HAFIZLIK EĞİTİMİ ÜZERİNE / Köşe Yazısı - Mehmet Ali ÇETİN

16.2.2016 15:33:39
Mehmet Ali ÇETİN

Mehmet Ali ÇETİN

 

Hafızlık Eğitim Programı Üzerine

 
Gençlerimizin İslam’ın getirdiği değerler üzerinde eğitilmesi başta Devletimizin ve Sivil Toplum Kuruluşların en önemli görevleri arasındadır. Ülkemiz genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir. Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin edepli, eğitimli ve donanımlı bir şekilde yetiştirilmesi için Devletimizin her türlü önlemi alması gerekmektedir. Ancak ülkemizdeki kaynakların yetersizliği, eğitime ayrılan bütçenin sınırlı olması, eğitim müfredatının ikili (batıcı, laik ve İslami sentez sonucunda oluşturulan müfredatlar) ve İlahiyat Fakültelerinde yeterli sayıda personel yetişmemesi, öğrenci yurtlarının sayıca az olması vb. imanlı ve inançlı gençliğin yetiştirilmesinin önünde en büyük engeller olarak ortaya çıkmaktadır.
 
Bununla birlikte Islami değerlere sahip bir neslin yetişmesi için en büyük görev ülkemizdeki Sivil Toplum Kuruluşlarına düşmektedir. Bu tür sivil toplum kuruluşlarının sayıca artması ve potansiyellerini topyekûn olarak gelecek nesillerin eğitimine harcamaları gerekmektedir.
 
Dürüst, terbiyeli ve ahlaklı bireylerin yetiştirilmesi için eğitim müfredatının onların aklına, ruhuna ve bedenine hitap etmesi gerekir. Eğitim müfredatları bu kavramlardan birini alıp diğerinin önüne geçirilmemeli, hiç birini boş bırakmamalı ve üçünü denk bir şekilde beslemelidir.
 
Yukarıda anlatılanlarla birlikte imanlı, inançlı ve ahlaklı bireylerin yetiştirilmesi için Kuran’ı Kerim ve Peygamberimizin sünneti seniyesi temel referans alınarak eğitim müfredatları hazırlanmalıdır. Genç nesillerimizin Kuranı anlamak, hayatlarını onunla anlamlandırmaya teşvik etmek temel gayemiz olmalıdır.
 
Bu bağlamda Diyanet İşleri Başkanlığının hazırlamış olduğu Hafızlık Eğitimi Programı incelediğinde bir takım eksiklikleri barındırmasına rağmen son derece modern, günün şartlarına uygun, öğrenci merkezli, bilimsel verilere dayalı ve öğrencilerin hem zihinsel hem de fiziksel gelişimlerine uygun olarak hazırlanmıştır. Hafızlık Eğitimi programı; Kur’anı Kerim, Temel Dini Bilgiler ve Sosyal Etkinlikler olarak üç ana başlık altında toplanmıştır.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı Hafızlık eğitimi veren Kuran kurslarında ilke, metot, amaç, uygulama, değerlendirme birliği sağlanması ve günümüz şartları göz önünde bulundurularak hafızlık geleneğinin sürdürülmesi ve geliştirilmesini hedeflemiştir.
 
Hafızlığın, Kuran’ı Kerim’i öğrenme bağlamında önemli bir adım olduğunu öğrenciye kavratmak, Kur’anı anlamak ve hayatını onunla anlamlandırmaya teşvik etmeyi, Hafızlığın Hz. Peygamber’den başlayarak günümüze kadar kesintisiz olarak devam eden bir gelenek ve kendisinin de bu geleneğin bir parçası olduğunu öğrenciye fark ettirmek amaçlamıştır. Öğrencilerin, dinin ve toplumun hassasiyetlerini dikkate alan ve ahlaki sorumluluklarının bilincinde bireyler olarak yetiştirilmesi; programda yer alan dini bilgiler alanındaki derslerin üniteleri ve muhtevası, Kur’an merkezli olarak hazırlanmaya çalışılmıştır. Bu şekilde öğrencinin Kuran’ı Kerim’le arasında bir anlam bağı kurması hedeflemiştir.
 
Öğrencinin, kabiliyetine bağlı olarak hafızlığını mümkün olan en kısa sürede tamamlayabilmesi amaçlamıştır. Öğrencinin hafızlık sürecinde sosyal becerilerini geliştirmek, kendisiyle ve çevresiyle barışık birey olmasını sağlamak ve onu etkin, aktif, zinde kılmak amacıyla programa Sosyal Etkinlik ve Rehberlik adıyla bir alan konulmuştur. Programdaki öğrenme alanları öğrencinin zihinsel ve sosyal yetenek ve becerilerini geliştirmeye yönelik yapılandırılmıştır. Öğrenme alanları, öğrencinin dikkatini canlı tutacak ve zihinsel kapasitesini artırarak gelişimine katkı sağlayacak şekilde planlanmıştır. Öğrencilerin gerektiğinde bazı din hizmetlerini yapabilmesini sağlayacak temel becerileri kazanması amaçlamıştır.
 
