DİRİLİŞ İÇİN İSTİKAMET ÜZERE YENİLİK / Köşe Yazısı - BAŞYAZI

7.4.2017 08:15:47
BAŞYAZI

BAŞYAZI

 DİRİLİŞ İÇİN İSTİKAMET ÜZERE YENİLİK

Peygamber Efendimiz, ’’İki günü eşit olan ziyandadır’’, buyurmaktadır. Hadisle ilgili farklı yorum ve açıklamalar bulunmaktadır. Kanaatimiz, Müslüman’ın özel hayatı başta olmak üzere, hayatının genelinde sürekli yenilenme, bilgilenme, bilinçlenme zorunluluğunun gerekliliği yönündedir.

Yenilenme, kulağa ilk etapta değişimi ve farklılığı çağrıştırmakla birlikte, vurguladığımız bir diğer husus da bunun istikamet üzere olmasıdır. Ana dinamikleri, kaynakları bertaraf ederek girişilecek bir değişimin faydalarından çok, zararlarının olacağı, yüzyılların birikimini elinin tersi ile itmenin diriliş yolunda yeni setlerin-sorunların çıkması dışında bir faydasının olmayacağı düşüncesindeyiz. Değişim ve yenilenme çabası, ancak istikameti şaşmadan yapıldığı zaman medeniyet olarak atak yapma potansiyelinin olduğu söylenebilir.

Değişimde en çok ikilem yaşanan husus, geleneğin ihyası konusunda eleştirel yaklaşma ile dışlama arasındaki ince çizgidir. Geleneğin eleştirel bir yaklaşımla ele alınıp değerlendirilmesi, geleceğe ayna tutma özelliği, kimi zaman toptancı yaklaşımlara zemin hazırlamış, modern seküler anlayışların propagandalarına alet olunmasına, küfrün kendi perspektiflerini meşrulaştırma adına yaptıkları algı operasyonlarına kanılmasına neden olabilmektedir.

Bir diğer husus ise, istikamette kalma adına yeni olana karşı çıkılması, yapılan her yoruma, istikametten düşürme adına meydan okunmasıdır. Öyle ki bırakın eleştiriyi, aklın dahi nerede ise devre dışı bırakılmasına neden olunmakta, adeta akla savaş açılmaktadır.

Ana kaynaklar(Kur’an ve Sünnet) yerli yerinde durmasına rağmen, ifratla tefrit arasında dolaşılmasının, günümüz koşulları ve yaşanan süreçlerle yakından ilgisi vardır. Gazali’nin felsefeye yaklaşımı ile yaptığı tenkitlerin, dönemin İslam toplumunun sorunlarından- gidişatından bağımsız olduğunu söylemek abes olsa gerek.

Aynı durum yönetsel açıdan da geçerlidir. En mutedil örnek olarak Hz Ömer döneminde devlet ricalinde-yönetiminde yaşanan değişimleri saymak mümkündür. Peygamber Efendimiz’in dönemindeki kimi uygulamalara son veren Hz Ömer, devletin büyümesi, sınırlarının dört bir yana yayılması ile sistemin işlevselliğini arttıracak yeni uygulamalar getirme ihtiyacı hissetmiştir. Ortaya çıkan sonuçlara ve toplum üzerindeki etkisine baktığımızda, bu yeniliklerin devlet sisteminin gelişimine katkısının olduğu görülüyor.

Dergimizin bu sayısındaki dosya konusunda da işlendiği üzere, eğitim sisteminde yapılmaya çalışılan yeniliklerin temelinde toplumsal değişimle birlikte yenilenen ihtiyaçların karşılanması, toplumsal beklentilerin yoğunlaştığı alanlarda revizeye gitme düşüncesinin etkili olduğunu görmekteyiz.

Tabiri caizse, dünyanın süper güçlerinin bile başat problemi olan eğitim sorununu var olanı koruma, eleştiriye yer vermeme, salt elindekinin müspet yönlerine yoğunlaşarak çözmek mümkün değildir. Elindekini kaybetmeme psikolojisi ile eleştiriye kapalı bir yaklaşımın, topluma sunacağı bir yenilik, bir artı değer yoktur.

Hassaten eğitim alanında son yüzyılın çeşitli psikolojik takıntıları, ideolojik yaklaşımları, bir kısır döngüye dönüşen günübirlik politikalarla, buna imam hatipler de dâhildir, oluşturulan eğitim müfredatlarıyla yeni yüzyılda istikamet üzere bir diriliş neslinin yetişmesi imkân dâhilinde görünmemektedir. Görünen o ki, evvelen yenilgi travmalarını izale edecek bir yaklaşımın oluşmasına-güçlenmesine zemin hazırlamak, bu konuda gerekli alt yapı çalışmalarını hızlandırmak gerekmektedir. Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalarını zemin güçlendirme gayretleri açısından dikkate değer buluyoruz

Bu konuda bazı riskleri ile birlikte, özellikle yeterince üzerinde konuşulması, tartışılması gibi, gündeme getirilen müfredat değişikliği çalışmalarını önemsiyoruz. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Sorunun kabul edildiği, eksikliklerin hissedildiği bu eğitim sistemimizde bazı değişikliklerin gündeme gelmesi, farklı yorumlara açık kapı bırakılması, en azından ufukta bir umut ışığının ihtiyaç haline gelindiğinin ve buna kapı aralanabileceğinin göstergesidir. Yapılacak değişikliklerin kalitesi ise biraz da sahip olduğumuz potansiyelin-birikimin düzeyine bağlı olacaktır. Ve bu durum bundan sonra da yeni değişikliklere açık olunacağının işaretçisidir.

’’İki günü eşit olan ziyandadır’’ anlayışı bu anlamda, hem bireysel hem de toplumsal açıdan, hassaten kendini yetiştirme, toplumsal sorunlara duyarlı olma açısından üzerinde tefekkür edilmesi, istikamet ilkesi olarak görülmesi gereken hadislerden bir tanesidir.

 

Bu yazı toplam 962 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.