Bir Eğitim Modeli Oluşturabilmek / Köşe Yazısı - BAŞYAZI

4.1.2017 07:44:53
BAŞYAZI

BAŞYAZI

 Bir Eğitim Modeli Oluşturabilmek

Osmanlının yıkılma süreciyle birlikte başlayan modernleşme çabalarının en yoğun olduğu alanlardan biri eğitimdir. Ülkenin gerileme sebepleri üzerinde çok ciddi tartışmalar yapılmadan, hassaten Batı’nın devşirdiği bir kliğin dayatması ile etkin olan modernleşme çabaları bir taklidin ötesine geçemedi.

Bunun belki de en ilginç örneği Cumhuriyetin ilk yıllarında anayasa ve hukuk alanında yapılan çalışmalarda, kültür, inanç, coğrafya farkı dikkate alınmadan bu alanlarla ilgili Batı ülkelerinden yapılan alıntılar, herhangi bir değişiklik yapama gereği duyulmadan uygulanan kanunlardır.

Yenilgi travmasının yarattığı ruh halinin, şüphesiz, böyle bir tasarrufta bulunulmasında etkisi olmuştur. Gösterilen ilk refleksi bir boyutuyla mazur görmek bile mümkündür.

İleriki süreçlere baktığımızda başta eğitim olmak üzere diğer toplumsal alanların nerede ise tamamında farklı bulgularına rastlamak, savunulan anlayışın kalıcı izlere sahip olduğu, inşaa edilmeye çalışılan zihni, salt yenilgi travması ile açıklamanın yetersiz kalacağı görülecektir.

Mevcut hükümetle birlikte, asli kültürel kodları ile barışma, uzlaşma gayretlerini takdirle karşılamakla birlikte, meydana gelen tahribatın derinliğinden olsa gerek, çabaların yetersiz kaldığı, gayretlerin zihinsel bir dönüşüme vesile olmasının zaman alacağı görülmektedir.

---

Tabii ki yıllardır yozlaştırma çabalarına maruz kalan, en kutsi değerlerine bile öcü muamelesi yapılan bir toplumun asli değerleriyle buluşması, fıtri-tabii olanla tekrar bir ünsiyet bağı kurması kolay olmayacaktır.

“Merkez” in sorunla ilgili çabalarını takdir etmemek hakkaniyete sığmaz.

Bunun yanında sivil teşekküllerin süreçle ilgili sahip olduğu cevvaliyeti yeterli görmek aynı şekilde problemli görünmektedir.

Toplumsal ıslah çabalarında şüphesiz “merkez”in ve “çevre”nin görev ve sorumlulukları vardır.

Ve ikisinin birlikte çabalaması, proje üretmesi gereken sorunlar olduğu açıktır.

Yeniden dirilişin temel şartlarından olan özgürlük alanlarının arttırılması “merkez”in sorumluluğu dâhilinde iken “çevre” nin açılan alanlardan toplumsal ıslah çalışmalarını arttıracak, toplumsal birlikteliği güçlendirecek bir gelenek oluşturması, bu alandan fikir üreten merkezler devşirmesi gerekmektedir.

15 Temmuz darbe girişimde gösterilen toplumsal hassasiyet, yenilgi travması ile işe koşanların toplumsal bir karşılıklarının kalmadığı, toplumsal rüşdün önündeki ciddi bir zihinsel bariyerin ortadan kalktığı söylenebilir.

Travma müntesiplerinin yaratma çabasında olduğu artçı depremleri saymazsak, ülke olarak yüzyılların yaralarını sarmak için uygun bir zaman olduğunu söyleyebiliriz.

Batıyı bize empoze etmeye çalışanlara, Batı’nın eğitimini ideal eğitim olarak ısrarla sunanlara, yine bu ülkeleri toplumsal rüşdünü tamamlamış timsaller olarak önümüze koyanlara esaslı cevaplar vermek için uygun bir zaman olduğu kanaatindeyiz.

Bunu söylerken şurayı da ıskalamamak gerektiğini düşünüyoruz.

İslam medeniyetinin her döneminde, hassaten yükselme dönemlerinde çevreleriyle sağlıklı bir iletişim geliştirdiklerini, çevrelerindeki birikimlerden istifade ettiklerini, yeniliklere açık olduklarını belirtmekte fayda vardır.

Nitekim yakın cumhuriyet tarihinde olduğu gibi, çevreye, hassaten yakın çevreye kapalı olunduğu, çevrenin birikimlerinden, tecrübelerinden, zenginliklerinden istifade edilmediği dönemlerin kriz dönemleri olduğunu yapılacak kısa bir araştırma ile bilmek mümkündür.

Yine bugün Batı’nın teknolojik ve bilimsel üstünlüğünün nasıl oluştuğu, temelinin nasıl atıldığı ile ilgili sorulacak bir soruda çevre kültürlerin, özellikle İslam medeniyetinin bariz etkisi net görülecektir.

Dört tarafını zihinsel bariyerlerle kapatan bir toplumun-devletin ilerlemesinden bahsetmek mümkün değildir.

Başta medeniyet geçmişimiz olmak üzere, çevremizdeki ve dünyanın farklı yerlerindeki tecrübelerden istifade etmemiz yeniden dirilişin temel parametrelerinden birisidir.

Eğitim özelinde baktığımızda, kendi dinamiklerimize uygun bir eğitim modeline acil ihtiyacımız vardır. Bu modelin inancımızla paralel olması içimizi kolaylaştıracaktır.  Bunun birinci şartı konuyla ilgili geçmiş tecrübelerimizden istifade etme zorunluluğu ise, ikinci şartı, zamanımızın mevcut eğitim modellerini en iyi şekilde tecrübe edebilmektir.

Oluşturacağımız modelin statik olmaması, zamanın gerisinde kalmaması için farklı tecrübelerden istifade zorunludur. Bu arayışın beraberinde getireceği istikrar ve süreklilik, alanla ilgili, sürecin ürüne dönüşmesinin önemli bir şartıdır.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1245 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları

İMSAKGÜNEŞÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
04:2205:4411:4514:5817:3418:49

Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Eğitimle Diriliş Dergisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.