Hazırlanan Hafızlık Eğitimi Müfredatı Kuran’ı Kerim, Temel Dini Bilgiler ve Sosyal Etkinliklerin konuları en ince noktasına kadar titiz bir şekilde belirlenmiştir. Bu üç bölümden Kur’anı Kerim ve Temel Dini Bilgiler uygulama alanı bulmakta ve amaçlanan hedeflere ulaşılması sağlanmaktadır. Ancak Sosyal Etkinlikler alanı Hafızlık Eğitimi verilen fiziki mekânların yetersizliği, Kuran Kurslarının inşaat planlarının sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin yapılacağı alanlar olarak projelendirilmemeleri, bu eğitimleri verebilen donamlı personelin olmaması ve konulara uygun ünitelendirilmiş yıllık planların hazırlanmaması sebebiyle uygulama alanı bulamamaktadır.
 
Dolayısıyla başta ikinci pragrafta belirtmiş olduğumuz eğitim müfredatları insanların aklına, ruhuna ve bedenine hitap etmeli, bu üçünü denk bir şekilde beslemeli ilkelerimizin yerine getirilmemesine sebep olmaktadır. Bu da zihinsel ve fiziksel birlikteliğin gelişmesine, sağlıklı, kendine güvenen, bedensel gelişimini en iyi şekilde tamamlamış bir neslin ortaya çıkmasına büyük bir engel teşkil etmektedir. Bu hakikatı Adil Halife Hz. Ömer (R.A.) efendimiz valilerine göndermiş olduğu emirnamede çok güzel bir şekilde anlatmaktadır. “Ey Müslümanlar! Çocuklarınıza yüzmeyi, biniciliği, nişancılığı, güzel söz ve konuşma sanatını, şiir söylemeyi öğretin”  diye buyurmuşlardır.
 
Büyük İslam padişahı Halife Harun Er-Reşid talim ve terbiye için oğlu Me’mun’u ve Emin’i hocalarına teslim ederken Ey Sibeveyh veya Ahmar sizlere kalbimin meyvesi iki ciğer paresi körpe gözbebeğimi size emanet ediyorum. Artık onlar sizin eliniz altında, sizin emrinize verildi. Onların talim terbiyesine padişahımızın şeref ve itibarına yakışır şekilde dikkat etmelisiniz. İlk olarak Kur’anı Kerim’i İyice öğretin. Sonra İslam Tarihinden başlayıp, Peygamber (S.A.V) in Hadis ve Sünnetini, Arap Dilini ve Şiirini, Konuşma Sanatını, sözün nerede başlayıp nerede biteceğini de öğretin. Terbiyesine de ayrıca önem verilsin. Münasip olmayan yerde ve zamanda gülmekten men edin. Haşim oğullarına Peygamber (A.S) sülalesine hürmet ve tazim etmeye alıştırın. Askeri kumandaların meclislerine geldiklerinde saygılı olmaların da öğretin. Velhasıl hiç boş vakit geçirmeden, her saatı ve fırsatı ganimet bilin. Eza ve cefa etmeden, akıl ve zihinlerini meşgul edecek faidesiz şeylere kaymadan lüzumlu her bilgiyi öğretin. Çok müsamahakâr ve laubali olmayınız. Yüz bulurlar çalışmazlar. Çok sert davranmayınız. Eğer bu tedbirlerin hiçbiri fayda vermez ve dinlemezlerse, şiddetli disipline başvurun.” demişlerdir.
        
Hz. Ömer (R.A) ve Büyük İslam padişahı Halife Harun Er-Reşid’in söylediği bu vecizelerden çocuklarımızı talim ve terbiye etmek için Kur’anı Kerim ve Dini Bilgilerin yanında; Siyer-i Nebeviyi, Hadis ve Sünneti, Güzel Söz ve Konuşmayı, Dili, Şiiri, Sportif Faaliyetleri, Askerlik Bilgi ve Sanatını öğretmek gerektiği üzerine hassasiyetle durdukları anlaşılmaktadır. O halde önemli olan bu düşüncelere uygun müfredat hazırlayıp uygulamaktır.
 
İslam düşünce anlayışında öğrenilen bilgiler, değerler ve kavramlar hayatta uygulama alanı bulmamış ise eksiktir. Nihai hedefe ulaşamaz. Merhum İmam-ı Gazali yalnız bilginin kâfi gelemeyeceğini her bilenin bilgisiyle beraber amel etmesinin mecburi olduğunu şart gösteriyor. Bu anlamda şu vecizi söylemiştir. ”İnsanların hepside tehlike ve helak üzerindedir. Ancak âlimler bundan müstesnadır. Âlimler de helak üzerindedir. Yalnız ilmiyle amil olanlar hariç, amil olanlar da helak üzerindedir. Ancak ihlâs üzende amel edenler kurtulacaklardır”.
 
