Bir Medeniyet Kâşifi: Fuat Sezgin / Köşe Yazısı - Bilal AKGÜL

9.9.2018 07:58:08
Bilal AKGÜL

Bilal AKGÜL

 Bir Medeniyet Kâşifi: Fuat Sezgin

İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun bilinmesinde tarihinin, özellikle medeniyet tarihinin bilinmesinin katkısı inkâr edilemez. Müslümanların bilim, sanat ve medeniyette geri kalmasının nedenleri, dinin bundaki etkisi veya Avrupa’yı bilim ve teknoloji başta olmak üzere birçok alanda ileri götüren faktörler çoğumuzun direk veya dolaylı olarak muhatap olduğu sorulardır.

Kimi zaman dışarıdan yapılan yönlendirmelerin, kimi zaman yaptığımız iç tartışmalardan çıkan yanlış teşhislerin medeniyet algımız üzerinde olumsuz etkisinin olduğu bir gerçektir.

Kendi tarihimizden bihaber olmamız, Batı karşısında yaşadığımız eziklik, mağlubiyet psikolojisi, insan düşüncesindeki ve medeniyetindeki yerimizi bilmemizi, geçmişimizle sağlıklı bir yüzleşmede bulunmamızı engellediği söylenebilir.

Bu yazımızda medeniyet tarihi, özellikle bilim tarihi alanında yaptığı çalışmalarla medeniyet birikimimizin anlaşılmasında önemli katkılarda bulunan Prof.Dr. Fuat Sezgin’den bahsedeceğiz.

Sezgin ile ilgili sonda söyleyeceğimizi başta söylemek istiyorum. Ona göre bugünkü Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin muayyen bir devrinden sonra, başka iktisadi ve jeopolitik şartlar altında ortaya çıkan devamından ibarettir. Avrupa medeniyeti, İslam medeniyetinin çocuğudur.

Sezgin 1924’te Bitlis’te dünyaya gelir. 1943’te üniversite tahsili için İstanbul’a gelir. İyi bir mühendis olmayı hedefler. Gittiği bir seminer hayatını değiştirir. Oryantalist Helmut Ritter’in (1892-1971) İslami bilimler ile ilgili anlattıkları Sezgin’i çok etkiler. 33 dil bilen hocası  Ritter’le ilgili, ”İnsan, hocasını sırtında yumurta taşıyormuşçasına dikkatli dinlemelidir” sözleriyle yad eder. Ritter’le tanıştığı an için ,”Dünyaya yeniden geldiğim andır” tabirini kullanır.

Sezgin’in ilkokul öğretmeninin Müslüman bilginlerin dünyanın bir öküzün boynuzunda taşındığına dair ifadelerine karşılık, hocasına sorduğu İslam’da önemli bir matematikçi var mı sorusuna ,”İslam dünyasında; Yunanlarda ve modern çağlarda Avrupa’da tanıdığımız en büyük adlar kadar büyük birçok matematikçi vardır cevabı adeta onu şoke eder  ve o gece sabaha kadar  uyuyamadığını ifade eder. Sezgin;” O günden sonra yapılanları öğrenmeye, mümkünse olanlara bir katkıda bulunmaya karar verdim. Genç yaşıma rağmen İslam Bilimleri Tarihi adlı kitabı yazma sorumluluğunu üzerime aldım. Gece gündüz bunun için çalıştım” diyor.

60 darbesiyle üniversiteden atılması alanla ilgili çalışmalarını aksatmaz. Almanya’ya gider. Hocasının telkinleriyle günlük 17 saat çalışır. 27 dil bildiği ifade edilir. Öğrenmek istediği dili 6 ay gibi bir sürede öğrenebildiği çevresi tarafından dile getirilir.

Frankfurt’ta açtığı müzenin yanı sıra İstanbul’da Gülhane Parkı içinde Has Ahırlar Binası’nda 2008’de açtığı ‘İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi ‘ ile geçmişte Müslüman Bilim adamlarının yaptığı çalışmaları sergiler.

Sezgin’in mütevazı yaşamı, az konuşması, az uyuması ve az yemesi O’nu adeta bir ilim müridi yapmıştır.”Evden çıkarken çantama sadece küçük bir ekmek parçası koyarak gidiyorum enstitüye. Orada dolabımdan ufak bir peynir parçası veya bir yağsız reçel çıkarır, onunla öğle yemeğini hallederim. Yani 10 dakikayı geçmiyor öğle yemeğim” ifadeleri çalışmalarının ve başarısının sırrı ile ilgili bilgi veriyor.

Ona göre din gerilemenin sebebi olarak gösterilemez. Gerilemenin başka tarihi sebepleri vardır. Müslümanlar 8.yy ile 16 yy arasında bilimin her alanında önemli buluşlar yaparken Avrupa’da nerede ise okuma yazma bilen yok gibidir. O’na göre Avrupa’da bilimsel gelişmenin ilk çalışmalarını yapanlar papazlardır.

Avrupalıların o dönemlerde özellikle Sicilya ve Endülüs’ten tercüme ettikleri eserleri kendi eserleri olarak sunmaları daha sonraki birçok gelişmenin kaynağının İslam Dünyası olduğunun ifade edilmemesi Avrupa’de bir medeniyet kibrine, Doğu’da ise Batı karşısında aşağılık duygusunun gelişmesine neden olduğu söylenebilir.

İslam dünyasının ilerlemesinin temelinde manevi uyanış ile sahip oldukları özgüveni gören Sezgin, bu durumun bilgiye susamışlığı ve öğrenme tutkusunu tetiklediğini ifade eder. Bu gün İslam Dünyasının içinde bulunduğu olumsuz şartlardan kurtulmasında medeniyeti ile ilgili özgüvene sahip olmasının, özgüvenin oluşması için de geçmişle sağlıklı bir yüzleşmenin önemli bir katkısı olacaktır.

 

 

Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.