilk sınıfa girme anından itibaren gösterir.

Bu tür filmlerin (‘Her Çocuk Özeldir’ filmini yada  ‘Ayağa Kalk’ filmini hatırlayın) ilk giriş kısmı öğrencileri motive etmede tabiri caizse şok etkisi yaratıyor. Öyle bir şok ki izleyici filmin sonuna kadar o ilk girişin tesirinde kalabilmekte; hatta filmin kalan kısmının etkili olmasında belirgin bir katkıda bulunabilmektedir. Eğitim gönüllülerinin bu ve benzeri filmlerin ilk giriş sahnelerinden çıkaracağı önemli dersler-örnekler olduğu kanaatindeyim.

Keating’in ilk sınıfa girişte kullandığı “Yaşadığı günü kavramak, hayatı olağan dışı yaşamak” cümlelerinin bu anlamda muhatabın düşünce dünyasını, ufkunu sarsacak türden olduğu söylenebilir. Sonra okulun eski mezunlarının çektiği fotoğrafın önünde öğrencilerle birlikte durup, fotoğrafa kulak kesilerek “Hayatın sesini dinlemek” gerektiğini ifade etmesi… Algıyı ve şiiri olağan dışı hale getirmek… Ve olağanı aşmak…

Nerede ise bütün bir hayatın mekanikleştiği bir okul ortamında kendimiz için düşünmesini öğrenmek, özgür düşünen beyinler yetiştirmek, bunun için de olağanın tüm versiyonlarından uzak durmak; hatta olağana savaş açmak, filmin temasına rengini veren ana hedef olarak görülebilir.

Atmosfere rengini veren bu anlayışın somutlaştığı davranış ise Kaptan’ın(Keating’in) masanın üstüne çıkıp “hayata farklı bir açıdan bakmak gerekir”  uygulamasıdır. Vurgusudur.

Film, şekil aldığı kültürün kodlarını en ince ayrıntısına kadar kendinde göstermekle birlikte özellikle edebiyat özelinden hareketle, mekanik ortamın tüm kuşatıcılığına rağmen, özgünlüğü ortaya çıkarma gayreti, bugün eğitim alanının en önemli noksanlıklarından biridir. Şiir olur, başka bir alan olur, her kişinin içinde bir zenginlik vardır. Ve eğitimcinin temel görevi bu zenginliğin öğrenci tarafından keşfine yardımcı olmaktır.

Filmin üzerinde durulmaya değer bir diğer hususu münzevilik ile yaratıcılık arasında kurduğu bağdır. Doğru orantıdır. Dünyevi olana bağlanmak gerçekten inanın üretkenliğini ve dahi içindeki zenginliğin keşfine bir engel midir? Bu ve benzeri sorulara bazı medeniyet ekollerimizin net bir şekilde “Engeldir” dediği malumdur. Kur’an’ı Kerim’de imtihanla ilgili özellikle varlıkla imtihanın ön plana çıkmasını bu minvalde değerlendirmek yanlış mı olur?

Film, gerek uygulanacak etkinlikler açısından, gerek hayata farklı bakma yetisi kazandırmanın, gerekse öğretimi değil eğitimi merkeze alan bir yaklaşımın kazanımları ile ilgili eğitimcilerin istifade edebilecekleri bir film. Film, kanaatimce birden fazla izlenmeyi hak ediyor.

Bu yazı toplam 800 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.