GÜLÜM-Darbeden Sonra- / Köşe Yazısı - Salih ESKİTAŞ

23.7.2016 17:55:12
Salih ESKİTAŞ

Salih ESKİTAŞ

 GÜLÜM

-Darbeden Sonra-

H.T. ye ithaf

“Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” mısraları dilimin ucuna geliyor, bir nefeste kendimi attığım sokakta.

Yutkunuyorum.

Sokakları araba ile hızla dolaşırken, darbeden haberi olmayanlar, muhtemelen ağır bir dil bile kullanmışlardır, gecenin bu vaktinde ara vermeden çalan araba kornası için.

Yerimde duramıyorum.

Kalabalığın etrafında habire tur atıyorum. Tur derken, yüreğim nerede ise yerinden çıkıp haykıracak:

“Ey halkım uyuma, namahremimize kasteden alçaklar var.”

Gösteri mahallinin etrafında birkaç tur attıktan sonra, biraz rahatlayabildim ve kalabalığın arasına girebildim.

Vücut kalabalığın içinde, yürek başka âlemde...

Telefona sarıldım sonra.

Telefon hafızasında ne kadar numara varsa hepsine, kalabalığın içinde tur atarken mesaj atıyorum. Gelen telefonlara cevap verme konusunda ise tereddütlüyüm.

En kısa zamanda bu haysiyetsiz girişimden eşi dostu haberdar edip, eyleme davet telaşesindeyim.

Telefonun şarzı bitene kadar  “Tüm arkadaşları iradelerine sahip çıkmaya davet ediyoruz. Haydi meydanlara. Uyuma.” diye adeta haykırdım.

Meydan, kısa zamanda hınca hınç doldu.

Renkler farklı da olsa, atılan her slogana eşlik etmesek bile, aynı tonda çalan yüreğimiz eminim Reis’e ruh vermiş, can vermiştir.

Farklı hesap peşinde koşanlar, vitrinin cazibesine kendini kaptıranlar, sırt üstü yatıp eline ilk mikrofonu aldıktan sonra dava adamı kesilenler…

Kaçmanın hesabını yaparken, sahnede, birden kraldan çok kralcı kesilenler.

Dün, Reis’in her yaptığına bir “Ama” eklemeyi maharet addedenler,

Bir slogan kadar rüzgar yaratamayanlar…

Ya da öküzün altında buzağı arayanlar.

Neyse geçelim.

Biz, miting alanında mütevazı bir ağacın “gölge”sinde yüreğimizden damıttığımız sloganlarla konuşuruz gülüm.

Biz, İstanbul’da sıkılan her kurşunu yüreğimizde durdurarak konuşuruz gülüm.

Bedenimizi ezmeye gelen hiçbir tankın ruhumuzu ezemeyeceğini bilerek savaşırız gülüm.

Ve hiçbir rütbenin, hiçbir koltuğun, şehadet rütbesi kadar kıymetinin olmadığını bilerek meydanlara dalarız gülüm.

Operasyon, aynı zamanda içimizde biriken cerahatin dışarı vurumu değil midir?

Takvadan beri kalbin,

Uzleti bağrında barındırmayan dünyanın,

Badiyesi olmayan Ebu Zer’in,

Hicreti tecrübe etmeyen havariliğin,

Gözyaşının ve teheccüdün olmadığı evin…

Kim, neyi devşirdi bu hayâsız girişimden gülüm,

Haklılık nutuklarının dışında…

Parmağına bir diken bile batsa nefsini yokla, diyen bir medeniyetin neresine tekabül ediyoruz gülüm.

Aşktan başka hiçbir şey konuşulmaması gereken bir kıyamet sahnesinde bile dedikodu ve gıybeti aşmayan bir dil’i kim ihya eder gülüm.

Hangi mucize…

Gülüm!

Kutsal tanımayan güruhu bilirsin.... Bağdat’tan, Buhara’dan, Diyarbekir’den…

Bilirsin gülüm.... Gırnata’dan, Kurtuba’dan, Halepçe’den…

Ben yenilgilerimi anımsadım, miting meydanını adımlarken,

Yürek yenilgilerimi…

Tekrar yutkundum ve doğruldum.

Ve gülüm, meydanlarda kalbimizle dolaşmaya devam edeceğiz.

Kurtuluşun ve felahın sokaklarda olduğu bilinciyle…

Bu yazı toplam 2208 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.