Yukarıda bahsettiğimiz örneklerden vurgulamak istediğimiz temel nokta çok iyi hazırlanan her hangi bir plan, bir proje veya bir çalışma her ne olursa mutlaka uygulanması gerekir.  Bu anlamda İslam dini hiç bir ideolojinin asla yakalayama cağı kadim, köklü büyük bir kültür ve medeniyete sahiptir. Önemli olan geçmişi parlak olan medeniyetimizin ışığında, gençlerimizin geleceğine yön verecek şekilde yetiştirmektir.
 
İslam milletleri eğer eski kuvvet ve saltanatlarına kavuşmak istiyorlarsa, talim ve terbiyeye, sanat, spor ve ekonomi alanında hiç durmadan saat gibi çalışmaya çok önem vermelidirler. Talim ve terbiyeyi herkese telkin edecek, hiç boş vakit geçirmeden, her saati ve fırsatı ganimet bilen eğitim anlayışı geliştirmek gerekir. Böyle bir eğitim anlayışı geliştirilirse bu kurumlardan mezun olan öğrenciler kendisiyle, çevresiyle ve toplumla barışık, sosyal becerileri gelişmiş, özgüveni olan eğitimli, donanımlı ve anlayışlı bir kişiliğe sahip olacaklardır.
 
Diyanet İşleri Başkanlığının Darul Erkam’dan başlayıp Ashabı Suffa’ya, Abbasiler zamanında kurulan Beytül Hikmet ve Nizamiye Medresesini, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından kurulan eğitim modellerini inceleyerek ve bu modellere uygun Hafızlık Eğitim Programlarını güncellemelidir.
 
Hazırlık, Ezberleme ve Pekiştirme dönemlerinden oluşan Kuran’ı Kerim bölümüne bir aydan az, üç aydan fazla olmamak şartıyla ön hazırlık dönemi eklenmelidir. Bu dönemde nitelikli, zeki, uyumlu ve gelişmeye açık daha iyi öğrenci seçimine yönelik sınavlar yapılmalıdır. Ön hazırlık döneminde başarılı performans gösteren öğrenciler hazırlık dönemine alınmalıdır.  
 
Sosyal etkinlik ve rehberlik alanları ile ilgili olarak günlük, haftalık ve aylık hangi konuların okutulacağını gösteren ünitelendirilmiş yıllık planların hazırlanması gerekir. Çünkü sosyal etkinlikler bölümünde konu başlıkları bulunmasına rağmen hangi konunun ne zaman, nasıl, nerede ve hangi eğitici tarafından işleneceği belirtilmemiştir. Sonuçta eğer böyle bir bölüm işlenecekse amacın ve planın belli olması gerekir. Değerlendirme ölçekleri de belirlenen bu amaç ve plan doğrultusunda hazırlanması gerekir.
 
Hafızlık Eğitim Programlarının uygulama alanlarının bulması için de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gerekli fiziki mekân, bina, yurt vb. alt yapı çalışmaları; sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin yapılmasına uygun olarak projeler hazırlamalıdır. Bu eğitimler bodrum katları, merdiven altları, çatı katları ve evlerin gizli bölmelerinde değil; her türlü fiziksel donanıma sahip modern binalarda verilmelidir.
 
Bu kurumlarda görev alacak yönetici ve eğiticilerin donanımlı, birikimli ve pedagojik formasyona sahip iyi bir eğitim süreçlerinden geçirilmesi gerekir. Eğiticiler yaşamları, ahlaki davranışları, nezaket kuralları ve saygınlıklarıyla öğrencilere örnek olması gerekir. Bu eğitimler sadece teoriye yönelik değil, pratik ve hayatta uygulama alanına dönük olmalıdır.     
 
Başkanlık, sosyal etkinliklerle ilgili bölümü dini hassasiyeti olan donanımlı personel (Spor Antrenörleri, Beden Eğitimi Öğretmeni, Rehber Öğretmen, Dini Musiki Öğretmeni, Tiyatro ve Edebiyat Öğretmenleri) yetiştirmesi için gerekli her türlü alt yapı çalışmalarını kendi bünyesinde başlatılmalı, gerekirse Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ile işbirliği protokolleri imzalanmalıdır.
 
Sonuç olarak; yukarıda belirtilen hususlar dikkat edilerek hafızlık eğitim programları hazırlayıp; uygulanırsa, bu kurumlardan mezun olan öğrenciler sosyal hayata ve çevreye uyum sağlamakta güçlükler yaşamayacaklardır. Tam tersine öğrenciler bilgi, birikim ve ahlaki duruşlarıyla toplumu arkasından sürükleyebilecek önderlik meziyetlere sahip olacaklardır. Böylelikle soran, sorgulayan, tefekkür eden, araştıran, yeni fikir ve düşünce üreten, geleceğe güvenle bakan imanlı, inançlı ve eğitimli bir gençlik yetişmiş olacaktır.
 
                                                                                                                 Mehmet Ali ÇETİN
Kaynak
Diyanet İşleri Başkanlığı Hafızlık Eğitim programı.
 

İslam’da Eğitim ve Öğretim M. Atiyye El İbraşi
  

Bu yazı toplam 2183 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.